Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Neye yarar?

Yaşadığınız kentte bir akarsu geçse içinden,

Dere mi olur nehir mi fark etmez,
Su aksın da,
Üstünde ahşap ve taş köprüler olsa,
Uygun vakitlerde dere kenarlarına yaslansak,
Yeşil olsak saz olsak,
Taş köprülerden karşıya geçsek,
Sonra tekrar geçsek,
Ve tekrar,
Kenarında meyhaneler, restoranlar olsa,
İki tek atsak akşamları yağmur yağarken ıslansak…

“10 Aralık Perşembe günü, gün boyunca yürüdüm ve güneş batımına yakın Lefkoşa şehrine vardım.
Düşüncelerime göre Lefkoşa şehri Aversa’dan daha büyüktür.
Orta kısımlarına doğru küçük bir derecik akmaktır ve yağmur yağmadığı vakit insanlar dere içindeki taşlara basarak dereyi geçebilirler.
Yağmurlu havalarda dereden akan su miktarı fazlalaşır. Bu nedenden dolayı  dere üzerinde bazıları taştan, bazıları da tahtadan yapılmış köprüler bulunmaktadır ve insanlar yağmurlu günlerde karşıdan karşıya bu köprülerden geçerler.
Şehrin bazı bölgelerinde ev sayısı azdır ve şehirde çok güzel evler bulunmaktadır…”

1394 yılında Kıbrıs’a gelen bir gezgin Lefkoşa şehrini böyle anlatır…

Venediklilerden önce Kanlı Dere kentin içinden geçmekteydi.
O dönemler adaya gelenler o taş ve tahta köprülerden geçmişlerdir…

Sonra Venedikliler surları daraltacaklarında Kanlı Dere’nin de yolunu değiştirdiler.
Bugünkü güzergah ortaya çıktı.
Dere, surlarla çevrili kentin dışında kaldı.

İngiliz döneminde ise Lefkoşa surlar dışına taşmaya başladı.
Derenin etrafına evler yapıldı, küçük yerleşim birimleri oluştu.
Köşklüçiflik ve Kumsal semtleri gelişmeye başladı.
O dönemlerde, insanlar Kanlı Dere’nin etrafında piknik yaparlardı.
Bir zamanlar da demir köprüden tren geçtiği bilinir…

En sonunda savaş oldu ada ikiye ayrıldı.
Kanlı Dere de bölündü…

Bölünme sürerken Lefkoşa’nın kuzeyi de gelişmek durumundaydı.
Plansız programsız bir gelişme oldu.
Dereboyu parlak ışıklar altında restoran ve benzeri iş yerleri ile gelişirken,
Dere bu gelişmişliğin ardında kaldı.
Lokmacı bölgesindeki ara bölgeden farksız.
Kuş uçmaz kervan geçmez…

Sorsanız bilen yok…

Bazı projeler yapılmasına rağmen hayat bulamadı…

Derenin bazı kolları yerleşim yerlerinin içinden geçmesine rağmen,
Buralara hayat verilemedi.
O kollar kupkuru, ya da pis kokular çıkaran yerler olarak sorun olmaya devam etti…

Oturduğumuz yeri temizleyemiyor,
Yaşar hale getiremiyorsak,
O makamlar sadece emekliliğe yarar…