Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın “sendikalarla anlaştık” açıklamasının ardından sosyal medya adeta çılgına döndü. Günlerce soğuğun, yağmurun altında verilen mücadele, öğrencilerin polisle karşı karşıya gelmesi , yaşanan onca arbede ve günün sonunda görüyoruz ki hepsi boşunaymış. Sözde mücadelesini verdikleri hiç bir şeyin kazanımını elde etmeden, hükümetle “sivil itaatsizlik konusunda” uzlaşan sendikacılara söyleyecek çok şey var ama, gelin bugün biz değil de, “uzlaşı” haberinin ardından “biz bunun için mi mücadele ettik” diyerek sosyal medyadaki tepkileri yansıtalım bu sayfadan…
Bakın vatandaş ne diyor;
*** “Bu ülkede sendikacılığın öldüğünü söylediğimde bayağı bir tepki almıştım. Haklı bir tepkiydi aslında çünkü ifade problemi vardı. Şimdi yeni baştan ama bu kez doğru bir ifade ile sendikalar öldü diyelim. Başkanı aynı, genel sekreteri aynı yapılar, demokrasiden koltuk sevdasından falan filan bahseder ya, bir de bunlar statüko karşıtıdır. Yahu insan kendi yaptığını bozar mı? Bir de sistem derler, sistemli bir ülke bunların varlık nedenini ortadan kaldırır. Hiç isterler mi? Sendikal safsata bu ülkede statükodan beslenen yapıların bütünü gibi. Yazık, çok yazık!…”
*** “Gençlerimiz yetkililerin kusurlarıyla dolu bir kazada arkadaşlarını kaybettikleri için eylemler düzenlediler ve toplumun neredeyse tüm kesimlerin desteğini aldılar. Bunu fırsat bilen meşhur sendikalarımız çocukları tepe tepe kullanarak bu durumu suistimal ettiler. Bu çok önemli sendikalarımız genellikle eğitim, sağlık, daha çok üretme, daha verimli çalışma gibi konularda eylem yapmayı sevmez. Fırsatcıdırlar. Başka başka sorunlardan nemalanıp durumu lehlerine çevirirler. Şimdi de içlerinden biri mesai hırsızlığı yaptı her şey düzeldi. Memurun mesaisi kısaldı ya… Tamamdır. Özel sektörde çalışanın, işçinin canı cehenneme… Dağyolu bozukmuş daha çok insan o yolda ölecekmiş? Ölsün bakarız yine. Bu ülkede sendika falan yok, bu ülkede memurizm var. ‘Tek yol devrim, ama benim ofdoya gadar’, sloganları bu. Sol görüşlü olmaktan bazen utanıyorum…”
*** “Haklı gerekçelerle bakanların istifasını talep ettiniz.. Büyük bir kesimi arkanıza alıp eylem yaptınız… Üyelerinizin mesai saatinin azaltılması tavizini kapalı kapılar arkasında koparıp tüm eylemleri kaldırdınız… Biriniz de çıkıp talep ettiğiniz istifa müessesesini kendiniz için uygulamazsanız hiçbir inanırlığınız kalmaz bilesiniz!..”
