Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Nikos kriz için gitti

Mont Pelerin’deki zirve başarısızlıkla sonuçlandı.

Ama Kıbrıs sorununa çözüm arayışları çerçevesinde yapılan müzakerelerde bütünlüklü bir başarısızlık ve çöküş resmen ilan edilmedi. Hala az da olsa çözüm için bir umut var. Ama bu umutları azaltan, bitirme noktasına getiren Rum Lider Nikos Anastasiades ve Yunanistan oldu.

Mont Pelerin, müzakere sürecini sona taşımak yerine Anastasiades’in tutumu nedeni ile güvenin yerle bir edildiği, müzakerelerde çözüm ruhunun yaralandığı yer oldu.

Mont Pelerin’deki zirve sırasında perde gerisinde yaşanan ayrıntılar su yüzüne çıktıkça bu durum daha net gözler önüne seriliyor.

Mont Pelerin zirvesinin ikinci aşaması 20 Kasım Pazar günü başladı.

İki gün için planlanan bu zirvede Rum Lider Anastasiades krize oynadı.

Zirvenin ilk gününde, Kıbrıs Türk tarafı masaya Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın beşli toplantıya katılmayacağına ilişkin açıklamalarını getirip izahat istedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Rum Lider Nikos Anastasiades ile birlikte belirledikleri görüşmelerin yol haritasının Çipras’ın açıklamaları sonrasında hala geçerli olup olmadığını sordu.

Çünkü liderler Mont Pelerin’de toprakla ilgili kriterlerde ilerleme sağlayabilirlerse beşli toplantının tarihi açıklanacaktı.

Yunanistan’ın beşli toplantıya gelmemesi halinde böyle bir toplantıya gerek kalmayacaktı.

Ve süreç çalışmayacaktı.

Doğal olarak Akıncı Yunanistan’ın ve Rum tarafının bu konudaki tutumunu öğrenmek istedi.

Bunun üzerine ortam gerildi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Eide de Türk tarafının bu talebini doğru buldu ve bu konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Eide, “Buradaki varlık nedenimiz bu. Böyle bir belirsizlik içerisinde, ilerleme olmaz. Bu konunun halledilmesi lazım” dedi.

Eide toplantıdan çıkarak bu konuya açıklık getirmek için temaslar kurma arayışına girdi. Ama bir yanıt alamadı. Yunanistan Başbakanı ile temas edememesi için önüne çeşitli engeller konuldu.

Espen Eide girişimlerinden bir sonuç alamayınca Rum Lider Anastasiades kendisini daha çok baskı altında hissetmeye başladı. Kendisinin Çipras ile ayni fikirde olmadığını ve Yunanistan’ı ikna etmeye çalışacağını söylemeye başlayan Rum Lider, artan baskılar üzerine ağlamaklı oldu ve Akıncı’ya “benim size bir teklifim vardır” dedi.
Ve şöyle devam etti:
Siz ne istiyorsunuz? Bu toplantının tamamlanmasını ve bunun hemen ardından beşli toplantıya geçmemizi istiyorsunuz. Ben bu isteğinize cevap vereceğim. Ama bunu şu anda böyle bir Yunanistan ile yapamam. Bana zaman verin. Bu işi halledeyim. 10,11 ve 12 Aralık’ta biz burada Mont Pelerin’de gerçekleştirmeye çalıştığımız zirveyi gerçekleştirelim, 17,18 ve 19 Aralık’ta da beşli zirveyi planlayalım. Bu teklifi size sunuyorum. Taraflar şimdi bu toplantıdan çıksın, bizim bu teklifimizi kendi arasında değerlendirsin”.

Rum Lider Mont Pelerin’deki zirvenin ikinci aşamasının ilk gününün ilk saatlerinde bunları söyleyerek zirvenin ertelenmesi karşılığında Türk tarafına beşli konferans için garanti verdi.

Bunun Türk tarafınca hemen değerlendirilmesini istedi.

Türk tarafı ikinci kez gelen erteleme talebini kendi içinde değerlendirmek üzere toplantıdan ayrılırken Rum Lider, “Ben şu anda bu kafa, bu atmosfer ve psikoloji ile devam edemeyeceğim. Gelmek için acele etmeyin. Bundan sonraki toplantıyı akşam saat sekizde yapalım. Ben de bu arada bu Yunanistan işine bir bakayım” diyerek toplantıya uzun bir ara verilmesini talep etti.

Halbuki Türk tarafı yarım, en çok bir saatlik bir aradan sonra Anastasiades’in teklifine yanıt verebilecek durumdaydı.

Ama Rum Liderin niyeti farklı idi. Amacı Mont Pelerin’deki ilk günü tüketmekti. Bunun için yarım saat içinde devam etmesi olası görüşmeyi akşama erteleyecek adımı attı.

Ve taraflar Pazar günü akşam saat sekize kadar hiçbir şey görüşemediler.

Bu arada Türk tarafı kendi arasında bir değerlendirme yaptı ve Yunanistan’ın bu pozisyonu değişmeden görüşme yapmanın bir anlam taşımayacağı sonucuna vardı.

Dolayısıyla Türk tarafı çok istekli olmamakla birlikte süreci ileriye taşıyabilme adına Anastasiades’in bu önerisini şartlı bir şekilde kabul etmeye karar verdi.

Masaya konulmasına karar verilen şartlar ise erteleme talebinin Anastasiades’ten geldiğinin belirtilmesi, Anastasiades’in önerdiği tarihlerin BM kayıtlarına geçmesi ve bir daha erteleme talebinin tekrarlanmayacağının not edilmesi idi.

Akşamki görüşmeye Türk tarafı Anastasiades’in önerisini bu şartlar ile kabul etme niyeti ile gitti.

Ama toplantıya girdiği zaman Anastasiades’i kendi önerisini geri çekmiş vaziyette buldu.

Anastasiades yine fikir değiştirmişti ve bu kez, “Önerdiğim şeye gerek kalmadı. Ben Yunanistan’ı ikna etmek üzereyim, sorun çözülüyor, onun için sabah yapmamız gerekeni yani görüşmeleri şimdi yapmaya başlayabiliriz” dedi.

Bu söylediğinin doğrulanması gerekiyordu.

Bunun için bütün gece sabaha kadar Mont Pelerin ile  Atina ve Ankara arasında telefon trafiği oldu.

Espen Eide o gece çok yoğun bir mesai harcayarak, Yunanistan’ın niyetinin ne olduğunu netleştirmeye çalıştı.

Kısacası Pazar günü bu şekilde kaybedildi.

Pazartesi sabahı Türk tarafı Yunanistan konusunda kısmen de olsa tatmin edilip toprakla ilgili kriter tartışması başladı ama bu kez de Rum Lider kriter adı altında tüm toprak başlığını kapatacak ve daha önce varılan uzlaşıya ters bir anlayışla masayı gerdi. Pazarlık etmeyeceğini söyledi. “Ben ne dersem o” anlayışı ile hareket etti.

Sonuçta süreç başarısızlığa uğradı.

Nikos’un niyeti olmadığından Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın tüm iyi niyet ve gayreti boşa gitti.

Gecenin sonunda çözüm iradesi ile son ana kadar süreci ayakta tutmaya çalışan Akıncı ve ekibi ile süreci BM adına izleyen Eide üzüntü içerisinde ağlarken, Anastasiades herhalde hedefine varmanın keyfi ile viskisini yudumluyordu.