Ali Atamer: Bizlere kendinizi tanıtır mısınız?
S.S: 1923’te Flasuda Solya bölgesinde doğdum. 88 yaşındayım. Urumlarınan garışık yaşardık. Köyümüz Hep yeşillik zeytinlik bir yerdi. Zeytinyağı çıkarırdık. 3 dane değirmen vardı. Taşları hayvanlar döndürür da ezerdi zeytinleri. Çok özlerim köyümü. Sebzesi ve zeytini meşhurdu.
F.S: 1930 da Sinde de doğdum. Şimdiki adı İnönüdür. Kardeşim mobilyacıydı Lefkoşa da Zekai Tahir Pirgalıoğlu. Arada bir giderdim ona.

Ali Atamer: Solya bölgesinde yaşam şekli neydi?
S.S: Bizim o zaman araba yoktu. Bir araba vardı sadece Gemikonağı’ndan galgardı Leymosun’a giderdin. Yetişdirirsaydın binerdin arabaya. Lefkeye sinemaya giderdig gecenin garanlığında. 12 mil yayan gittiğimizi hatırlarım. Hem gızları da görürdük yahu. Daha sonraları kunturacı yanına godular beni. Lefke’de ettim 1-2 sene kunturacı yanında. 14-15 yaşlarındaydım. O zamanlar İngiliz ordusuna gönüllü yazılırdın. 41’lerde Alaman harbı vardı. Bombalama vardı ve bütün Lefkoşa’yı boşalttılardı. ‘Arp’ yazılırdın yangıncı derlerdi galiba. Urum ustamın yanından gaçtım ve onun yardımıynan da açtım bir dükkan. Tekrardan doğsam bu dünyaya köyüme o yıllara dönmek isterim gene.
F.S: Eskiden evlerde yoğururduk hamırı. Annem ölünca babam gadın tuttu o yapardı bu işleri. Onda yaşam zordu. Sabahtan güneş doğmadan tarlaya giderdi insanlar ve yarım şilin 3 guruşa çalışırlardı. Irgatlara yemek bişirirdik gazanların içinde. Gaplara gorduk gendilerine bir da küçük ekmek. Babam rençberdi davar beklerdi. Orak elle biçilirdi. Makine yoğudu. Harman süreceydin düvenlerin üstünde dön dön güneşin içinde zordu. Kuyudan suyu Hayvanlarınan çıkarırdık. Goşardın hayvanı arkasından çirpiyi vururdun yiro yiro dönerdi.

Ali Atamer: Sinemaya gitme nedeniniz aslında güzel kızlar görmek olduğunu anladım. Peki Fatma nenemizi de mi bu şekilde tanıdınız?
S.S: Analarıynan bubalarıynan giderlerdi sinemaya. Beğendiğimiz gız olursaydı aynı numarayı alırdık yakın yakın otururduk. İlk başlardık bubasıynan anasıynan, ondan sonra ağır ağır başlardık gızların yanına sokulmaya. Çok çapkındım. Ama nenenizi te alayım neler çektim. Durun anlatayım size nasıl aldım ben bu hanımı. Gardaşım vesile oldu aslında. Garar gılındı buluşalım birinin evinde.
F.S: Ben bilerek gittim o eve. 17 yaşındaydım.
S.S: Gardaşım der bana “bir gün gideceyik gız görmeye. Ali Raci’nin baş gumandanın evine”. “Nasıl gideyim” dedim. Gardaşım gızdı “gidecen”. Neysa gittik bakarım evde bir sürü insan toplanmış. Bakarım gızın ailesi benim ailem pe hepsi evde. Ali Raci’nin hanımı sordu “beğendin mi”diye. İki daneydi bunlar diğeri da gızgardaşıydı yanında oturan. Beyaz olan değil ha esmerdir seninki dedi. Eyidir dedik.
F.S: Aman oğlum ne gadar utanırdık biz. Fikrimiz bile sorulmadı. Babam dedi verecek. Bacaklarım titrerdi utancımdan konuşmazdım.
S.S: Ali Racinin hanımı dedi büyüklere “oğlancık beğendi gızcağazı, gız da beğendi oğlancığı artık gerisini siz düşünün” dedi. Neysa garar gılındı bir hafta on gün sonra nikah oldu.
Ali Atamer: Nikahınız modern mi oldu?
S.S: Dedik gaynatamıza gidelim köyümüze galalım onda 1-2 gün da hem görün adetlerimizi hem da tanın ailemizi. Geldi gördü her evde erkek gadın içerdi. Hediye ettim gendine çizme o da bana yüzüklere para almadı yani. Ali Racinin evinde hoca gıydı bize nikahı modern. 1948’de gıydık. İzinnameye imza attık neneniz da barmak bastı.
