Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

OLAĞANÜSTÜ KARARLAR!

Olağanüstü günlerin kararları, olağanüstü olur. Bu nedenle Tatar Hükümetinin “bütçesini,” dolayısıyla kendini rizikoya atarak aldığı son kararı “cesurcadır” ama uygulaması “talihe” kalmıştır!

Biliniyor: Bir süre önce Hükümet virüs nedeniyle “kapatılan” işyerlerinin sigortalı olan çalışanlarına “İstihdam Destek Ödemesi” altında ayda bin 500 TL. katkıda bulunma kararı aldıydı.

Fakat bu karardan önce “kamu görevlilerinin” maaşlarında düzenleme yapmış, en düşük 5 bin en yüksek 8 bin 500 TL’e sabitlenmişti. Bu uygulamayı “Köşemizde” ayazlatırken “Hükümet “Ali’nin külahını Veli’ye Veli’ninkini Ali’ye giydirerek bütçesini korumaya çalıştı dedikti!”

Nitekim “Devlet çalışanları” bünyesinde yapılan bu ayarlamalardan sağlanacak “parasal tasarrufla” da “kapalı olan işyerlerinde çalışan sigortalılara, bin 500 lira aylık katkı olarak kanalize edildiydi!

NE var ki suyun önünü açarsanız akışı durduramazsınız.. Adaletin kılıcı bile çift yanlı keser! Nitekim Hükümet bu kez de memurlar dışında kalan “çalışanlara” ayrıcalık yaptığı, bazılarını bin 500 liralık yardım paketinin dışında tuttuğu için, tüm sendika ve STÖ’lerinden zılgıt yediydi!Olay Hükümeti “İstihdam Destek Ödemesi” paketini yeniden organize etmeye sevk etti! Ve “1500 liralık parasal yardımdan yararlanacakların sayısını 60 bin kişiye çıkardı! Yani Hükümetin “bütçesinde” tek kuruşluk artış olmazken ya hurra ya mera diyerek “alın size para” kararına vardı!

***

BU 1500 liralık katkıdan yararlanacak olan “mesleki kesimlere” şöyle bir baktım, (bazıları için) diyeceğim bir iddiada yazıyorum, ancak helvalık, yada bayramlık esamesinde kalmakta!)

Buna karşın Devletin kimseye, “senin paraya ihtiyacın yoktur vakti zamanında vermediğin vergilere say” diyecek hali de olmadığından, uygulama, elmalarla armutlar karışmış da olsalar, tutun ki Tatar Hükümetinin “yapacağının da üzerinde bir katkı oldu! (Mesleki kesimler konusunda somut verilerden kaçındım çünkü zaman ve mekân bunları tartışmayı değil, aksine “birlik ve beraberliğin tesis edilmesi yönünden çok önemlidir.” Kaldı ki artık sorun Tatar Hükümetini de aştı. Resmen bir ulusal dar boğazdayız ve işte o “saplantımla” diyorum asıl şimdi “Ulusal Konseye” ihtiyacımız vardı.

OYSA: Nedir görünümümüz? Cumhurbaşkanı bir yanda Başbakan ta öte yanda ve uçta! Bakanlar Kurulu karar almada, halk başkaldırmada!

ÖTE yandan: Süt, patates, enginar hatta marul bile ellerde kalmakta! Narenciye TC’ye satılacak falan dendi ya! Bakın karşılığı olan parasal ödeme kaç zaman sonra gerçekleşecek?

Kısaca “virüs” bir gün çekip gidecek yarattığı kaosu kalacak bize hatıra!


KISACA TAKILDIKLARIM!

Bir ay önce “koranavirüs” arzı endam eylediği günlerde, zaten kalmadılar ama dişimin biri “inadıma” fena halde sızlamaya başladı ki ancak o sızıları çekenler bilirler! Bir hastahaneye başvurdum. Daha ağzımdan “dişim” lafı çıkmadı ki “hayır, hayır olamaz, diş doktoru bakamaz, size yaklaşamaz, yasak” demezler mi?

O “yasak” bir aydır devamda.. Ki tanıdığım bir arkadaşım da tam “virüsün ortaya çıktığı gün takma olan ön dişlerini kırdı. Hâlâ yaptıramadı, yasak! ***

ÖTE yandan her halde “DAÜ öğrencileridirler.. Yada inşaatlarda lokantalarda çalışıyorlardı. Teşbihimi mazur görün! “Binlerce siyahi öğrenci” ile ötesi 3. ülke insanları serseri mayınlar gibi aramızda dolaşıyorlar ki ne tedbir ne düşünce ne adap, terbiye!

Bu öğrenciler virüs nedeniyle aramızda adeta “tutsak” kaldılar! Ne yerler ne içerler, nerede nasıl kalırlar? Neden en kalabalık yerlerde mantar gibi biterler? Sağlık denetiminden geçirildiler mi? Var mı soran arayan? Aradan bir ay geçti ve ben sorduğum bu soruma “hayır” diyorum!

ÖTE yandan artık medyada “suçların arttığı yolundaki haberler daha yoğun salınıyor: Sokağa çıkma yasağı olmasına karşın nasıl olur da artar diye şaşırsanız da çevrenize şöyle bir baktınız mı “başka ne olmasını beklerdin” dersiniz kendinize!

Kısaca hatırlatacağım: Devlet bile olamazken memleketi “tek profesörü olmayan onlarca üniversitelerle doldurduk. Öyle ki artık parası olan tuzu kuru öğrencilerimiz, okkayla para harcayarak bu “kurduğumuz üniversitelerin tedrisinden kaçmak için kendilerini AB’e yada ABD’deki üniversitelere atıyorlar!.. Kariyer nedeniyle tabi!

Zannederim “milat” yaptığımız bu virüs olayından sonra masaya yatırmamız gereken sorunlarımızdan biri de “Üniversiteler” olmalıdır…