Öngördükleri yüzde 7, gerçekleşen şimdiden yüzde 12.78…

121
Köş, Moreket

Bakın geçen yıl böyle gün ne yazmışım…

“2017 bütçesinde enflasyon öngörüsü yüzde 6 olarak belirlenmiş.

Çok iyimser bir tahmin.

2016 için de yüzde 6,6 öngörülmüştü ancak, yüzde 7,5 olarak biteceği anlaşılıyor.

Yüzde 1’lik bir şaşma.

Dövizin bu gidişatının geriye dönmesini beklemek çok mantıklı değil.

Bu durumda gerçekçi olmayan bir bütçeyle seneye başlıyoruz demektir”….

Nasıl ama…

Ben ekonomist falan değilim ama, görmüşüm; görmesi gerekenler görmemiş…

Yüzde 7 öngörülen enflasyon, daha Kasım’da yüzde 12,78 çıktı…

Daha Aralık var…

O da açıklansın, iki katını geçecek…

Geçen yıl bugünlerde de dövizde fırlama yaşıyorduk.

Türkiye’deki siyasal ortamın yarattığı bir artışın ilk sinyalleriydi bu…

Giderek ivme kazanacağı da belliydi.

Bunu görmeden yapılan bir öngörü, bunu görmeden hazırlanan bütçe…

Sonuçta, feci bir kayıp…

Hesap edilemeyen, beceriksizce…

Ne olacak bu fark?

Kim, nasıl yerine koyacak?

Yarın kalkıp, ‘memura bu kadar artış vereceğiz’ falan da diyecekler…

Sanki nüfusun tamamı memurmuş gibi.

Sanki oyları sadece memurdan alacaklarmış gibi…

Geçti o devirler, seçmenin yüzde 70’i özel sektörde, ortalama asgari ücrete talim etmekte…

Ne zam aldıkları var, ne de alacakları…

Hayal bile edemezler…

Bir tek şey olacak, herkes boğazından biraz daha kesecek, herkes biraz daha fazla borçlanacak…

Daha da fakirleşecek…

En azından gelen felaketi görebilseler, ona göre planlama yapabilseler, o bile yetecek…

Kaldı ki, Aralık biterken, bu sene ne bütçe var, ne enflasyon öngörüsü…

Varsa yoksa seçim…

Seçim var diye bütçeyi bile geçirmediler…

Tek başınıza iktidara geleceksiniz diye gitmediniz mi siz bu seçime?

Madem gene geleceğinizi hesapladınız, niye geçirmediniz bütçeyi o zaman?

Sen tasarruf yapma, devletin gelirini arttırmak için çaba gösterme, vergi kaçağına dokunma, sonra da kalk, “Yapabileceğimiz bir şey yok!” de…

Rabbim selamet…

Hesapsız, kitapsız…

Freewheel…

Sonra da vaad üstüne vaad…

İnanacak mısınız?

 

 

 


 

YERİN KULAĞI VAR

NET MESAJ:

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs Türkleri eşsahip oldukları bu adada, hiçbir zaman Rumların istediği gibi azınlık konumuna düşmeyecek. Zihniyet değiştirip, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğini kabul etmezlerse, çözüm için müzakereler hep sonuçsuz kalacaktır” dedi. Rumların, şimdilik böyle bir niyeti olmadığına göre, kurulacak bir müzakere masasından sonuç beklemek, abesle iştigalden başka birşey olmaz sanırım…  

 

SEÇİM SONRASI DEPREM YAŞANACAK:

Bugünlerde UBP’liler arasında, seçime yönelik en sık dile getirilen sözler, “Lefkoşada liste ikiden başlar. Mağusada üçü, beşi geçin, Güzelyurt için ikiye takılmayın…” Aslında diğer bölgelerde de aynı durumlar yaşanıyor. Adaylık seçimlerinde başaramadıklarını, sandıkta başarmaya çalışıyorlar. Bunlar tutar mı, başarılı olur mu bilemeyiz ama, seçim sonrası UBP’de büyük bir deprem yaşanacağı kesin gibi…