F.S: Salih enişteminan ağabeyimdi şahit. Kuaföre gittim saçımı yaptılar. Halayık bir gadındı. Fotoğraf da çektik. Foto Şıkdı galiba o zaman emin değilim. Gelinliğim mavimsi bir elbiseydi. Mağusa’da diktiler. Herkes köyüne gitti nikah olduktan sonra.
Ali Atamer: Salahi dedeciğim bir dönem sizin ilişkiniz başlamadan bitiyormuş. Bu ilginç hikayeyi paylaşır mısınız?
F.S: Salahi dedeniz da isterdi gideyim köyüne. Babamda bırakmadı. 1 sene görüşmedik. Birini yolladı alsın beni babam bırakmaz. Benim yerime nenem gitti. Bunun morali bozuk gitmedim diye. Acaba eyidir fenadır hiç bilmeyik o tarafın insanlarını. Nenem gelinca sordum gendine nasıl insandırlar be nene. O da dedi bana “bir ip bağlayaydı da ataydı seni denize. Kalbi kara yüzü gara” dedi bunların. Ben çok maraz ettim nenem öyle deyinca. Ben bakardım pencereden yolunu gözlerdim Salahi’nin belki o gelir diye .En son bir mektup yolladı salahi dedeniz yazar mektupda “gelmezsen bu işi bozacam”. Gitmedik köye diye küstü bize. Abim görünca mektubu dedi “babama bırak gendini gitsin yanına da alsın 3-5 kişi”. Öyle olunca gittik köye.
S.S: Nerde bulacaydı böyle güzel deliganlıyı.
Ali Atamer: 1950’lerin Solya bölgesinde Kıbrıs düğünleri nasıl olurdu?
F.S: Düğün köyde 1950’de oldu. Çarşamba hazırlık başlardı. Davullar çalar erkekler da iki gazanın içinde döverlerdi buğdayı. Mustafa, Memedaliler hem Rekibe vardı çalgıcı. Yorgan gaplama günü, hamam günü gece kına gecesi çörekler herseler guru yemişler seleler dolu hellimler. Bunları yapardık düğünde. Kör kemaneci “çadırımın üstüne şıp dedi damladı Allah canını almasın almasın” diye bişeyler söylerdi. Sağdıcımız vardı. İdare ederdi çalgıcıları. Herkese yer gösterirdi. Masrafa o da ortak olurdu. Tavuk ganyanmış magarına bulli dolmalar yenirdi. Kınada isteyen lira isteyen yüzük kağıt para gorlardı. Pazartesi mübareki yaparlardı. Herkes gelirdi tebrik etmeye. Mavi gelinliği pazartesi Salı da pembe geyerdin. Deden durmazdı evde. İnsanlar gelirdi bizi görsün o gaveye kağıt oynamaya giderdi. Gerdek gecesi havaya ateş açtılardı. Güveyiyi mumlarınan dualarınan kapıya gadar götürürlerdi. Nar atarlardı nar gibi evin dolu olsun. Bal sürerdin gaynananla eyi geçinesin. Palaz keserlerdi gelin güveyi muhabbetli olsun diye öyle adetler vardı. Son gün da köy arabasıynan geldik köyden gocamın köyüne.
Ali Atamer: 62 yılın içinde güzel anılarınız vardır mutlaka.
F.S: Hiç kavga etmedik. Biraz olsa bile dedeniz gaçar giderdi gaveye. 64 sene hiç tarıtşma olmadı.
S.S: Derler bana en büyük piyango hayatta sana eşindir.
F.S: Düşkündü bana. Evlendikten sonra gocamın tarafından çok memnunum. Ailesi da çok sevdi beni hala daha severler. Bazen ümitlenirdi başka gızlar konusunda ama bakmazdı artık kızlar gendine. Ama bilmezdim ki çapkındı. Seni seviyorum derdi bana arada bir. Ama bazen be Fatma der. Ben da ona derim gel bura git ora. Bazen Salahi bey derim. Öyle geçiririk günlerimizi.
S.S: Büyük kavgalarımız olmadı ama bir keresinde bir tokat vurdum gendine. Ama suçu yoktu. Ben sarhoştum diye tutamadım gendimi.
F.S: Ne anamıza gittik ne da bubamıza. Aramızda anlaştık. Hanımlar biraz alt galacak. Gocalarınızı dinleyin. Vazifelerinizi yapın. Sabırlı olun. Geçim olmasını istersan böyle olacan.
































