Hükümet Programı hazırlanadursun, ortaklar imzaladıkları protokolle, öncelik verilecek işleri listelediler….
Acil olarak değerlendirdikleri….
“Müşavirlik sistemine son verilmesi; kamu istihdamlarının Bakanlar Kurulu onayıyla yapılması; gelmiş geçmiş tüm hukuksuz işlemlerin iptali; hukuksuzluk, usulsüzlük yolsuzluk dosyalarının hızla sonuçlandırılması; mal bildiriminde bulunması zorunlu olanlardan yanlış bilgi veren ya da kaynağını açıklayaman varsa, ceza uygulanması, Nereden Buldun Yasası; Savcılıktan talep gelirse, dokunulmazlığın kaldırılması; devlet bankalarının yönetimleri tarafından zarara uğratılıp uğratılmadığının soruşturulması; Sayıştay raporlarının polis ve Başsavcılık aşamasında hızla sonuçlandırılması; kamu reformu; yeni Yurttaşlık Yasası, yurttaşlık verilmesine sınırlama, beyaz kimlik; imar planlarının süratle tamamlanması; teşviklerin tek elde toplanması, vergi muafiyetlerinin sürelerinin kısıtlanması, yatırımcılara arazi verilirken, kamu yararının gözetilmesi ve ihale; Seçim Halkoylaması Yasası’nın yenilenmesi; Sayıştay, Ombudsman Yasalarının revize edilmesi; Faiz Yasası; bakanların kendilerine veya başkalarına avantaj yaratmaması; Kamu Hizmeti Komisyonu Yasası; Türkiye’yle giriş çıkışlar konusunda adli yardımlaşma anlaşması; Kıbrıs konusunda partiler görüşlerini muhafaza ederken, Cumhurbaşkanı ile sağlıklı diyalog sürdürme”…
Gerçi ben bunlara, toplumda yaratılmak istenen kutuplaşmanın önlenmesi, asayiş, suyun işletimi, Türkiye ile ilişkiler, uygulanması savsaklanan projeler gibi konularda acil tedbirlerin de eklenmesini beklerdim ama, herhalde bu yukarıda saydıklarımızı ortaklar bir anlamda “ilkeler” olarak mütalaa etmişler.
Diğerleri de icraatlar içinde yani hükümet programında ele alınacak gibi görünüyor…
Şimdi bu protokolde sıralananların herhangi birine karşı çıkacak olan var mıdır..?
Olmaması gerekir…
Sadece bu yolda gidilirken, birilerinin rahatına dokunulacak ki, onların da fazla tantana yapma lüksü yok. Çünkü ellerinden alınacak olan avantajlar, zaten kamu yararına, adalete, hukuka, eşitliğe aykırı menfaatler…
Güzel, çok güzel…
Ama kağıtta kalmazsa…
Belki yasalar zaman alabilir. Ama yasası zaten varolup da uygulanmayan bir çok madde var ki, bunlar bir günde hayata geçirilebilir…
Aynı zamanda, zorlu işler…
Kırk yıllık statükonun bazı ana parçalarını yoketmekten bahsediyoruz.
Altına imzayı attıklarına göre, kararlı olmalılar…
Umalım ve dileyelim ki, bu kararlılıkla ve hızla sonuca ulaşsınlar…
Hükümetin kurulmaması için çalışanlar, şimdi de bu protokolu ve henüz görmediğimiz hükümet programını “itibarsızlaştırma” çabasına giriştiler…
Bunlar önyargının ve hayal kırıklığının bir tezahürü.
Elinden oyuncağı alınan çocuk misali…
Bence de tam aksine, Protokolde dile getirilen bu öncelikli icraat hedeflerine ulaşma oranı, hükümetin geleceği için de en somut işaret olacak…
YERİN KULAĞI VAR
3-5’İNİ YAPIN YETER:
Bugüne kadar ne protokoller, ne hükümet programları gördük. Öyle güzel, yaldızlı sözler vardı ki içlerinde. Ama hepsi de yazıldığı gibi kaldı bugüne kadar. Şimdi dörtlü hükümet de öncelik verdikleri 22 maddeyi yayınladı. Biz 22’sini de yapmalarını beklemiyoruz, ha yaparlarsa müthiş olur ama, üçünü beşini bile yapsalar kabulümüzdür, öpüp alnımıza koyarız……
ESAS SINAV:
Kurulduydu, kurulacaktı derken dörtlü koalisyon kuruldu. Başarılı olur olmaz bilemeyiz, herkes kendince birşeyler söylüyor. Şimdi dörtlüleri bekleyen en önemli konu, Türkiye ile imzalanan mali ve ekonomik program. Dörtlü bu sınavı da başarılı şekilde geçer ve fire vermezse, sınıfı geçecekler. Çünkü ortaklardan bazılarının protokolde yer alan bazı maddelere itirazı olduğunu hatta, buna karşı eylem yaptıklarını da biliyoruz. O nedenle dörtlünün önemli sınavı bu ekonomik protokol olacak…
BABASININ MALI YA:
Dün kulağıma UBP’ye yakın bir kaynaktan bir duyum geldi. İddiaya göre UBP Başkanı Özgürgün, kendi bürokratlarını, mevcut hükümete yardımcı olmamaları konusunda uyarmış. Yardımcı olanlarla ilgili olarak da, olası bir UBP iktidarında gereğinin yapılacağını söylemiş. Duyumu aldığım arkadaş, üç yerden teyid ettiğini de vurguladı. Eğer bu iddia doğruysa, çok çirkin ve vahim. Özgürgün acaba devleti babasının malı mı sanıyor…
YA İPTAL EDERLERSE:
UBP-DP hükümeti döneminde, Bakanlar Kurulu kararıyla kendisine vatandaşlık verilen Egemen Bağış, “Aslında kabul etmemin sebebi; milli davamıza sahip çıktığımı göstermek, dosta düşmana karşı Kıbrıs’ın yanında olduğumuzu ilan etmektir” dedi. Vatandaşlık için kriter milli davaya sahip çıkmaksa, bu durumda 80 milyonun hepsine vatandaşlık vermemiz gerekecek… Ama sanırım Bağış’ın telaşı, “arakadaşının” verdiği vatandaşlığın iptal edilmesindendir…
GENELDE UMUTSUZLUK:
Anastasiadis’in yeniden seçilmesi, anlaşma yanlılarını böldü. Sosyal medyada yorumlarını izlediklerimin bir kısmı tamamen umutsuzluğa düşerken, diğer bir kısmı, Anastasiadis ve Malas’ın 1. turda aldığı toplam yüzde 65’in çözüm isteyenlerin oranı olduğunu savundu. Arada çok daha gerçekçi yorumlar da gördüm. Bunlar, Güney’deki eğitim sistemi değişmedikçe Kıbrıs’ta bir anlaşmanın mümkün olmadığını ve anlaşma karşıtlarının statükodan memnun olanlar olduğunu vurguladılar… Ancak ortak noktaları, çözüm yolundaki mücadeleden vazgeçmemek oldu…
YANİ?:
“Şu an itibarıyla yeni müzakereci atamayı düşünmüyorum. Çünkü her şey eskiden olduğu gibi hiçbir şey olmamışçasına, aynı minval üzere bir 50 yıl daha devam etsin anlayışında değiliz”… Bu sözler, Özdil Nami’nin Müzakerecilik görevini iade ettiği kabul esnasında, Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından söylendi. Bana da çok manidar geldi… Minval değişikliği mi talep edeceğiz..?
ZİRVEDEKİLER
Carl Bildt: İsveç eski Dışişleri Bakanı ve Dayton Anlaşması eş başkanı Carl Bildt, sosyal medya hesabından bir paylaşım yapmış… “Anastasiadis yeniden seçildi. Ama korkarım, yeni barış görüşmeleriyle ilgili beklentiler açısından çok da iyi değil. Umarım yanılırım” diyor… Dünya da öyle olduğunu biliyor ama böylesi işlerine geliyor herhalde…
DİPTEKİLER
Yazık Edersiniz: Meclis Başkanlık Divanı seçimlerinin ertlenmesinin arkasında, TDP milletvekili Hüseyin Angolemli’nin, Meclis Başkanı yapılması için formül arandığı iddiaları var. Doğruysa eğer halkın büyük çoğunluğunun destek verdiği ve umut bağladığı bu hükümet büyük bir yara alır. Meclis İç Tüzüğü açık ve net. Kimlerin başkan olabileceği orada yazılı. Siz eğer tüzüğü hiçe sayıp, arkadan dolanmayı tercih ederseniz, “hukuka saygılı, adil ve şeffaf bir yönetim” sözünüzün ne kıymeti kalır…
































