GÖRÜŞME YAPILDI: TURCAS Petrol’ün yönetim kurulu üyeliğini de yapan eski ABD diplomatı Metthew Bryza, Noble Energy’nin kendileriyle birlikte Türkiye’nin dev şirketlerinden Zorlu Group ile İsrail ve Kıbrıs gazının Avrupa’ya ihracı için boru hattı projesini görüştüğünü açıkladı
ENERJİ TEŞVİK EDİYOR: Bryza, adanın etrafındaki enerji kaynaklarının çözümü motive ettiğini söyledi. Bryza, “Enerji, görüşmelerin canlanmasına yardımcı oldu ve insanlarda çözüm konusunda daha fazla heyecan yarattı” dedi
ABD UZUN SÜREDİR ÇALIŞIYOR: ABD’nin her zaman çözüm için çalıştığını belirten Bryza, “ABD Elçiliği genelde adadaki en muktedir kişi olan İngiliz Yüksek Komiseri ile birlikte her zaman tarafları bir araya getirmeye çalışmaktadır” dedi. Bryza, ABD’nin eskiye oranla daha çok çalıştığını belirtti
“İYİMSERİM AMA KISA VADEDE OLMAZ”: Bryza, Kıbrıs sorununun kısa vadede çözülüp çözülmeyeceği sorusuna ise, “İyimserim. Ancak, Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme kısa vadede ulaşılabileceğini düşünmüyorum” diye konuştu
Esra AYGIN
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşar Yardımcısı Metthew Bryza, Kıbrıs’tan çıkacak olan doğal gaz ile ilgili Noble ve Delek’in Türk şirketi olan Zorlu dahil iki şirketle görüşmelere başladığını söyledi.
Türkiye’den Kıbrıs’a su ve elektrik getirilmesi projelerinin olduğu ve bu projeler çerçevesinde inşa edilecek boru hatlarının doğalgaz ihracatı için de kullanılması planlanıldığı hatırlatıldığından Bryza bunun teknik olarak imkansız olduğunu ifade ederek su veya elektrik için inşa edilen boru hattına gaz koyulamayacağını söyledi. Bu teorinin tamamen bilgi eksikliğine dayalı yanlış bir teori olduğunu kaydeden Bryza, tamamıyla yeni bir boru hattı inşa edilmesinin şart olduğunu söyledi.
“Kıbrıs, Amerika için can sıkıcı”
“Amerika istese Kıbrıs’ı çoktan çözerdi. Şimdi Amerika istediği için Kıbrıs sorunu çözülüyor.” Bu doğru mu? sorusuna ise Bryza, herkesin kendisini dünyanın merkezinde gördüğünü söyledi. Bryza, “ABD Başkanı her gün uyanıyor ve onların ülkesini düşünüyor. Ama bu kesinlikle doğru değil” diyerek Kıbrıs’ın Amerika için çok can sıkıcı bir sorun olduğunu ifade etti.
İşte Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşar Yardımcısı Metthew Bryza ile yapılan röportajın ikinci bölümü:
Soru: Noble ve Delek şirketlerinin Türkiye’deki şirketlerle görüştüğü belirtiliyor. Bu görüşmelerin içeriği nedir?
Bryza: Evet tabii ki. Noble ve Delek bizim şirketimiz ve Zorlu da dahil, en az iki Türk şirketiyle olası bir boru hattı inşası konusunda görüşüyor. BOTAŞ’ın bu görüşmelere dahil olması gerekiyor, çünkü şu anda gazın fiyatlandırma formülleri üzerinde çalışıyoruz. BOTAŞ da, Türkiye’deki doğal gaz fiyatlarını belirleyen kurum olarak görüşmelerde yer alıyor.
Soru: Zorlu Grubu’nun doğal gaz güzergahı önerisi nedir? Sizinkine benziyor mu?
Bryza: Zorlu’nun teklifinin detaylarını bilmiyorum. Ancak onların da İsrail’den Türkiye’ye gidecek ve Kıbrıs’ın kıta sahanlığından geçecek bir boru hattı üzerinde çalıştıklarını biliyorum.
