Bu Lefkoşa kentinde en önemli kapılardan biridir Baf Kapısı’dır…
Lüzinyanlardan beri.
Ki nice krallar, onların eşleri, prensler ve Lortların mezarları o bölgedeydi.
Venedikliler gelmezden önce, bugünkü Baf Kapısı’nda bulunan Latin kilisesinin olduğu yerde bir manastır vardı.
Kraliyet ailesine aitti bu manastır.
Geniş bahçeler içinde olduğu söylenir.
Zaten o dönemler Surlariçi Lefkoşa’nın büyük bölümü bahçeler içindeydi.
V e su, dönemin teknolojisine göre dolaplarla taşınırdı.
Alabildiğine yemyeşil bir alandı Lefkoşa,
Ki yarım asır öncesine kadar bu özelliğinin bir kısmını korumuştur denebilir.
Diyeceğimiz,
Kraliyet mensuplarının mezarları bu boydan boya bahçeler içinde olan manastırdaydı.
…
Bir kaynağa göre orada yatanların bir kısmı şunlardı:
Ughetto Ugo, Plotrino, Glacomo, Giano, Galilee…
Bunlar Kıbrıslıydılar.
Adaya gelip gidenler, o nesilleri Kıbrıslılar olarak tanımlarlardı…
…
Venedikliler geldiğinde kentin surlarını küçültürken bu manastırı da yerle bir ettiler.
…
Yerle bir etmek, bir tarihi, bir kültürü neredeyse tamamen yok etmek sadece bize mahsus bir şey değildi.
Avrupa’dan gelenler de böyleydi ve sırasında beş beterini yapıyorlardı.
…
Bu arada müzakereler hızlandırılmış haliyle sürüyor.
…
Zaman zaman bireysel çıkışlar olsa da, iki toplumun en üst düzeyde birbirlerine karşı yaptıkları hatalardan dolayı özür dileyeceği günler de gelecek mi?
Dünya hep böyle yaptığına göre…
…
74’ten sonra her iki tarafın mezarlıklarının bir kısmı yok edildi.
Öyle ki, kimi mezarlık alanlarında herhangi bir mezar izi bile bırakılmadı.
Kimileri de kırık dökük halde günümüze kadar gelmiştir.
…
Mezarlık alanları, o toprak parçası üzerinde yaşayan kültürlerin izlerini ileriki kuşaklara taşınması açısından en çok korunması gereken alanlardır.
…
Bu adada yaşayan Kıbrıslılar sadece şimdiki nesiller değildir.
Sadece Ahmet, Mehmet, Andreas, Maria geçmedi buralardan…
…
Doğrusu,
Biz de Venediklilerden daha ileri gitmiş,
Ve sadece başkalarının mezarlarını değil kendi mezarlarımızı da yok etmiştik.
…
Bunlar geride kaldı denebilir…
…
Önümüze bakacak olursak,
Mezarlardan vazgeçtik,
Şimdi sıra kentlerde.
Ki bunları da hallettik sayılır.
Yok etmekten beter…
…
Gelecek nesillerin de atalarının izlerini bulamaması büyük olasılık…
…
Dün yapılan bir açıklamada “Sorunu gelecek kuşaklara aktarma lüksümüz yoktur” dendi.
Doğrudur.
Kendi kültürünü geleceğe aktaramayanlar,
Dileriz ki barışı olsun aktarabilirler.
Özür mözür de istemez!
Varsın ölülerin üzerine basa basa olsun!..
































