Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Öğretmen Akademisi üzerinde oynanan oyunlar

Atatürk Öğretmen Akademisi Kıbrıslı Türklerin en güzide kurumlarından biridir. Önce Sanayi Holding, son yıllarda da Kıbrıs Türk Hava Yolları(KTHY) kapatıldı. Bu iki kurum da Kıbrıslı Türklerin güzide kurumlarındandı. Şimdi yerlerinde yeller esiyor.

Eğitim alanında faaliyet gösteren Hemşirelik Yüksek Okulu, Otelcilik ve Turizm Eğitim Merkezi (OTEM), Doğu Akdeniz İlkokulu (DAİ), Doğu Akdeniz Koleji (DAK) da tarih oldu. Şimdi sıra Atatürk Öğretmen Akademisi’nde… Kıbrıslı Türklerin simge kurumları bir bir elinden alınmaya çalışılıyor. Birileri düğmeye basmış ve kurumlarımız bir bir elden gidiyor.
Kıbrıslı Türklerin kendi ilkokul öğretmenini yetiştirme çabalarının nüveleri 1937’ye kadar dayanıyor. 80 yıla dayanan bir gelenek bugün kapanma noktasındadır. Her ne kadar da AÖA 2000 yılında yeni bir yasa ile yoluna devam etse de yönetenler AÖA’yı çoktan gözden çıkarmış. Bugün yüzü bulmayan öğrenci sayısı, koskocaman bir bina ve çok kaliteli bir öğretim kadrosu olmasına rağmen, devletin ve yönetenlerin ilgisizliğinden istenilen atılımı yapamamış…
Yönetenler hem AÖA’nın geliştirilmesine isteksiz hem de özel üniversitelere verdikleri izin ve olanaklarla AÖA’ya darbe üstüne darbe vurmaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖDAK bir özel üniversiteye önce Okul Öncesi Öğretmenliği şimdi de Sınıf Öğretmenliği bölümlerine Kıbrıslı Türk öğrencilerin de alınması için ön izin verdi.
Eğitimde hiçbir plan ve program olmadığı için bu ülkede bütün üniversiteler istediği bölümü açar istediği kadar da öğrenci alır. Ondan sonra da şikayet ederiz; Yüzlerce gencimiz işsizdir diye… Bugün ülkede plan ve programsızlık nedeniyle yüzlerce Edebiyat, İngilizce, Beden Eğitimi öğretmeni ve daha birçok bölümden mezun olanlar işsizdir. Ya da meslekleri dışında başka bir alanda iş görmektedir.
Bugün okul öncesi ve sınıf öğretmenliğine ihtiyaç olsaydı Atatürk Öğretmen Akademisi her yıl 15’er öğrenci mi alırdı? Hal böyle iken sanki da bu ülkede sınıf öğretmenine ihtiyaç varmış gibi bir özel üniversiteye “sınıf öğretmenliği” bölümü açma ön izni verilmiş olması çok manidardır.
Bir sınıf öğretmenliği bölümü kalmıştı memlekette mezun olduktan sonra işsiz kalmayan, bu izinle yakında onu da başarmış olacağız. Eğitimin bu kadar ticarileştiği ve yönetenlerin de buna izin verdiği bir ortamda sağlıklı bir eğitim-öğretim faaliyeti yürütmek mümkün değildir.
*******
Açık yüreklilikle söylemek durumundayım ki Atatürk Öğretmen Akademisi’nin itibarsızlaştırmak, bununla birlikte öğretmenin statüsünün erozyona uğratma çabası bir süreden beridir planlı bir şekilde birileri tarafından yürütülen bir çalışmaymış gibi geliyor.
Atatürk Öğretmen Akademisi’nin kapatılması için fikir yürütenler çeşitli platformlarda dile getirdiği görüş; “Kıbrıs’ta 7-8 tane üniversite var bunların hemen hemen hepsinde Eğitim Fakültesi var ve buralarda hem sınıf öğretmeni hem de okul öncesi öğretmeni yetiştiriliyor, dolayısı ile Atatürk Öğretmen Akademisi’ne gerek yok” şeklindedir.
Bu tehlikeli görüş en erken bir zamanda gerek öğretmen sendikaları gerekse diğer sivil toplum örgütleri tarafından bertaraf edilmeli, iş işten geçmeden gerekli adımlar atılmalıdır. Herkesin üniversiteye girdiği nerdeyse de herkesin üniversiteden mezun olduğu bir süreç yaşıyoruz. Buna birilerinin çomak sokma zamanı geldi. Böyle bir yükseköğretim politikası sürdürülebilir değildir.
Çok merak ediyorum, önümüzdeki günlerde Yüksek Öğretim Çalıştayı yapılıyor. Bu çalıştayda “her isteyenin üniversiteye girdiği” modele devam mı edeceğiz, yoksa artık nicelik yanında niteliğe de önem verecek miyiz?
Toplumsal ihtiyaçlara göre mi üniversitelere öğrenci alacağız yoksa üniversiteleri ticarethane gibi kullanan anlayışa göre mi öğrenci alacağız?
Hep birlikte göreceğiz.