*** “Sendikacıları itibarsızlaştırmak mı??? Sendikalar zaten kendini itibarsızlaştırıyor…Bakınız biz milletvekili adayı değiliz…Oy kaygımız da yok..Tribünlere de oynamıyoruz…Sıradan vatandaşlarız…Öğretmen memur düşmanlığı yapmak mı?? Ne münasebet !!! Bu kadar basite indirgemeyin olayı…Toplumu ilgilendiren haklı davalarda potin eskittik yanlarında yıllardır yollarda…Memur, öğretmen vasfımız olmadığı halde. Sayın bazı muhalefet vekilleri, lütfen tribünlere oynamayınız. Balık hafızalı değiliz. Olay nasıl başladı??? Öğrenciler öldü gecenin karanlığında dağ yolunda. Sendiklar daha sokaklara çıkmadan liseli gençlik dayandı Başbakanlığın kapısına. İstekleri gayet masumaneydi; ‘Biz gecenin karanlığında kalkıp okula gitmek istemiyoruz, ölen arkadaşarımız gibi yollarda ölmek istemiyoruz’’. Sonra ansızın ”sendikalar” çıktı meydana. Eylemin ‘baş aktörü’ oldular…3 bakan istifa edecek, saatler geri alınacak falan filan. Süre de verdiler. Hükümet çalışma saatlerini 8.30 yaptı, sivil itaatsizlik başladı…Savundukları 9.00’da değil de 8.00’de işbaşı yapmaya başladılar !!! Çocuklar gene gecenin karanlığında…(Bunun da mantığını anlamadık)…Balık hafızalı değiliz, daha dün gibi olaylar…Sonra bir haber bugün; ‘Sendikalar ve hükümet uzlaştı’ kamuda. Nerede uzlaştılar? İşbaşı 8.30 olacak ama işten çıkış gene 15.30 olacak…Yarım saat kazanım sağladılar üyelerine…Buda yetmez bu süreç içerisinde ortaya koydukları ‘grev’ nedeniyle üyelerinin paralarını da hükümet ödüyor, sendikaların paraları gene cepde… Ben beklerdim ki 1 tane sendika da çıkıp desin hükümete ‘ey hükümet madem biz yarım saat geç işbaşı yapacağız, yarım saat geç çıkalım işyerinden’ yani 16.00’da…Ses var mı??? Bunu dillendiren milletin ”DEVRİMCİ” vekilleri var mı??…”
Sendikalara tepki sadece vatandaşlardan değil, iş çevreleri ve sivil tolum örgütlerinden de geldi.
Esnaf ve Zanaatkârlar Odası Genel Koordinatörü Hürrem Tulga: “Sendikalar toplum çıkarlarını değil, kendi çıkarlarını düşünüyor” derken, Sanayi odası Başkanı Ali Çıralı; “Sendikalar daha az çalışacakları için hükümetin sunduğu yeni mesai saatlerini kabul etti” değerlendirmesinde bulundu.
“Sol ideolojide grev son ve en büyük silahtır. Her an başvurulan silah, silah olmaktan çıkar” diyen İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise, sendikaların hükümetle kavgasının sonucunda halkın daha az hizmet alarak, öğrencilerin de daha az eğitim alarak kaybeden taraf olduğunu belirtti ve bu mücadelenin sonunda kazanan tarafın kim olduğunu sordu…
Bunlar benim değil, toplumun genelinin şu son sendika-hükümet anlaşması olayına bakışı. Aslında az bile söylemişler. En az siyasiler kadar, sendikalar da toplumun güvenini kaybettiler. Sanırım üyelerinin özeleştiri yapma zamanı geldi de geçti bile…
YERİN KULAĞI VAR
TAM BİR KAOS:
Hükümet uzlaştık diyor, bazı sendikalar uzlaşı yok, mücadeleye devam diyor. Birinden biri bizi kandırıyor ama kim? Aslında hem hükümet hem sendikalar kandırıyor esek en doğrusu olacak. Böyle zamanlarda topluma yön verecek olan muhalefet partileri ise, kendi dertlerine düşmüş, vatandaşı düşünecek zamanları yok…
TAM BİR KAOS:
KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan; “varılan uzlaşıyla sadece sivil itaatsizliğin ortadan kalktığını, saatler bir saat geri çekilinceye kadar mücadelenin devam edeceğini” söyledi… KTEÖS Başkanı Tahir Gökçebel ise; okullarda 08.30-13.40 olarak uygulanan ders saatlerinin çocukların sağlıklı büyüme gibi temel haklarına aykırı olduğu görüşünü ifade ederek, bu durumu uzlaşı yaratarak bir süreliğine ortadan kaldırmak istediklerini söylüyor. KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil; “Biz eylemi bugün de kaldırmadık. Bugün saat 16.00’da toplantı var. Orada bize yazılı olarak verecekler. Çünkü sadece mesai başlangıç bitiş saatleri değil bir bütün olarak ele almamız gerekiyor bu konuyu” diyor. Uzlaşıldı mı, uzlaşılmadı mı? Tam bir kaos… öyle olunca da, vatandaşların söylediği gibi, insanın burnuna kötü kokular geliyor…
