Köşe Yazarları

ÖLÜMCÜL DERECEDE TAHLİKELİ…

Başaran Düzgün yazdı







Seçim kampanyasının resmi propagandası sönük başladı.

Covid seçimi fena şekilde gölgeliyor.

Gemiler ve uçaklar durdu ama dünkü rakamlara göre 21 pozitif vaka var.

Sağlık Bakanlığı bunun dokuzunun yerel vaka olduğunu iddia ediyor.

İddia ediyor diyorum çünkü doktorlar da dahil çok geniş bir kesim Sağlık Bakanlığı’nın verilerine inanmıyor.

“Sağlık Bakanlığı pozitif vaka sayısının ne kadar olduğunu bilmiyor” diyen doktorlar da var.

Son bir haftadır piyasa ve her türlü aktivite durma noktasına geldi.

İnsanlar çocuklarını kreşlere bile göndermiyorlar.

Lokantalara girenlerin sayısında ciddi düşüşler var.

Alış-veriş adeta durma noktasına geriledi.

Resmi olarak karantina-kapanma ilan edilmedi ama vatandaş kendi tedbirlerini uygulamaya koydu.

Toplumun sevdiği, güvendiği doktorlar “ailenizin dışında maskenizi çıkarmayınız, kahve bile içmeyiniz” diye uyarılarda bulunuyorlar.

 

***

 

Yüksek Seçim Kurulu seçim maksatlı toplantıları yasakladı.

Adaylar resmi programlarını iptal etmeye başladılar bile.

Zaten vatandaş seçim için kalabalıklarda bulunmaya niyetli değil.

Bırakınız salon toplantılarını, büyük mitingleri, köy kahvesinde basit bir aday-seçmen buluşması da artık mümkün değil.

Peki bu zorlu koşullarda seçime katılım ne olur?

Seçimin meşruiyetini tehlikeye sokacak bir katılım olursa ne yapacağız?

 

***

 

Bu sorunla önce Yüksek Seçim Kurulu’nun ilgilenmesi gerekir.

Öyle sıkı yönetim dönemlerindeki gibi yasakların duyurulduğu ilanlar vermenin yanında vatandaşın gönül rahatlığı ile  oy kullanacağı ortamı yaratmak Yüksek Seçim Kurulu’nun görevidir.

Yüksek Seçim Kurulu’nun bu konuda yapacağı çok iş vardır.

Seçim sandıkları başında yığılmanın önlenmesi, oy kullanılacak ortamın virüsten arındırılması, yaşlılar ve risk gurubundaki seçmenlerin dahil herkesin gönül rahatlığı ile oy vereceği ortamın yaratılması Yüksek Seçim Kurulu’nun görevidir.

Ve adayların yapacağı işler vardır.

Seçmeni oy kullanmaya ikna ve teşvik edecek olan adaylardır.

Siyasi partiler tüm olanakları ile devreye girip seçime katılımı sağlamalıdırlar.

 

***

 

Kıbrıs Türkü zor günlerden geçiyor.

Hem sağlık hem de ekonomik açıdan tarihinde rastlamadığı kadar zor günler.

Ama cumhurbaşkanlığı seçimini sağlıklı bir şekilde yapmak hepimizin görevidir.

“Cumhurbaşkanlarını bile seçmekten acizdirler” imajı zaten sakat olan toplumsal irademiz için ölümcül derecede tehlikeli sonuçlara yol açabilir.

 








Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu