Köşe Yazarları

“O CTP’liyi atadın ha!”


 

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda geçtiğimiz hafta başında bütçe görüşmeleri sırasında Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi ele alınırken iki eski Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst ve Nazım Çavuşoğlu Meclis kürsüsünde çok önemli laflar ettiler. Bir eğitimci olarak iki Eğitim eski Bakanı’nın söylediklerini dikkate almamak olmaz. O makama saygısızlık yapmış oluruz.
Ne demiş Kemal Dürüst?
Önümüzdeki Mart ayında yapılacak olan Milli Eğitim Şurası’nı yönetmek amacıyla bir CTP’li akademisyenin genel sekreter olarak atanmasını şiddetle eleştirmiş…
İşte gördünüz mü UBP zihniyetini; “Bu ülkede CTP’liler işin ehli da olsa hiçbir yere atanmamalı, hiçbir göreve getirilmemeli”. Mantık bu!
Sayın Dürüst, bu ülkede yıllarca iş ve aş verilmeyen on binlerce CTP’li bugün İngiltere, Kanada ve Avustralya’da yaşam savaşı vermektedir. Tam da UBP’nin bu zihniyetinden dolayı…
Kemal Bey’in Genel Sekreteri’ni beğenmediği Eğitim Şurası önümüzdeki mart ayında yapılacak ve 5’inci Eğitim Şurası olacak. Yani bundan önce 1974’ten günümüze kadar geçen 40 yıllık sürede 4 kez Eğitim Şurası yapılmış. Bunun ikisi toplam 7-8 yıl iktidarda kalan CTP’li hükümetler döneminde, geriye kalan iki şura da 30-32 yıl bu toplumu yöneten UBP hükümetleri döneminde. Beşinci şura da yine bir CTP’li hükümet döneminde yapılıyor.
Kemal Bey’in UBP’si ne kadar katılımcı, be kadar paylaşımcı, ne kadar bilimsel bir eğitim yönetimi sergilediği düzenledikleri eğitim şuralarından belli olmuyor mu? 30 yılda iki eğitim şurası… UBP mantığı işte; “Ne gereği var şuraya, biz bildiğimiz gibi yaparız.” Yıllarca öyle yönetmediler mi bu ülkeyi?
******
Bu ülkenin eğitim alanındaki en aktif ve uzman akademisyenlerinden birinin Milli Eğitim Şurası Genel Sekreterliği’ne atanması kadar doğal ne olabilir ki? Her kişinin bir siyasi görüşü vardır. Önemli olan yaptığı işe bakmaktır. Bu konuyu meclis kürsüsünde dile getirmek en basit anlamı ile demokratik değerlere saygısızlıktır.
Milli Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu bu konuda doğru olanı yaptı. Yani işi bilene, ehli olana işi verdi. UBP’li Kemal Dürüst’ün bunu eleştirmesi çok normal, çünkü alışık olmadığı bir durum. Onlarda “siyasi görüşe göre iş”, “kurultay delegesi ile olan akrabalık derecesine göre iş” mantığı çalıştığı için, bu durumdan rahatsız olmuş Kemal Bey…
Kemal Bey mecliste sadece bunları söylemedi. Devletin resmi haber ajansı TAK bülteninden Kemal Bey’in söylediklerini okurken hem gülümsedim hem de kızdım desem yeridir.
Kemal Bey kürsüden şöyle demiş; “eğitimde günübirlik ve partisel politikalardan çok devletsel ve sürdürülebilir politikalar geliştirmek gerekir.”
Şimdi insan Kemal Bey’in bu lafına gülmez mi? Edilen laf doğru da, edene baktığınız zaman gülmek zorundayım.
Yani son dört yıllık UBP hükümeti döneminde kurultay kavgası nedeniyle dört yılda dört eğitim bakanı (1.Dürüst dönemi, Nazım Çavuşoğlu dönemi, II. Dürüst dönemi, Mutlu Atasayan dönemi) değiştiren bir parti ve onun eğitim bakanı istikrar ve sürdürülebilir eğitimden bahsedebilir mi?
Ya da kendi devletinin akademisyeni ve öğretmenlerinin yazdığı kitapları bir köşeye atıp, onların emeklerine, bilgisine saygısızlık eden ve başka bir devletin kitaplarının kullanılmasını sağlayan eski bir eğitim bakanı devlet politikasından bahsedebilir mi?
Geçici Öğretmen Sınavı’nı kaldıran ve geçici öğretmenleri sadece kendi seçim bölgesinden atamak için uğraşan bir eski eğitim bakanının “partisel politika” izlemediğini söylemek mümkün mü?
Hiçbir bilimsel çalışma yapmadan, planlı ve programlı eğitim adına karar almayan eski bir eğitim bakanı “eğitimde günübirlik kararlar alınmamalıdır” diyebilir mi?
İşte bunlar der…
Hem da hiç kızarmadan…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı