Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Öğretmen onuru ZEDELENİYOR

SENDİKALAR ÖZELEŞTİRİ YAPMALI: Görevini doğru yaptığı sürece kimseden korkusu olmayacağını söyleyen Bakan Dürüst: Zaman içinde sendikalara verilen hakların veya sendikalarda gelişen anlayış bana göre sorumluluk alanları dışına çıktı.Davranışları mesleğin imajını, öğretmen onurunu zedeliyor

HİÇBİR BAKAN MI İYİ DEĞİL:  “Yani bu ülkede göreve gelen hiçbir bakan mı iyi değil?” diye soran Dürüst, “ Ben kabul ettim beni sevmiyorlar, istemiyorlar. Ama benden önceki bakanların hiçbiri mi iş yapacak değildi. Sendikacı arkadaşlar bu açıdan bakarak kendilerini sorgulamalı” dedi

STATÜKOYA HİZMET: Sendika yönetimlerinin her değişime karşı çıktığını söyleyen Kemal Dürüst, “Statükonun parçası olup olmadıklarına baksınlar. Statüko sadece partilerde mi oluşur. Sadece hükümetlerden mi oluşur? Herkes bunu bir daha değerlendirsin” mesajını verdi

ÖNCE OKUL: Okullarda dershanelere öğrenci taşımak için öğretmenlerin sınıf kavgası yaptıklarına yönelik eleştirileri de değerlendiren Dürüst, “Özel ders ve dershaneleri okullardaki görevlerinden önde gören, öğrenciyi de bu yönde kullanan öğretmenlerin üzerine gideceğiz, yetkimizi sonuna kadar kullanacağız” ifadesini kullandı

Baykan Gürses Özdağ 
Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst, başta Şehit Ertuğrulu İlkokulunda yaşananlar olmak üzere eğitimi ilgilendiren konularda ciddi radikal kararlar alacaklarını ve bunları bayram sonrasında hayata geçireceklerini açıkladı.
Bakan Dürüst, sadece siyasilerin politikalarını gözden geçirmesinin yeterli olmadığını söyleyerek, “Eğitim sendikaları da politikalarını gözden geçirmelidir” dedi. “Yani bu ülkede göreve gelen hiçbir bakan mı iyi değil” diye soran Dürüst, “ Ben kabul ettim beni sevmiyorlar, istemiyorlar. Ama benden önceki bakanların hiçbiri mi iş yapacak değildi. Bunları halk konuşmaya başladı” diyerek sendikalara eleştirilerde bulundu.
Öğretmenlerin özel ders ve dershanelerde ders vermesinin üzerine de gideceklerini ifade eden Dürüst, “radikal kararlarla eğitim daha sağlıklı bir hal alacak” diye konuştu.

Soru: Bir eğitimcinin öğrenci ya da sınıf seçme gibi ayrımcılık yapma hakkı var mı?
Dürüst:
Hayır. Sorunun detayına çok fazla inmek istemiyorum. Çünkü esas konu burada öğretmenlerin derse girmemesi değil. Hangi gerekçe ile olursa olsun, ister 4 ya da 5. Sınıfı isterdi de alamadı, mutlaka altında bir şeyler vardır. Mutlaka o öğretmenleri müdürden kaynaklı huzursuz eden bir şeyler vardı. Aynı şekilde müdürü de o öğretmenlerden dolayı huzursuz eden olaylar vardı. Bizi ilgilendiren boyutu bir öğretmenin aldığı görevi her ne olursa olsun yapmak zorunda olmasıdır. Bir müdür de okulunu huzur ve güven içinde yönetmek zorundadır. Oradaki müdürün bu sorunu çözmesi gerekirdi.

Soru: Bugüne kadar en büyük eleştiri suç işleyen ya da yasalara aykırı davrananlara ceza verilmemesidir. Yani siz de mi bu geleneği sürdüreceksiniz?
Dürüst:
Yürütmeyeceğim demedim ama . Şu an için bekletiyorum. Bu saatten sonra bu kişinin kendini güçlü hissetmediğini düşünüyorum.

Soru: İlkokullarda 4 ve 5. Sınıfları talep eden öğretmenlerin özel ders ve dershaneler için istediği söyleniyor. Özel ders ve dershane konusu üzerine gidecek misiniz?
Dürüst:
Kararlık devam edecek. İlk kez 39 milletvekilinden oluşan bir hükümet var. Ülkenin iki büyük partisinin oluşturduğu bir hükümet var. Ve reform hükümeti olarak kuruldu. Bu hükümetin çözemeyeceği sorunları başka bir hükümetin çözmesi mümkün değildir. Bu dönem bakanlığa gelmemle geçen dönem gelmem arasında fark var. Geçen dönem tek başına iktidarın bakanıydım. Ama bu dönem güçlü bir koalisyonun bakanıyım. Doğru neyse onu yapacağız.

Soru: Özel ders ve dershanelerde görev yapmanın da üstüne gideceksiniz, doğru mu?
Dürüst:
Evet.

Soru: Ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Dürüst:
Bayramdan sonra eğitim bakanlığının açıklayacağı ve arkasında duracağı daha radikal kararlar olacak.

Soru: Bu radikal kararlar bu son olaylarla mı ilgili sadece?
Dürüst:
Hayır sadece biri. Ama bundan böyle bu ülkede herkes görevini yapacak. Herkesin görev ve sorumluğu neyse onu yapacak. Yeni bir olay görüyorum.
Öğretmen artık okula gidiyor ama dersini veriyor ve okuldan ayrılıyor. Okulda sadece ders noktasında değil olay. Çocukların gözlemlenmesi, güvenliği de önemli. Veliler çocuklarını okullarda öğretmen var diye gönderiyor. Bir şey daha gelişti bu yıl.
Özel okullar da bizim devlet okulları da bizim. Bakanlığın denetiminde ikisi de. Bazı okullardaki öğrenci nüfusu çoğalmasının da dövize endeksli olduğunu gördük. Demek ki artık KKTC ekonomisini de daha iyi yönetiyor. Bu adım ve bayramdan sonra gelecek radikal kararlar devam edecek. Bu illa sıkıntı yaratacak anlamında değildir. Ama herkes bilecek ki bu adımlar olacak

Soru: Bugüne kadar Eğitim bakanlarının atmak istediği adımlarda öğretmen sendikalarının engel olduğu söylendi. Mustafa Arabacıoğlu görevinden istifa ederken sendikaların kendine engel olduğunu söyledi. Atacağınız radikal adımlarla ilgili bu sizi ürkütüyor mu?
Dürüst:
Görevimi doğru yaptığım sürece kimseden korkum olamaz. Geçmiş bakanlık dönemimde de bunu herkes gördü. Zaman içinde sendikalara verilen hakların veya sendikalarda gelişen anlayış bana göre sorumluluk alanları dışına çıktı. Toplumda bir anket yapsanız güvenirlilik noktasının ne olduğunu herkes görür.
Bugün herkes kendi işini yapsın derken aslında bunu kastediyoruz. Biz buraya halkın sandığından çıkan irade ile geldik. Hem de 3 defa. Halkı temsil ediyoruz. Demokrasi ile geldiğimize göre demokrasiyi herkes kendine göre yorumlamamalı. Demokrasi karşınızdaki için de vardır.
Esas sorun bir sivil toplum örgütü her alanda uzman olamaz. Bir sivil toplum örgütü polis alanında, üniversite alanında, dış işlerinde, maliye işlerinde de uzmandır diye kendini tanımlayıp görüş söyleyemez. Kendi işini yapar.
Sendikaların işi kendi çalışanlarının özlük haklarını ve çalışma yaşamlarıyla ilgili kısımları koruyup düzenlemektir. Ama çalışanlarını hata yapmaya yönlendirmemelidir. Çalışanlarını korumak istiyorsa gerçekten çalışanlarının atacağı olumsuz adımlara da engel olmalıdır.
İlgili bakanlığı her kimse istişare ederek olumlu katkı koymak istiyorsa eğer mesela eğitim bakanlığında bu çok doğaldır. İlgili bakanlıklar da sendikalardan görüş almalıdır. İstişare ve diyalogun kimseye zararı yoktur.
Ama diyalog ve istişarenin sonucunda iktidar erkinin veya yöneticilerin yönetici gibi davranmalarından da sivil toplum örgütleri rahatsız olmamalıdır. Yani herkes kendi işini yapmalıdır. Kavgayla değil, hakarete varan söylemlerle değil, uzlaşı ile yapmalıdır. Toplumda anti sempati uyandıracak davranışlarla değil. Dolayısıyla ben öğretmenlik imajının kimse bozulmasın ama zedelendiğini görüyorum. Öğretmenlerimizi daha fazla yıpratmamalıyız, sahip çıkmalıyız. Ama sendika yönetimlerinin yaptığı tavırlarla öğretmenlik kavramı ciddi anlamda zedelenmiştir. Yani bu ülkede göreve gelen hiçbir bakan mı iyi değil.
Ben kabul ettim beni sevmiyorlar, istemiyorlar. Ama benden önceki bakanların hiçbiri mi iş yapacak değildi. Bunları halk konuşmaya başladı. Herkes politikasını yeniden değerlendirmelidir. Politikalarını yeniden elden geçiren siyasiler bakanlıklar değildir. Bazen de sivil toplum örgütleri de değiştirmelidir. Bazen sivil toplum örgütleri de statükonun parçası olup olmadıklarına baksınlar. Statüko sadece partilerde mi oluşur. Sadece hükümetlerden mi oluşur. Bakanlığımın kapıları bütün sendikalara sivil toplum örgütlerine açıktır. Diyalog kurmak isteyen bir kişiyi bile geri çevirmeyiz. Ama gerçekten diyalog kurmak istiyorsa.