HEP AYNI TERANE:
Yunanistan Başbakanı Tsipras; “Kıbrıs’ta, yabancı askerler ve sömürge garantileri olmayan, en önemlisi korku olmayan bir çözüm” arzuladıklarını vurgularken, Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis de Türkiye’den bu süreçte olumlu adım atmasını beklediklerini söylüyor. Günün sonunda kabak yine bizim başımızda patlayacak gibi görünüyor. Bir kere de şartsız şurtsuz bu masaya otursalar, inanın çözüm çok kolay olacak, ama yapmıyorlar…
RAHAT BIRAKIN:
Herkes kendince topluma akıl veriyor. Kıbrıs sorunuyla ilgili olmadık senaryolar yazıyor. Ama kimse de çıkıp da, “ Yahu biz ne yapıyoruz, bu insanların aklı yok mu, doğru ile yanlışı ayıracak kapasitesi yok mu?” diyemiyor. Hele de toplumda bilinen bir isim iseniz, kendi görüşünüzü millete empoze etme hakkına sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Ya da birileri tarafından güzel kullanılıyorsunuz. Bugünlerde ortalık bu gibi tiplerle doldu, herkes uzman kesildi. Birisinin “tamam oldu” dediğine diğeri, “hayır olmaz” diyor. Yahu bırakın da kararı herkes kendi versin, kimsenin aklına ihtiyacımız yok…
BİZ DE ŞAŞIRMAK İSTİYORUZ:
Ticaret Odası spotlar yayınlamaya devam ediyor. Önce yolların bozukluğunu, memur maaşlarına bağlamışlar, tepki almışlardı. Bu kez de “Elektrik kesilince şaşırmak istiyoruz” demişler. Sonunda da “Ülkemiz için birşeyleri değiştirmeliyiz” ifadesi var. Evet, değiştirmemiz lazım. Ama iş çevrelerinin de kendi özeleştirilerini yaptığını görmek istiyoruz. Vatandaşın biri sloganın altına yorum yapmış, “biz de vergisini tam ödeyen işadamları görüp şaşırmak istiyoruz” diyor. Sizce de doğru değil mi..?
“MAAŞA KİLİTLENDİK”:
Bu haber artık canımı sıkıyor. Bu ülkede 13. Maaş alan kesim, nüfusun yarısı bile değil. Gerisi 13. Maaşın ne olduğunu bile bilmiyor. Sanki konuşacak başka mevzu yokmuş gibi, bu adaletsizlik insanların gözüne sokulmakta. Ne Kıbrıs konusu, ne de ülkede yaşanan kaos, hepsi geride kaldı. 40 yıl özel sektörde çalışıp, emekli olduktan sonra 13. maaş almaya başlayan biri olarak şahsen ben diğerlerinden utanıyorum.
ZİRVEDEKİLER
Salih Sarpten: “Saat tartışması okullarda yaşananları tam bir kaos haline çevirmiş durumda. Çözüm için bulunan yol ise başka bir eğitim kıyımı yaratıyor. Bulunan çözüme göre dersler 8:30’da başlayacak ama süreleri 40 dakikadan 35 dakikaya düşürülerek öğlen, eski zaman diliminde bitirilecek. Bu öneri kimden çıktı, nasıl çıktı bilmiyorum ama eğitim adına yapılan uygulamalarda öğrenciyi düşünmeden atılan adımların en büyüğü gibi duruyor…”.
DİPTEKİLER
Kalkınma Bankası: Genç İşadamları Derneği, Kalkınma Bankasının yasaların gereği olan Genel Kurulunu 4 yıldan beridir yapmadığını, kar-zarar hesaplarının şeffaf olmadığını, kaynakların doğru kullanılmadığını iddia ediyor. Aslında bunun böyle olduğu bizzat geçmişte Maliye Bakanı Ersin Tatar ve bugün de Ekonomi Bakanı Sunat Atun tarafından kabul ediliyor. Geri dönüşü riskli krediler vermekte tereddüt etmeyen yönetimler, kamu kaynaklarını har vurup harman savurdular. Şimdilerde tahsilat oranının arttığı söylense de, bir kamu kurumunun Genel Kurulunu yapıp, halka hesap vermesi, aklanması şart. Olay Sayıştay’ın bilgisinde ancak üstüne giden yok…
































