Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe YazarlarıManşet

Okulda başörtüsü sorununa öneriniz nedir?

barış Uzunahmet

Ortaöğretim Kurumlarında Uyulacak Kurallar ve Disiplin Tüzüğü’nde hükümetin yapmaya çalıştığı değişiklik ve kucağımıza bıraktığı nur topu gibi “başörtüsü” sorununun üzerinden üç hafta geçti.

Toplumdan gelen baskılara dayanamayarak tüzük değişikliğini geri çeken hükümetin başı başbakan tansiyonu düşürtmek adına öğretmen sendikaları ile görüşeceğini söylemişti. Görüştü mü? Görüştü. Peki ne dedi? Sendikacılara sordum “sıfıra sıfır elde var sıfır” dediler. Hatta konu ile ilgili paydaşlardan ve uzmanlardan oluşan bir komitenin kurulmasından bahsedilmişti ancak bu konuda bir ilerleme göremedik.

Belli ki başbakan sıkıntılı… Hem UBP’nin bazı milletvekilleri, hem de UBP’li birçok üye, bu başörtüsü meselesinden pek hoşnut değil. Tepkilerden öyle anlıyoruz ki Kıbrıslı Türkler laik yaşam tarzını kaybetmek istemiyor. Bu halk o kadar hoşgörülüdür ki bu ülkede açılan İlahiyat Koleji ve orada takılan başörtüsünü bile “İlahiyat Koleji’dir” diyerek tahammül etti, ediyor da…

Ülke bu değişime hazır değil, KKTC Anayasası ve Milli Eğitim Yasası ülkedeki eğitimin laik ve Atatürk İlkeleri doğrultusunda olacağını söylüyor. Neyin zorlamasıdır bu pek anlamış değilim.

Bu değiştirilmek istenen Ortaöğretim Kurumlarında Uyulacak Kurallar ve Disiplin Tüzüğü’nde ilgimi çeken bir madde var. “Öğrencilerden Beklenen Davranışlar” başlığı altında Madde 5/b şöyle der: “Öğrenciler Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalmalı, korumalı ve kollamalı”.  Hal böyle iken okullarda başörtüsüne ısrar edilirse öğrenciler arasında yaşanabilecek tartışmalardan sorumlu kim olacak?

Bir de hükümet edenlerin anlaması gereken bir şey var… Kıbrıslıların tabiri ile söyleyeyim. “Bu kapıyı gındırdın, ondan sonra önüne geçemen”… Yani bugün ortaöğretimde bone üstü bandana ya da başörtüsünü serbest bıraktığında yarın ilkokul ve anaokulda da serbest olması istenecek. Bugün bone üstü bandana veya başörtüsü, yarın türban, öbür gün burka, daha öbür gün kara çarşaf… Kim geçebilecek bunun önüne ondan sonra?

Yarım asırdan fazladır yaşam şekli çağdaş normlar üzerine oturmuş bir toplumun birileri istedi diye geriye götürülmek istenmesi kabul edilebilir değildir.

Üç haftadan sonra hükümetin büyük ortağı resmi bir açıklama yapmış. Ne öneri var ne çözüme yönelik bir fikir… Çok ilginçtir açıklanın bir yerinde şöyle diyor: “Ortada, bilinçli şekilde yaratılmış, suni bir sorunun olduğu aşikardır.  Bu sorunu hükumetimiz yaratmamıştır ama çözecek olan hükumetimizdir”. Güleyim mi ağlayım mı bilemedim. Disiplin Tüzüğü’nü ben mi değiştirmeye çalıştım? Sorunu hükümeti yaratmamışmış…

Hükümet sorunu çözecekmiş. Çözün o zaman, tutan mı var? Hükümetin küçük ortağı sorunu polisle birlikte çözeceğini söylüyor. Sorunun çözümü zorla, dayatma ile olacaksa vay halimize… Bula bula bulunan çözüm şekli bu mu?

Belli ki hükümet kendi içinde de parça parça… Küçük ortaklardan biri sürekli toplumu germe peşinde, büyük ortak ise ne yapacağını bilmiyor. Diğer küçük ortaktan tıs yok. Uzaktan seyrediyor.

Öyle görünüyor ki öğretmenler bu konuda kararlı. Atatürkçü, laik eğitim anlayışını sonuna kadar savunmaya devam edecekler.

Peki! Hükümet edenler sizin sorunu çözmek için dayatma dışında bir öneriniz var mı?