Soru: Eğitimde bir yol haritası çizdiğinizi söylüyorsunuz. Bu politikaya bağlı olarak da yol haritasında ilerleyeceğinizi söylüyorsunuz. Bunu karşı çıkışlara rağmen mi yapacaksınız?
Dürüst: 
Belki karşı çıkılmayabilir.

Soru: Sendikaların size karşı çıkma ihtimaline hazır mısınız?
Dürüst:
Bu güçlü hükümet doğru yaptığına inanıyorsa eğer, bu güçlü hükümetin bakanlığı da doğru bir adım atıyorsa bana göre halk bu adımın arkasında oluyorsa hiçbir sorun yoktur.

Soru: Sendikaların tavrı sizce aileler için endişe nedeni midir?
Dürüst: Sorun işte budur. Veliler ilgili sivil toplum örgütlerinin bu yaklaşımları ne kadar onaylıyor? Bence kabul etmiyor. Velilerin bir kısmı kabulleniyor olabilir, ama çok az bir kısmıdır bu. Bir anket yapılsa ki ben yaptırdım ama açıklamıyorum. O yüzden bu kadar rahat hareket ediyorum.
Yoksa sendikanın bana karşı eylem veya söylediği onca olumsuzluklara rağmen halkın bize desteğini bilerek yapıyorum.

Soru: Devlet okulları ile özel okullar arasındaki farklılık rahatsızlık veriyor. Özel okullar her geçen gün daha çağdaş binalarda daha sağlıklı eğitim verirken, bunun devlet okulları kısmında alt yapının eksik kaldığını görüyoruz. Bu uçurumun azalması için ne yapacaksınız?
Dürüst:
Benim iki çocuğum da devlette okudu. Çok önyargılı olunmaması gerektiğini düşünüyorum. Alayköy ilkokulu, Gülen yüzler anaokulu, Barış ve Özgürlük ilkokullarına gittim. Özel okullarla yarışıyor dersem bana inanın. Okullarımız aslında kaotik bir ortamdaymış gibi bir algı yaratılmaya çalışıldığı için huzursuzluk ortaya çıkıyor.
Tam gün eğitim sisteminin olmaması da bir sorun. Bu da özele yönlendiriyor. Bence devlet okullarının durumu bakanlığımızın atacağı radikal kararlardan sonra bu güveni tesis edecektir.

Soru: Devlet okulları ile özel okullar arasındaki altyapı farklılıklarının yanı sıra eğitim kalitesindeki farkı da dikkat çekiyor. Devlet okullarındaki öğretmenlerin derslerini yaptıktan sonra okuldan ayrıldığını söylediniz. Grevler, eğitimin kalitesi hep bir arada değerlendirildiğinde devletten uzaklaşmayı getiriyor. Bunun için ne yapacaksınız?
Dürüst:
Her anlamda devlet okulları kısa bir süre içinde ciddi bir güven verdiğini, öğretmenlerimizin kalitesinin de tartışmasız olduğunu halk hissedecek. Bunu veliler olarak sizler hissedeceksiniz. Yayımlayacağımız genelgelerle ortaya koyacağımız denetleme tedbirleriyle zaman zaman ortaya çıkacak acı reçetelerle ve ödüllerle bu kesin çözüm olacak. Olmak zorundadır.

Soru: Ülkede üniversitelerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu konuda bakanlığınızın tavrı ne olacak?
Dürüst:
Üniversite kurma yasası geçirilinceye kadar izin vermeyeceğiz. Yine üniversite kurulumu devam edecek ama daha ince eleyip daha sık dokuyacağız. Meclis’e de sevk ederek orada da değerlendireceğiz. Ülke ihtiyaçları gözeterek özel alanlara yönelik de üniversiteler yönlendirilebilir. En önemlisi var olan üniversitelerin çok daha kaliteli unsurlar içermesine de olanak sağlayacağız. Bu alandaki gelişim çok iyi. Ülkenin ekonomisini besleyen en önemli alandır.