Soru: Kıbrıs müzakerelerine gelirsek, Kıbrıs’ta uluslararası toplumun çok büyük desteği ile yeni bir müzakere süreci başladı. Bu uluslararası destekte Doğu Akdeniz doğalgazının rolü var mı?
Bryza: Kesinlikle bir rolü var. Dediğim gibi enerji konusu Kıbrıs’ta bir çözüme motivasyon sağlıyor. Görüşmelerin canlanmasına yardımcı oldu ve insanlarda çözüm konusunda daha fazla heyecan yarattı. Ancak vurgulamak isterim ki enerji konusu, büyük bir gelirin paylaşımı söz konusu olduğu için, tarafları daha derin şekilde bölebilecek bir unsur haline de gelebilir… Bu konudaki görüşmeleri yürüten insanlar eminim farkındadırlar ki enerji konusu çok dikkatli ve iyi düşünülmüş şekilde yönetilmediği sürece potansiyel zorluklar da yaratabilir.
Soru: Bu kez taraflar çözüm sürecine çok daha bağlı ve kararlı görünüyor. Bunun nedeni ne sizce?
Bryza: Sanırım birden fazla faktör var. Birincisi ve en önemlisi, adadaki ruh halinin birkaç nedenden dolayı değişmiş olmasıdır. Her ülkenin politikasında süreçlerin akışından dolayı değişiklikler olur. Bir süre boyunca belli bir politikayı denersiniz ve eğer bu politika başarısız olursa yaklaşımınızı değiştirirsiniz. Ret cephesinin yaklaşımı tamamıyla başarısızlığa uğramıştır. Bu yaklaşımın Kıbrıs’ı ne hale getirdiğine bakınız. Kıbrıs’ı her türlü çözüm ihtimalinden uzak, bana sorarsanız daha çok yatırım yapılmadığı ve daha fazla rezerv bulunmadığı taktirde doğal gazını ihraç etmenin hiçbir mantıklı yolu olmayan, evet belki AB’de ama kendisine “zor” ve “her şeyi berbat eden” gözüyle bakılan bir ülke haline getirdi. Yani bu yaklaşım, Kıbrıs’a kazandırmayı vadettiği hiçbir şeyi kazandırmadı. Tek elde ettikleri bölünmüş, buzdolabına kaldırılmış bir ada. Kıbrıs’ın her iki tarafında da çözümsüzlüğü savunanların tüm argümanları tükenmiştir. Kıbrıs’ta çoğunluğun gerçekten çözüm istediklerini düşünüyorum. Tabii Kıbrıs’taki ekonomik krizin de bir etkisi olduğunu ve insanları bir çözüme daha istekli hale getirdiğini de savunabilirsiniz.
Soru: Türkiye neden çözüm istiyor?
Bryza: AKP, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Başbakan Erdoğan, Kıbrıs’ta bir dönüşüm ve mümkünse bir çözüm görmeyi istediklerini net şekilde ortaya koydular. Sanıyorum ki, ya da umuyorum ki, Türkiye bu sorunun çözülmesi halinde ve Türkiye’nin bu çözümde rol oynaması halinde, stratejik olarak Doğu Akdeniz’de ve daha geniş anlamda Orta Doğu’da çok daha önemli bir rol oynayabileceğini anlamış durumda. Böyle bir gelişme, Türkiye’nin stratejik değerini çok büyük ölçüde artıracaktır. İkincisi, Türkiye, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının, daha ucuz gaz arzı yoluyla ülkeye ekonomik olarak fayda sağlayacağını biliyor. Sadece bu da değil; söz konusu kaynaklar Türkiye’yi Avrupa’ya bir doğalgaz geçiş noktası haline getirebilir. Üçüncü olarak ise profesyonel Türk diplomatlar çok uzun süredir Kıbrıs sorununun Türkiye’nin AB ile daha yakın bir iş birliği kurmasını engellediğinin farkında – ki burada ille de AB üyeliğinden bahsetmiyorum – ve bu süregelen anlaşmazlık AB ile NATO’nun askeri olarak işbirliği yapmasını da zorlaştırıyor. Yani üst düzey görevlerde olan küçük bir grup uzman birçok nedenden dolayı Kıbrıs sorununun çözülmesinin öneminin yıllardır farkında. Tabii bir de burada Türkiye’de yaklaşmakta olan seçimler var. Sanırım Başbakan Erdoğan Türkiye’nin on yıllardır karşı karşıya kalmış olduğu en ciddi sorunlardan birini çözmenin kendisi için ve partisi için iyi olacağına karar vermiş durumda.
