Geçtiğimiz gün CTP Genel Başkanı Sn.Erhürman “Meclis kahve haline geldi” dediydi..
İşte şimdilerde o “kahvehaneden” çıkan Sucuoğlu Koalisyon Hükümeti de “ancak bu kadar olabilirdi” düşüncelerini çakarak istifa edip etmemek arasında gidip gelmekte!
Ki hiç şaşırmadım! Hatta yazımı yazarken dedim ki kendime, “nasıl bir yorum yapmalıyım ki olası Hükümetin istifası nedeniyle kadük duruma düşmesin!”
DOLAYISIYLA sonuçta gelip giden Hükümetlerin aslında Kâbesi olması gerekirken “kahvehaneye” dönüştürülüp patırtılı gürültülü, kavgalı durumuna düşürülmüş Meclis’i öne çıkardım..
Çünkü Meclisi sağlıklı çalışamayan bir ülkede sağlıklı ve istikrarlı hükümetler beklemek mümkün değildir..
Nitekim kısa bir zaman dilimi içine sıkışmışlığına karşın gelin şu Meclisimize bir daha bakalım: *** NE dediydi Sn. Erhürman? “Meclisi kahve yaptınız!”
Hatta kahvehaneyi de geçti! Çözüm üretmek yerine sorun üreten bir oturum mekânı haline getirildi..
Çünkü sadece yoldaki, marketteki, hastahanedeki, devlet dairesindeki, kahvehanedeki… Yurttaş değil! Artık Meclis’teki “vekiller” de yılgın bezgin ve eziktirler..
LAFIN kısası toplumca hepimiz de benzer duygular ve olumsuz tepkiler içindeyiz! Çünkü “Devleti öylesine parça körçe ettik ki bırakın yeniden restore edip işlevsellik kazandırmayı.. Bırakın iktidar muhalefet tartışmalarının düzeyini.. Artık ayni partiye mensup milletvekilleriyle Başbakanlar bile birbirleriyle “makamlar ve menfaatler” uğruna “iktidar muhalefet” partileri gibi birbirleriyle takışabilmektedirler!
NİTEKİM Hükümetin istifasını gündeme getiren olay ne muhalefet şerhi sonucudur ne de tezgâhı! Ayni Parti içinde Başbakanla Bakanının kavgasıdır! Ki mevtasını kaldırmak için parçalarını bile toplayamayacağınız kadar parça körce olmuştur! ***
OYSA: Az biraz geriye giderek 1974’ler sonrası Meclisimizi hatırlamaya çalışın: Bugün kavgası yapılan bütün kurumsal ve kuralsal ne varsa o yıllarda hazırlandı o yıllarda pişirilip kortarıldı.. KKTC o günlerin Başbakanları, Bakanları sayesinde “devletlu” oldu..
Kİ demokratik ülkeler için asıl ve büyük gerçek “Meclistir.” Bakın tarih kitaplarına.. Atatürk’lü İnönü’lü Meclis gerçeklerine.. Ankara’daki o Meclisin çatısı altında Koca bir Türkiye yaratıldı.. Bizse yarattığımız Devleti tarumar etmek üzerine yasama oluşturuyoruz!
ÇÜNKÜ hepimiz de suçluyuz! Karanlıkta korku savmak için ıslık çalmak kabilinden Meclisin çatısı altında bağırıp çağırarak suçlarımızın, başarısızlıklarımızın günahlarını savmaya çalışıyoruz! Ve çözüm üretmek yerine beterince sorun çoğaltıyoruz! NİTEKİM artık o yüce denilen Mecliste vekiller, birbirlerini “yalancılıkla” suçlamaktadırlar! KISACA bu duruma getirdikleri KKTC nedeniyle de üzülüyor eziliyorlar! Sayelerinde yaşanan kötü günlerin kefaretini ödemek telaşında birbirlerini suçluyorlar!
EĞER böylesi suçlamalar “sorun bilinci” yaratacaksa “varsın Meclisi kahvehane yapın fakat geri adım atmayın” diyeceğiz ama ülkede iplerin uçları çoktan kaçtı! ***
BAKIN geçen gün Mağusa limanında grev vardı. Açıklamalarda “nedeni personel eksikliğiydi” deniyordu!
Oysa o limanda bırakın personeli falan! Limanlar Şirketi iki üç kişilik üyesi ile Yönetim Kurulu olarak çoktan kadük duruma düştü! Kendini daha yıllar önce feshetmesi gerekirken de aksine dört beş “kişilik işveren” durumuna geçip limanın kaymağını yalamaktalar!..
VE Devlet farkında olduğu, bildiği bu anomaliyi düzeltip KKTC limanlarını yeniden organize edeceğine; “bırakın yapsınlar, bırakın yürüsünler” tutumunda zaman harcıyor…
PEKİ, KIB-TEK de benzer ihmaller ve vurdumduymazlıklar sonucunda gelmedi mi bu günlere? Ki artık memleketin elektriği için tedarik edilecek santrallar için bile kavgaya dönüşen tartışmalar karşılıklı “yalancılık ithamlarında” Meclisin gök kubbesinde çınlamaktadır!
Başbakan ile Bakanı karşı karşıya gelirken de hükümetin istifa edebileceği ihtimalleri konuşuluyor! ***
ÖTE yandan: Geçtiğimiz gün HP Genel Başkanı Özersay Meclis’te yakınıyordu: “Hükümet diyordu göreve geldiği günden itibaren yaptıklarıyla önce Başbakanın sonra Hükümetin ve sonunda da devletin itibarını zedelemektedir.. Hükümetin eli taşın altında değil, vatandaşın cebindedir!..” KISACA tutun ki bu ülkede layık olmadığımız bir “yönetim zafiyetiyle yönetiliyoruz!” Vekillerimizin Başbakanımızın, Bakanlarımızın bireysel iyilik sağlıkları, mesleki başarıları, insanlıkları ve adamlıklarına karşın bir araya gelip “Hükümeti” oluşturduklarında, akla mantığa sığmayan bir ters orantıda, eşittir “başarısızlık” çıkmakta!
***
PEKİ HÜKÜMET istifa eder mi? Etse ne olur? Ne ilktir ne de son! Hatta ne dedik? “Sucuoğlu Hükümeti çoktan istifa etmeliydi iyi dayanıyor ha!” Ki bu kez de UBP Merkez Yönetim Kurulu tam desteğini sundu! Bir süre daha dayanacak neden de kendiliğinden oluştu! *** FAKAT arttık halk dayanamıyor! Bakın gazete manşetlerinde durum vaziyetleri nasıl ayazlanıyor: “Banka Mevduatlarının yüzde 2’inden oluşan kalkınma kredilerinin yüzde 48’i geri dönmedi!” Yani yine milyarlar buharlaştı! 162 kişiye verilen krediler donuk pozisyona düştü..”
Böylesi bir sorun ülkenin hem mali hem de ekonomik yönden iflasını çağırır!.. …NEREDE kaldık? “Sucuoğlu Koalisyon Hükümeti istifa eder mi?” Neden olmasın diyeceğiz ama partisinden aldığı destek ortada. Ha istifa etseydi ne olurdu? Yerine bir başka Koalisyon Hükümeti kurulurdu da önce Meclis.. Tüm sorunlar Mecliste çözüm bulacaksa önce Meclis diyorum. Kahvehane olmaktan kurtarılması gerekir!
































