Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

OLAĞAN SÜRECE GEÇERKEN…

Başta Sn. Başbakan Ersin Tatar olmak üzere 1 Temmuz hatta öncesinden başlayacak hazırlıklarla “yeniden normalleşme sürecine” döneceğimizi açıklıyorlar.

Aslında siyasi konumumuz nedeniyle KKTC için “normalleşme” yada “normal” denecek bir “devlet yapısı” ve “yönetim” biçimimiz yoktur.

Nitekim 1974’den beridir bizim “normal” olarak kabul etmemize karşın sürdürmekte olduğumuz tüm siyasi ve sosyoekonomik faaliyetlerimizle bunlarla ilgili plan ve programlarımız.. Uygulansalar da uygulanmasalar da sadece “Devlet olduğumuzu ispat etme çabasına bağlı  gösterilerden öte değillerdir!

Zaten çok iyi bilmekteyiz: Bugüne kadar hiçbir hükümet yaptığı plan ve programları uygulama fırsatı bulamamıştır..

Tatar hükümetini de bu yargıyla değerlendiriyorum. Bir tek farkı ve savunması olacaksa o da devri iktidarında Koronavirüs gibi bir dünyasal salgına rast gelmesi talihsizliğine bağlı olarak “icraatlarını” gerçekleştirememiş olmasının  affedilebilir olmasıdır.. ***

KISACA KKTC tanınmadan yada siyasi çözüme ulaşmadan “olağanlıktan” söz etmek mümkün değildir.

Ne var ki içine kapandığımız aslında “esiri” olduğumuz bu küçücük dünyamızı çok sevmiş olmalıyız ki seçimlerden seçimlere koşarken her buçuk yıla da bir Hükümet sığdırmaktayız.

Dahası nasıl becermişsek çözümsüzlüğümüze karşın yirmiyi aşkın üniversite oluşturmuşsuz ki gerçekten de Japonya’dan bile gelen kırk ülkenin öğrencilerini 3 bin 242 kilometre karelik KKTC’de barındırmayı başarmışız..

Başka neleri başarmışız? Yeni açıklandı: Ki işittiğimde “iftihar mı etmeliyim yoksa yerinmeli miyim” dedimdi kendime!

Kumar sektöründe (kumar oyununu “sektör” kelimesi ötesinde başka hangi kelimeyle tanımlayacağımı bilemiyorum) dünyada 4. sıradaymışız!

Hadi “Kumara” bahis oyunu olarak dudak kıvıralım ama bu tanınmamış devletin dünya ülkelerinin “Rekabet Edebilirlik”  potası içine girdiğine ne demeli? Ki geçen yıl “rekabet edebilirlikte 89. Sıradayken bu yıl 107. sıraya düşmüşüz..” Yani kuyrukçu da olsak “istatistiklere” girecek kadar varız!

…VE bir inşaat sektörü yaratmışız, Ruslardan İngilizlere kadar apartman daireleri, villalar satıyoruz.. Üstelik kimin elinin kimin cebinde olduğu da belli değil! Yahudiler aramızda cirit atıyorlar…***

KISACA KKTC “ak ile karanın,” “iyi ile kötünün” “olumlularla olumsuzluklar” zıtlıkları üzerinde oturan bir ülke.

Nitekim bir tirajlı gazetenin (adsız) yazarı geçen hafta KKTC’i işaret ederek şöyle diyordu: “KKTC Covid 19’daki mevcut başarısından çok daha önce, kayıt dışı ekonomide rakamsal olarak dünya birinciliğine oynamaktadır!” (İşte size bir hasletimiz daha!)

Ben kendi hesabıma bu lafa epey güldümdü. Çünkü bu memleket ayni zamanda vergi vermeme cennetidir de! “Kayıt dışılıksa” vergi kaçırmanın dolayısıyla yurttaşlık görevlerini ıskalamanın sadece bir tanesi ama KKTC ekonomisi de işte bununla kaimdir!

Hem de şu yukarıda vurguladığım şaşırtıcı “işlere” karşın! ***

NE diyordum? İnşallah koronavirüse davatiye çıkarmayız temennisinde yakında olağan sürece geçeceğiz..

…Fakat şimdi bir büyük sorun daha vardır: Bu kez üniversiteler daha çok öğrenciye, oteller tesisler daha çok turiste, uçaklar toplu taşımacılık yapan araçlar daha çok yolcuya ihtiyaç duyacaklar…

…KKTC’nin büyük ve yapısal değişime ihtiyacı vardır ama kısa vadede tarım sektörünü yanına “kooperatifçiliği” de koyarak ayağa kaldırması gerekecektir..

…18 yıldır bekleyen “Hal Yasası” sonunda hayata geçiriliyor. İki Hal binası inşa edilecekmiş.

İnanıyorum ki Tatar Hükümetinin önemli başarılarından biri bu “Hal”lerin oluşturulmasıdır. En basitinden “sebze meyve üreticileri sömürülmekten kurtulurken, tüketici de kazık yemekten kurtulacaktır. Yani umudumuz budur..

…VE bir kez daha “Koronavirüsten” korkan bir yaşlı yurttaş olarak diyorum ki “normalleşme ile birlikte, şimdilerde sürekli vaka sayısı artan TC’den uçak ve gemi seferleri başladıkta ki öteki ülkelerden de her halde geliş gidişler olacak, bu virüs bize de bulaşabilir.. “Şu bu yapılsın” diyecek bilgi ve yetki sahibi değilim. Fakat “aman dikkat” diyebilecek kadarlık yurttaşlık görevimi yapma hakkımda “aman dikkat” diyorum!