“NEYDİ OLACAĞI” dedi, fenomen oldu

3 Eylül 2018 Pazartesi | 12:24

Sosyal medyada “Neydi Olacağı” adıyla yayınlanan, Kıbrıslı Türklerin sosyal yapısının, ilişkilerinin mizah diliyle aktarıldığı kısa filmler, izlenme rekorları kırıyor

MİLYONLAR İZLEDİ: Sosyal medyadan “Neydi Olacağı” adıyla yayınlanan kısa filmler Güney Kıbrıs yanında Türkiye’de de büyük ilgi gördü. Can Dündar ve Gani Müjde gibi Türkiye’nin ünlü isimleri tarafından paylaşılan bu filmlerden bazıları 3 milyon görüntülenme ile rekorlara ulaştı

Mehmet Ekin Vaiz daha lise yıllarında “Zilligurti” dergisi ile başladı mizaha, sonra radyolarda “Zorunlu Seçmeli” ve televizyonlarda “Hellimli Demokrasi” ile devam etti. “Hellimli Demokrasi” haber bültenleri yıllarca reyting rekorları kırdı. Sosyal medyadan “Neydi Olacağı” adıyla yayın yapmaya başladı, fenomen oldu. Mizahla siyaseti sorguladı; sosyal hayatı yansıtan kısa hikâyelerde herkes kendini, komşusunu, annesini, ilişkilerini buldu. Kıbrıslı Türklerin sosyal yapısının, ilişkilerinin mizah diliyle aktarılması, 1960’ların Alekko-Caher tiplemesiyle benzetilmeye başlandı.

Yaklaşık 3 yıl önce tanıştığı Gülşen Erçin, iş ortağı oldu ve bu birliktelikten de “Nermin-Necati” karakterleri doğdu. O da fenomen oldu. Birlikte yazdıkları, yönettikleri kısa filmlerde halkın içinden, aileden, çevreden doğal karakterleri “artist/aktör” yaptılar. Ayşe Aba, Neriman, Kenan Dayı, didişen gelin kaynana, evhamlı anne tipleri sosyal medyada, televizyonlarda 7’den 77’ye herkesin vazgeçilmezi haline geldi. Çoğunlukla “ürün yerleştirmeli” reklam filmleri olmasına karşın, güçlü hikâyeler ağır bastı. “Hepimiz Neneme Daşındık”, “Eksik Galsın Dünya Kupanız”, “İsten Zayıflayasın”, “Babalar Trip Attı” ve daha niceleri sınırları aştı. Güney Kıbrıs yanında Türkiye’de de ilgi gören, hatta haber olarak kullanılan, Can Dündar ve Gani Müjde gibi Türkiye’nin ünlü isimleri tarafından paylaşılan bu filmlerden bazıları 3 milyon görüntülenme gibi rekorlara ulaştı.

“Çünkü mizah dönüştürücü, gülmek birleştiricidir. Samimi, içten tebessüm herkese iyi gelir” diyor Mehmet Ekin Vaiz.

Ayşe Aba ve Kenan Dayı nikâh şahitleri

Mehmet Ekin Vaiz, aslında bir avukat. Mesleği yaklaşık 5 yıl yapmış, şu an sadece reklam ve prodüksiyon şirketiyle ilgileniyor. “Neydi Olacağı” adıyla sosyal medya üzerinden yayın yapıyor ama teknik donanımlı bir şirketi var: Joker’s Perspektive Reklamcılık.

Şirket ortağı, hayat arkadaşı Gülşen ise, Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı okudu.

Kendilerini reklamcı-yönetmen olarak tanıtan ikili, önümüzdeki günlerde nikâh masasına oturuyor. Nikâh şahitleri ise, filmlerinden tanıdığımız Ayşe Aba ile Kenan Dayı.

 

Hayat ve iş ortaklığı

Hem hayat arkadaşlığı, hem iş ortaklığı zor olmuyor mu?

“Aksine, birbirimizi tamamlıyoruz” diyor Mehmet Ekin Vaiz. “Ben teknik yönden, Gülşen karakter seçiminde daha iyi. Ama artık teknik işleri de öğrendi” diye ekleyerek.