 

KEŞKE AÇIKLAYABİLSELER:

Partilerdeki aday “zengin iş insanları” bir gazeteye verdikleri röportajda, aylık geliriniz ne kadar?” sorusuna “Yaptığınız işlerden aylık geliriniz ne kadardır” sorusuna cevap vermemeyi tercih etmişler. Yani hiç biri de aylık kazancının ne olduğunu söylemek istememiş. Aslında onlar da haklı, söyleseler bir dert, söylemeseler başka dert. Kazançlarını şeffaf bir şekilde açıklasalar, belki de Vergi Dairesi peşlerine düşecek…

 

HİÇ UNUTMAM, MERAK ETMEYİN:

Enflasyon rakamları açıklandı. Döviz yükselmeye devam ediyor. Herkes perişan… Öngörüleri fos çıkan, taş üstüne taş koymayan, halkının perişanlığını görmezden gelen bir siyaset anlayışı… Çıkıp da, ‘neden böyle oldu’ diye bir açıklama bile yok. Hala daha adam karşınıza geliyor, ya da telefon açıyor, “Bizi unutma ha!”… Unutmam, hiç unutmam, merak etmeyin.

 

BUNLAR BİZİM ÇOCUKLARIMIZ:

Efe Önder, İngiltere’de yaşayan Kıbrıslı bir Türk. Mesleği, Uçak ve Uzay Bilimleri Mühendisi. Diyor ki; “Ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik sıkıntılar, ambargoların getirdiği sorunlar ve elbette bu çözümsüzlük durumu, yaşam şartlarını olumsuz yönde etkiliyor ve bizim gibi gençleri ülkeden uzakta yaşamak zorunda bırakıyor.Mevcut düzenin bir gün değişmesini ve Kıbrıs Türk halkının iyi yönetilmesini ümit ediyorum”… Böyle çocuklarımız sadece yurt dışında değil, ülkemizde de var. Ama ne yazık ki onları siyasette göremiyoruz. Çünkü statüko toplumu ahtapot gibi öyle bir sarmış, bu cevherlerin gün yüzüne çıkmasına izin vermiyor…

 

MECLİSTE “TATİL” SONA ERDİ:

Partilerin ortak uzlaşısı ile “tatile” çıkan Meclis bugün yeniden işbaşı yapacak. Nisap sağlanır mı derseniz, sanmıyorum. Hele de seçimlere bir aydan az kaldığı zamanda hangi vekil gidip de Meclis’te vakit öldürecek. Hem de tek gündemi, gündem dışı konuşmalar olan bir Meclis’e… Keşke seçimlere kadar tatile gitseler, zaten toplanıp da ne yapıyorlar ki…

 

 


 

ZİRVEDEKİLER

Yorgo Vassiliou: Eski Rum lider, Güney’de görülen hayalleri deşifre etmiş… “’Fiili durum işimize gelir. Herhangi bir çözüm, fiili durumun idamesinden çok daha zararlı olur’ mantığı  yanlıştır. Siyasi açıdan iki eşit toplumun federasyonu fikri aleyhine sloganlar ileri götürülüyor… Önceleri bu rüya Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleşmesi mücadelesiydi, şimdi ise, son sözün her zaman Kıbrıslı Rumlarda olması şartıyla Kıbrıs Cumhuriyeti’nin  idamesidir”.

 


DİPTEKİLER

Olmaz Olmaz Demeyin: UBP-DP hükümeti tarafından Antalya’ya bol kepçe maaşla Turizm Tanıtma memuru olarak atanan Nazmi Pınar, bir tv kanalının muhabiri olarak Başbakan Özgürgün’le röportaj yapıyor. Başbakan da, “ayıp olur” demek yerine, mutlu ve mesut röportaj veriyor. Boşuna dememişler “Burası KKTC, olmaz, olmaz demeyin” diye…