Soru: Bu avantaj mı olur gerçekten? Kıbrıs, birçok Türkiyeli için ulusal bir dava ve KKTC’nin uluslararası hukukun dışında olması onlar için pek de önemli değil.
Bryza: Şu ana kadar Türkiye’deki bu bahsettiğiniz popülist yaklaşımı benimseyenler tek bir alternatif bile ortaya koymuş değil. Muhtemelen Başbakan Erdoğan eğer Türkiye’nin beğendiği bir çözümü sağlayabilirse – yani Kıbrıslı Türklerin haklarına saygı duymakla kalmayıp bu haklarını garanti altına alan ve adanın geleceği ile ilgili ekonomik ve siyasi kararları eşit ortak olarak almalarını sağlayacak iki bölgeli, iki toplumlu ve bir federasyon – bunun kendisi için büyük bir artı olacağını düşünüyor. Ki bu konuda haklıdır. Bu herhangi bir Türk lider için çok büyük bir zafer olur.
Soru: Amerikalı üst düzey yetkililer de Kıbrıs’ta çözüm konusunda harekete geçti. Bunun nedeni ne?
Bryza: ABD Hükümeti, Kıbrıs’ta bir çözümü teşvik etmek konusunda her zaman çok aktif bir rol üstlenmiştir. Ama son dönemde Dışişleri Bakanı John Kerry’nin sözlerine ve Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Victoria Nuland’ın faaliyetlerine yansıdığı gibi, bu çabalar daha da artırmıştır.
Evet Nuland bir süre önce Kıbrıs’a da geldi ve ortak açıklama üzerindeki uzlaşıda büyük bir rol oynadığı belirtiliyor.
Bryza: Evet Nuland Kıbrıs’a geldi. İnanın bana, bu çok ender rastlayabileceğiniz bir durumdur. Lefkoşa’daki Büyükelçimiz John Koenig de son derece yetenekli ve becerikli bir diplomattır ve o da bu iş için çok çalıştı… Bu işin ön hazırlıklarının, temelinin hazırlanması birkaç yıl aldı ve Büyükelçi Koenig çok iyi bir iş çıkardı.
Soru: Yani bu iş için yıllardır perde gerisinde bir çaba harcanıyor?
Bryza: Evet. ABD Elçiliği genelde adadaki en muktedir kişi olan İngiliz Yüksek Komiseri ile birlikte her zaman tarafları bir araya getirmeye çalışmaktadır. Ancak ABD, Kıbrıs’taki her iki tarafın da daha aktif şekilde çalışmaya niyetli olduğu anlaşılınca daha etkin bir rol üstlendi. Özellikle de Cumhurbaşkanı Anastasiadis’in seçilmesinin ardından. Çünkü hepimiz biliyoruz ki Anastasiadis, Annan Planı’nı destekleyen tek Kıbrıslı Rum politikacıydı. Kendisi çok cesur bir siyasetçi. O dönemdeki tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki, Anastasiadis, Glafkos Kleridis’le birlikte, çözüm konusundaki en aktif, en enerjik ve en pozitif siyasetçiydi. Bu nedenle kendisi göreve gelince ABD harekete geçti. Ama tabii ki bu işin öncülüğünü yapan Kıbrıslıların kendisiydi.