“Mehmet’ten çok şey öğrendim” diyen Gülşen de, senaryo yazımından yönetmenliğe kadar birlikte çalışmaktan çok keyifli. “Mesleğimde kariyer yapmayı hayal ediyordum ama bu işi çok sevdim. Zaten mezun olduktan kısa süre sonra Mehmet ile nişanlandık, beraber çalışmaya başladık, mesleğimi hiç yapmadım…”

Aile şirketi… Anne, baba, nene; herkes artist

“Ürün yerleştirme” modelinde reklam filmleri yapan ikiliye, hikâye ağırlıklı filmlerdeki karakterleri soruyoruz. Arabanın içinde molehiya ayıklayan, bir başka sefer instagram kullanan, dünya kupasını yorumlayan Ayşe Aba (Ayşe Teksu), kocası Kenan Dayı, Ayşe Aba’yı kıskanan Neriman (Emine Nalan Akdeniz), atletli baba (Metin Yemcioğlu), evlatlar için yırtınan vesveseli Kıbrıslı anne (Peyker Erçin), kahvaltıda iki porsiyon ciğer öneren diyetisyen (Ramadan Göktan)… Kim bu karakterler?

Eğitimli, profesyonel veya başvuruyla seçilen birkaç kişi dışında filmlerde rol alanların genellikle aile, komşu veya çevreden doğal kişiler olduğunu anlattı Mehmet ve Gülşen.

Örneğin Ayşe Aba ve kocası Kenan Dayı Büyükkonuklu. Bu köyde eko-gün çekimi yaparken dikkatini çekmişler Mehmet Ekin Vaiz’in. Oyunculuk önerdiğinde “bizden geçti” demiş önce Ayşe Aba, ama sevmiş bu işi. Şimdi hazırlanan metinleri çalışıyor, bir sonrakine daha iyi hazırlanıyor.

Ayşe Aba’nın “rakibi” Neriman karakteri ise, Gülşen’in nenesi. Gülşen’in annesi, babası, kardeşi, kardeşinin nişanlısı, komşusu da çeşitli karakterlerle filmlerde rol alıyor.

Mehmet’in anneannesi de (Havva Göktuna) nene karakteri olarak yer aldı filmlerde.

 

Bazıları keşif, bazıları müvekkil

Rol alanlardan bazıları da rastgele keşif. “Yolda giderken, restoranda yemek yerken seçeriz bazen” diyor ikili. “Kendini gösterir zaten böyle karakterler.”

Mesela atletle ekrana çıkan baba (Metin Yemcioğlu), bir mevlitte keşfedilmiş Mehmet Ekin Vaiz tarafından. “Kadınlar mevlit okurken, adamlar maç yorumu yapıyordu. Sesi, konuşma şekli ilgimi çekti. Tam bize uygun dedim. Gerçekten öyle oldu” diyor.

Müşterisine ciğer öneren diyetisyen karakteri ise, avukatlık döneminden bir müvekkili Mehmet Ekin Vaiz’in. “Avukatlık yaparken çok oyuncu topladım. Parası olmayanlara, ödeyemeyenlere gel oyunculuk yap dedim.”

 

Doğal oynatıyoruz

Konuşma metni hazırlıyorlar mı, yoksa olağan akışında mı çekiliyor?

“Mutlaka senaryo, metin var. Ama kişilere uygun, doğallığında. Ucu da açık. Mesela Metin (Yemcioğlu) çekim sırasında yazılı diyalog dışına çıkarak ‘beni kümese kapatamazsınız‘ dedi, kendiliğinden. Bu ifade kaldı. En fazla da o ilgi çekti.”

Baba niye hep atletli?

“Çünkü normal hayatında da hep atletli. Her şey doğallığında olduğunda hikâye hem daha iyi oluyor; hem abartıdan, sunilikten kaçınmış oluyoruz.”

 

Güzelyurt malzeme kaynağı

Karakter ve konu seçiminde Gülşen’in yaşadığı Güzelyurt bölgesinin, Baf ve Limasol kökenli aile bireylerinin önemli kaynak oluşturduğunu da anlattı ikili…

“Büyük kentlerde, apartmanların yoğunlaştığı bölgelerde pek kalmadı ama köylerde ve Güzelyurt’ta geleneksel alışkanlıklar sürüyor. Kapı önlerinde insanlar kahve içiyor, molehiya ayıklıyor, dedikodu yapıyor. Didişmeler, çekişmeler, keyifli sohbetler olur böyle ortamlarda. Bunlar bize malzeme.”

Neriman karakterini canlandıran anneannesi/nenesi Emine N. Akdeniz’in mevlit okuyucusu olduğunu anlatan Gülşen, yıllarca onunla birlikte gittiği bu mevlitlerin ona önemli kaynak oluşturduğunu da vurguladı.

 

Necati de uçak kaçırır…

Film konularında güncelin belirleyici olduğunu anlattı ikili…

Örneğin, çok ilgi gören son çekimlerinden Hepimiz Neneme Daşındık, son ekonomik krizin; Nermin ve Necati karakteri ise Güney Kıbrıs’a uçak kaçırma girişiminin ürünü. “Mısırlı genç Rum aşkı için uçak kaçırınca, Anastasiadis de ‘burası Afrodit’in adası’ yorumunu yapınca, biz de Kıbrıslı Türk kaçırırsa ne olur dedik. Necati ve beraberinde Nermin tipi öyle başladı, arkası geldi. Kalıcı oldular, güne, gündeme göre şekillendiler.”

 

Şive üstünden komedide hikâye geri planda kalır

En fazla ilgi çeken de Kıbrıs Türkçesi galiba…

“Sosyal hayatı, kültürü, alışkanlıkları aktarırken ve dil kullanımında doğallığa çok dikkat ediyoruz. Abartıya kaçmadan, kültürü ve dili suiistimal etmeden kullanmak gerekir. Şive üstünden komedi yaparsak hikâye geri planda kalır. Oysa bizim için aslolan hikâyedir.”

 

Sinema filmi var mı sırada

Sinema filmi çekmeyi düşünüyorlar mı?

“Çok yaygın bir soru ama bu ülke şartlarında zor. Nüfustan dolayı sürdürülebilir değil. Örnekleri var. Bir hafta kapalı gişe oynasa bile finanse olmaz. Uygulanabilir olan internet üzerinden, sosyal medyadan büyümek. Netfliks örneğine baktığınızda, internet üzerinden sinema dünyası Hollywood’dan daha etkin artık.”

 

Yakın planda trajedi, genelde komedi…

“Mizah dönüştürücü, gülmek birleştiricidir. Samimi, içten tebessüm herkese iyi gelir. İftirayı, üzüntüyü, çekememezlikleri dramatize etmek yerine espriyle karşılamak daha yapıcı” diyen Mehmet Ekin Vaiz, Charlie Caplin’in “Hayat yakın planda trajedi, genel planda komedidir” sözüne atıf yaptı.

 

Reklam sektörü de gelişir

Sosyal medya üzerinden yayımlanan, ilgili firmalar tarafından televizyonlara da verilen filmlerine, reklam içerdikleri gerekçesiyle eleştiriler de geldiğini anlatan Mehmet Ekin Vaiz, kamusal alanda faaliyet gösteren insanlar olarak her türlü eleştiriyi “olması gereken rutin” olarak gördüklerini ama dıştan gelen yorumlardan çok da etkilenmediklerini söyledi. Reklam taleplerinin ağırlıkla ilgili firmaların genç yöneticilerinden, yeni nesilden geldiğini anlatan Vaiz, bu filmlerin etkisinin reklamcılık sektörünün gelişmesine de bariz biçimde katkı yaptığına işaret etti. “Eskiden bizim televizyonlarımızda Türkiye’den, Almanya’dan gelen hazır filmler oynatılırdı, şimdi ise birçok firma bu ülkede prodüksiyon yapmayı düşünüyorsa ve bu çorbada bizim de tuzumuz olmuşsa bundan gurur duyuyoruz.”

Filmlerde hikâyenin gücüne ısrarla vurgu yapan Vaiz, “İyi fikir, iyi senaryo, iyi hikâye ve tadında ürün yerleştirme. Bizim yöntemimiz bu. Reklam zorla satılmamalı, hikâyeden kopmamalı. Denge çok önemli” diye ekledi.

 

Temiz enerji

Ve son söz…

“İyi hikâye ancak temiz enerjiyle mümkün. Hırsla, kinlenerek, garez duyarak yaratıcı olunmaz. 5 birim enerjiniz var diyelim, bunun 3’ünü başkasına öfkelenerek harcarsanız, geri kalan da zaten sıcak ve trafiğe gider, size bir şey kalmaz… O yüzden hep temiz enerjide kalalım…”

 

Nezire GÜRKAN