En Üst

17 Aralık 2017

Haber Üst 1
Haber Üst

Neydi çözümden beklediğimiz? (Var mı bilen?)

Neydi çözümden beklediğimiz? (Var mı bilen?)
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Daha önce yazdım mı? Evet.. Gelip geçen tüm “müzakerecilerimiz” masada Kıbrıs Türk halkının siyasi ve sosyoekonomik çıkarlarından önce kendi “kafa yapılarını” savundular!

       MESELA: Rahmetli Denktaş için müzakereler  “Türkiye ile entegrasyonun sağlanması ve    çözümün de “iki ayrı devlete” dayalı olmasıydı Tbi muhaliflerine bunu kabul ettirmesi mümkün değildi!

Müzakerecilerimiz içinde en bonkörü Sn. Talat’tı!  “Rum istedi verdi,” “hakkımız bu kadardır” dedi verdi, “yeter ki çözüm olsun” dedi verdi…” Hristofyas bayıldıydı tabi! Referanduma gidilirken başına “TC’nin garantörlük saksısı düşünce ayıldı, “hayır” dedi!

O “hayır’ı” işittikte çektiğimiz rahatlama  “oh’larından  Beşparmaklar yıkıldıydı!

Sn. Eroğlu masaya oturmadan zaten söylüyordu “bir çakıl taşı bile vermem” diye! Nitekim Anastasiadis’i çatlattı, adam bir gün dosyaları masaya fırlatarak çılgınlar gibi saçını başını yolarak kaçtı!

VE Sn. AKINCI: “Elinin altında Denktaş’tan, Talat’tan, Eroğlu’ndan kalma müzakere raporları, Annan gibisi “planlar” ve çok kolaylıkla referans haline gelecek belgeler vardı…

Fakat Sn Akıncı’da “olmayan”  bazı unsurlar da vardı: “Kıbrıs Türk halkının yüce çıkarları için masadaydı ama müzakereler halktan kopartılarak, ketumiyete sarılarak sürdürüldü! O zaman da “ben yaparım olur” oldu! Ankara’ya sığınarak sağladığı siyasi gücü ile müzakerelerde tek yetkili oluşunu, tutun ki Montana’ya kadar sürdürdü.  Ve az kalsın lades oluyordu!

ÇÜNKÜ:  Denktaş gibi müthiş bir hukukçu bile mesela Anayasa Profesörü Mümtaz Soysal, Adılkaçtı gibi uzmanlardan yararlanırdı..  Sinan Aygün’ler gibi Ankara Ticaret Odası Başkanlarını devreye sokardı… Yani sanıldığı gibi “bencilce” sürdürmediydi  davasını!..

BİR UYARI: (Aşağıdaki “alıntım”   “Montana Konferansı sırasında  Ankara’yı  son anda uyandıran bir “uyarından”  lüçük bir paragraftır. Ki biz de yıllaca benzerlerini “köşemizde” yazmıştık.

“…Dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş, sadece güçsüz toplumların ezilmesi sonucunu doğuracak hilkat garibesi bir federasyondur aranan! “Mülkiyet sorunu, toplu göçlerin yaşandığı ülkelerin hiç birinde uygulanmamış” ve uygulanması düşünülemeyecek şekilde bireysel yönetimle yani iki halkın bireylerini karşı karşıya getirip kavga ettirerek çözüme ulaşmaya çalışılmaktadır!..”

VE:  Hâlâ bilmiyoruz BM’ler kasasında saklanan haritayı!

       


                      

    LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ!

       Geçtiğimiz hafta CMIRS’in yani “Direktörünün Mine Yücel olduğu “Göç, Kimlik ve Hak Çalışmaları Merkezi”nin her 3 ayda yayımladığı anket sonuçları, bu kez de sosyoekonomik durumumuzu  ayazlatıyordu. Ve doğruya doğru sadece “başlıkları” okumak bile yetip artıyordu çünkü anketin sahibi ve fikti olan olan halk durumun vehametini çok biliyordu: Nitekim:

“Evet ekonomimiz berbattır…

“Evet Yönetimimiz teklemekte beklentilere cevap vermemektedir!”