Soru: Peki ya Kıbrıs Türk tarafı? Şu anda liderlik koltuğunda federal çözümü pek de benimsemeyen biri oturuyor. Onu yönlendirmek Türkiye’nin rolü mü olacak?
Bryza: Evet sanırım öyle. Bu karmaşık bir durum aslında, çünkü Eroğlu seçimlerle başa gelmiş bir lider. Ancak sizin durumunuzda, Türkiye sadece bir komşu olmanın çok ötesinde bir role sahip. Umuyorum ki, Kıbrıslı Türkler arasında Türkiye’nin ne yaptığını bildiğine, bunun bir kazan-kazan planı olduğuna ve herkesin çıkarına olduğuna dair bir güven vardır. Dolayısıyla umuyorum ki, Kıbrıslı Türk lider de çözümü destekleyen bir tutum sergileyecektir. Ve tabii umuyorum ki, Sayın Eroğlu, kendi toplumunun da çözümden olağanüstü fayda sağlayacağını anlıyordur. Şu anda Kuzey’de ileride olabileceğinden çok daha düşük bir ekonomik kalkınma vardır.
Soru: Amerika’ya dönecek olursak… Amerika neden çözüm konusuyla bu kadar yakından ilgileniyor? Kıbrıs’ta çözüm Amerika’nın ne işine yarayacak?
Bryza: İlk olarak, Amerika’da Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüm isteyen çok güçlü bir Yunan-Amerikan lobisi var. Bu işin iç siyasetle ilgili kısmı. Ama Amerika’yı asıl harekete geçiren jeopolitik faktörler ve NATO’nun – özellikle de Güney kanadı için kilit öneme sahip iki üyesinin -Yunanistan ve Türkiye’nin birbirleri ile huzurlu olmadıkça tamamıyla sağlıklı bir yapıya kavuşamayacağı anlayışıdır. Kıbrıs da Yunanistan ve Türkiye arasındaki bu huzursuzluğun tam merkezinde duruyor. Ve bir başka jeopolitik faktör ise şudur: NATO ile AB arasındaki askeri işbirliği Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden tamamıyla tıkanmış durumdadır. Amerika, NATO ve AB arasında operasyonel ve stratejik olarak çok daha yakın bir iş birliği istemektedir. Dolayısıyla eğer Kıbrıs’ı çözebilirseniz bunu elde edersiniz. Bir başka faktör ise Amerika, Türkiye’nin AB’ye yakınlaşmasını ve AB’ye katılmasını çok istiyor. Ve Kıbrıs sorunu devam ettikçe bu mümkün olmayacak. Yani, Amerika’nın bu işle ilgilenmesi için birçok neden var. Tabii bir de enerji konusu var. Bu da yeni ve ek bir faktör.
Soru: Kıbrıs’ta bir çözüm olacağı konusunda umutlu musunuz?
Bryza: Hatta iyimserim. Ancak, Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme kısa vadede ulaşılabileceğini düşünmüyorum. Gelişmelerin sırayla yaşanacağını düşünüyorum. Daha önce anlattığım gibi, Kıbrıs konusunda belli bir ilerleme sağlandığında enerji konusunda birkaç adım atılabilecek. Enerji konusundaki adımlar insanları çözüm konusunda daha fazla motive ettiği için, çözüm konusunda belli birtakım adımlar daha atılacak. Bunlar enerji konusunun ilerletilmesini sağlayacak. Yani, enerji ve çözüm konusu birbirlerini etkileyerek ve motive ederek ilerleyecekler.
Soru: Ne demek istediğinizi somut örneklerle anlatır mısınız?
Bryza: Mesela, Türkiye Ankara Protokolü’nü hayata geçirebilir. Buna bağlı olarak Maraş’ta belli adımlar atılır ve Mağusa Limanı açılır. Belki Kıbrıslı Türklerin ürünlerine AB’nin tanıyabileceği bir menşe belgesi verilir. Böylece Ankara Protokolü sadece limanların açılmasından çok öte bir anlam kazanır. Kıbrıslı Türklerin dünyaya biraz olsun açılabilmesine imkan verir. Bu anlattığım çok büyük bir dönüşüm demektir. Evet, kapsamlı çözüm değil belki, ama çok büyük bir dönüşüm. Tabii, bu dönüşüm havayı çok olumlu bir şekilde etkiler ve Kıbrıs’ın, boru hattının kıta sahanlığından geçmesine izin vermesi için bir formül geliştirilmesinin önü açılır. Evet, bu enerji iş birliği için Kıbrıs’ta ilerleme kaydedilmesi gerekiyor; ancak ille de hemen kapsamlı çözüm olması gerekmiyor. Hatta enerji işbirliği için kapsamlı çözümün ön şart olduğunu düşünmenin tehlikeli olduğuna inanıyorum. Enerjiden elde edilecek gelirin paylaşımının çözümün bir parçası haline getirilmesini tehlikeli buluyorum. Bu, zaten karmaşık olacak bir çözüm süreci ve çözüm planının daha da karmaşık hale gelmesine neden olur. Bence, enerjiden elde edilecek potansiyel gelirin, taraflara bir motivasyon ve teşvik teşkil edecek şeklinde çözüm sürecinin dışında tutulması lazım. Bu konu politize edilmemeli.
Soru: Enerjide iş birliği yolunu açacak bahsettiğiniz çerçevede bir ara anlaşmanın yapılması ve büyük güçler istediklerini elde ettiği için Kıbrıs’ın yine kapsamlı çözüme ulaşmadan buzdolabına kaldırılması mümkün mü?
Bryza: Kesinlikle düşünmüyorum. Bir diplomat olarak görev yaptığım 23 yıl boyunca ABD her zaman Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözümü destekledi. Ve bugün hala bunu desteklemektedir. Amerikan Hükümeti’nin bu yöndeki çabalarının yoğunluğu, Kıbrıs’taki her iki tarafın ne kadar istekli olduğuna bağlı olarak artış veya azalmıştır. Dolayısıyla, eğer, örneğin Ankara Protokolü’nün uygulanması ile bahsettiğiniz gibi bir ara anlaşmaya ulaşılırsa, o zaman ABD’nin kapsamlı çözüm çabaları düşündüğünüzün aksine, daha da artacaktır.
Soru: Kıbrıs’ta yaygın bir inanış var: “Amerika istese Kıbrıs’ı çoktan çözerdi. Şimdi Amerika istediği için Kıbrıs sorunu çözülüyor.” Bu doğru mu?
Bryza: Bu çok saçma. Bütün diplomatik kariyerim boyunca dünyanın her yerinde şahit olduğum her türlü anlaşmazlıkta taraflar aynen bu dediğinizi düşünüyor. Herkes kendisini dünyanın merkezinde görüyor ve inanmak istiyor ki, ABD Başkanı her gün uyanıyor ve onların ülkesini düşünüyor. Ama bu kesinlikle doğru değil. Kıbrıs Amerika için çok can sıkıcı bir sorun. Amerika, Kıbrıs’taki bölünmüşlükten hiçbir şey kazanmıyor ve adanın birleşmesini istiyor. Bölünmüş Kıbrıs Amerika için sadece fazladan bir problem daha demektir.
Soru: Son olarak Kıbrıs’a bir mesaj göndermek istiyor musunuz?
Bryza: TURCAS Petrol’ün yönetim kurulu üyesi olmayı kabul etme nedenlerimden bir tanesi de, bahsettiğim projenin geliştirilmesinin Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü için yaratacağı inanılmaz momentumdur. Kariyerimin geriye kalan kısmını bu ideal uğruna çalışarak geçirmeye hazırım. Çözümün bir gereklilik olduğunu ve mümkün olduğunu düşünüyorum. Ve bu proje, herkesi bitirme çizgisine taşıyabilir. İşte benim yapmak istediğim bu.


