“Evet siyasi partilerimize güven azalmıştır!”

       “Evet ülkemiz pisliğin içindedir ve bir çevre politikası yoktur!..”

Geçmiş anketlerde de benzer olumsuz sonuçlar çıkmıştı. Mesela Meclisimize ve   hükümetimize güven duyulmuyordu. Buna karşın memleket polisten çok memnundu.. (Çünkü illegal olaylar o kadar çok arttı ki memlekette, trafiği de yanı başına alarak polise sığınmaktan başka çare kalmadı!)

ÇEK ÇEKENE: Tüm olumsuzluklara ve başarısızlıklara karşın seçimlerin de yaklaşması nedeniyle hükümetimizin dili çözüldü vaatlerle müjdeler uçuruyor havalarda..

Tabi araya Çiftçiler Birliği Başkanını  ödüllendirmekten sonu gelmeyen “aflara” kadar popülist kokulu seçim yatırımları da sıkıştırılıyor ki “seçimlerde dolu atılsın dolu tutulsun. Malum “UBP’siz iktidar olmaz” diyor Başbakan!  Oysa kaç zamandır memleket sorunları içinde boğulmaktadır halk! Ve müthiş de huzursuzdur! Buna karşın bakın Hükümetten nasıl sesler işitiliyor:

YÜKSEK SEVİYE:” Kim diyor bunu? Turizm ve Çevre Bakanı müsteşarı Esenyel. “Bu yıl 42 yılın en iyi turizm yılı olmuş!” Uzun lafı bıraktık. Ayni anda bir başka habere geçiyorum:

Geçen günlerde Havadis gazetesinde “Tayyar Işıksaçan” yazdı. Başlığı da “Yazıklar Olsun!” Neye niçin?

KONU:  “Lüks ve Casinolu otellerimize TC’den gelen şarkıcıların KKTC maliyesine bir yılda ödedikleri vergiler!”                                         Ki bu şarkıcılar 100 bin Tl’nin altında “sahneye çıkmazlar!” Bazıları bir gecede 400-500 bin TL Kapar! Bu kazançlarına karşılık bakın KKTC’de verdikleri vergiye:

Ebru Gündeş: 105 bin 600 TL/ S. Can 90 bin TL/ Hadise 55 bin TL/Akalın 50 bin TL/A. Pekkan 45 bin TL./ – Bizi çok seven V. Konak 35 TL (sever tabi bu vergiyle!) Ziynet Sali 25 bin TL. (Neyse ki o da yerlimizdir bizdeki vergi yüzsüzleri gibi onun bakmıyoruz kusuruna!..)

UZATMADAN: Bu mudur Turizmin seviyesi? Memlekete bıraktığı bereketi? Ki yolda belde olanı yok, hepsi de otel turisti!

“Tarım Master Planına”  gelince: Seçim yapılmadan  uygulamaya geçmesini bekleyeceğim ki sözünü ederken yabana gitmesin!

OLMUYOR: Popülist uygulamalar ve gözlere sürme çekmelerle   hükümet olunmuyor! Hükümet olmayınca da devlet olmuyor işte!


  KISACA TAKILDIĞIM: (ADLİ YIL AÇILIŞI VE Sn. AKINCI!)

       Anayasamıza göre tarafsız olması gerektiğine inandığım Sn. Cumhurbaşkanının  Adli yıl açılışındaki şu sözlerini önemserim ve paylaşırım.

“KKTC bir hukuk sisteminin gerektirdiği sorgulama ve yargılama süreçlerinin eksiği ve fazlası olmadan itinayla yerine getirilmesi önemlidir…” Kuzey Kıbrıs her hangi bir insan hakkının fütursuzca ihlal edildiği bir yer olamaz…” “Kamuda liyakate dayalı sistem oluşturulması en önemli sorundur…”

Haber İçi Alt 1
Haber İçi Orta

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis