Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

New York Çıkarması. (Müzakereler Bittiği Yerde Yeniden Başlar!)

Yarın Ban Ki Moon,  bir süredir New York’ta bulunan “müzakerecilerle” görüşecek. Öncesi haberlere ve gelişmelere bakıyoruz,  sorun fasit bir daire içine kilitlenmiş gibi. Yani “sona gelindi gelinecek!”

       Tabi görünen şu:  Sn. Akıncı’ya göre Anastasiadis daha daha ihtiyatlı. “Oldu da bitti maşallah”  demiyor. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum: BM temsilcisi Eide artık bülbüller gibi şakımıyor. Aksine Hoca Nasrettin’in hindisi gibi düşünüyor.. Öyle de olunca “var bir bildiği  ile sorunu” diye düşünmemek mümkün olmuyor! Ya işler iyi gitmiyor ya da sonun başına gelindiği için  ileride düzeltilmesi zoe mümkün beyanlardan kaçınıyor. Ne de olmasa bir memur! Son zamanlarda içinde “fırsat” kelimesinin çok olduğu açıklamalar yapıyor. Sonuncusu “çözümün  bugüne kadar en iyi fırsat” olduğu!

       Tabi bizim gözlerimiz teleskop, kulaklarımız radar Anastasiadis’i tarassut ediyoruz! Adamın ağzından çıkan tek kelimeden bile sayfalar dolusu yorum yapacak manalar çıkarıyoruz. Mesela sonuncusu tam da zamanıymış yahut bölgemizin ahvali çok da uygunmuş gibi çözüm olacaksa paranın sesini duyalım dercesine “artık çözümün mali boyutlarıyla da ilgilenmek gerekiyor” demesi?                                                   Tabi telafuz edilen rakam 30 milyar euro falanmış? “Nerde o para, kim verir ki” ayrı mesele! Neyse Anastasiadis’e kadar gelmişken Tüm Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak BM’ler’de yaptığı konuşmasına bir göz atalım!

       ANASTASİADİS NE DEDİ? Son günlerde   Lefkoşa’daki açıklamalarının aynisini söyledi: “Yönetim, güç paylaşımı, AB ve ekonomi başlıklarında bazı görüş ayrılıkları var. Ancak en önemli farklılıklar toprak, güvenlik ve garantiler konusundadır” dedi! Eh o kadar kusur kadı kızında da var!

       Ha şunu da söyledi: “Olası çözümde Kıbrıs modern bir AB üyesi olacak. (Biliyorsunuz AB’nin 4 müktesebatı da Türk tarafınca kabul gördü. Yani şimdiden müjdeler olsun denebilir!)

       YA İŞTE BÖYLE: Anastasiadis BM’lerde konuşur “Çözüm Kıbrıs’taki 3. ülke ordusundan (Türkiye) ve garantilerden kurtulmayı da getirecek” derken; bizim ekip de garantilerin devamı veya yeni garanti formülü  konusunda Anastasiadis’le Güney’deki Rum halkını nasıl kandırcaklarının  “politik atraksiyonlarını” sergiliyorlar! Nitekim Sn. Akıncı TC’den Sinirlioğlu, ABD’den Biden, Almanya’dan Steinmeier ve BM’lerden Eide ile görüştü.

       Tabi hemen hepsi de “umut” dağıttı! Bilirsiniz yoksulun da tesellisidir umut! Allah bir kapıyı kapatırsa diğerini açar. Ve müzakereler her bittiği yerde yeniden başlar!

                                  **********                                      ÇÖZÜM OLURSA EKONOMİK HALLERİMİZ NE OLUR.

       Sık sık “çözüm olsa da olmasa da” diyoruz! Ki çözüm olsa “ham” yapılacak sandüvicin iki ekmek arası  maması olacağız. Zaten Güney’le Kuzey’in  tam da arasındayız!

       Nitekim Geçtiğimiz günlerde devlet yerinden bile kıpırdamaz, çözüm olsa da olmasa da artık ülkede bir sosyoekonomik devinimin başlatılması gerektiği konusunda laftan öte icraat yapmazken; “özel sektör”  bir kez daha “ekonomik konularda devletin önünde olduğunun” ispatını çaktı!

       Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile Türkiye Odalar Borsalar Birliği bir araya gelerek “çözüm olasılığında”  yapacakları işbirliğini görüştü. İlk eylem planlarını da şu anda TC’nin Kuzey’de bulunan Bayiliklerinin “North Cyprus” değil, “Kıbrıs-Cyprus” olarak değiştirilmesi dolayısıyle AB ilişkilerinde    tüm Kıbrıs’a hitap etmesi kararına varıldı.  Yani  “hele çözüm olsun sonra düşünürüz” demediler…

       MADALYONU ÇEVİRİYORUZ: Çözüm olursa bakın Kuzey’de ayni zamanda ne değişiklikler olacak:

       Mali müesseseler, İnşaat, Sağlık, eğitim ulaştırma ve diğer sektörlerde faaliyet gösteren yüzlerce işyeri ile 72 bin 532 dönümlük tarım arazisinden bir bölümü Rum tarafına terk edilecek.

       Bazı otel ve tesisler kaybedilecek!

       Milli gelirde büyük kayıplar yaşanacak!

       Belki Kuzey’deki Türk Kurucu devletinin coğrafi alanı yüzde 25’lere çekilecek!

       Kısaca Kuzey’de büyük oranda toprak ve köy kasaba kaybederken, buna karşılık Güney’deki mülkümüzün esamesi okunmayacak…

       GAFİL AVLANMAK! Bir kez daha Rum tarfına gafil avlanacağız. Ancak bitmeyecek. Bir başka ekonomik çıkarma da TC’den yapılacak, Kıbrıs’ın üzerinden AB ile olagelen ticari ilişkiler artırılacak.

       “İyi ya” denecek. “Ticaret ekonomi bu kadar hareketlenirse Kıbrıs Türk halkı da bu yatırım ve kalkınma sürecinden nasibini alacaktır!” Acaba! Yoksa “TC ile Güney’in büyük sermayeleri arasında sıkışan ekonomi ve ticari çevrelerin canı mı çıkacak. (Ekonomist değilim. Fakat bu tip gelişmeler geçmişte çok yaşandı. El an şu anda da KKTC’de Türkiye ve Güney Kıbrıs rekabetinin altında “acenteler, bayiler yani 2. Sınıf işlerle var olmaya çalışmıyor muyuz? Yarın dünyasal ve devasa ekonomi sektörü devlerinin yanında yerimizin ne olacağını düşünebiliyor muyuz?)

       Bugünkü durum vaziyetlerimizle çözüm olursa olmaya ki çözümsüzlük yıllarımızı arar olalım!                                                                                                          **********

       KISACA TAKILDIĞIM:        ASKER ÇIKSIN AMA…        Sosyal medyada  “artık askerin bazı yerlerden çekilmesi gerektiği” mesajları yer alıyor. Özellikle Mağusa’da eğer asker çekilirse bazı sahil ve yörelerde halkın denizle buluşmasının sağlanacağı vurgulanıyor. Doğrudur. Çünkü Mağusa 42 yıldır deniz kıyısında olmasına karşın denizle  doğru dürüst buluşamayan bir talihsiz kenttir.

       ANCAK. Tutun ki asker Gülseren’den, Maraş’tan, Karakol’dan çekildi. Bu çekildiği yerler ne olacak? Var mı planla proje?  Mesela geçmişte Karakol bölgesi denizi görmek bir yana  plajında denize girilirdi. Şimdi gidin görün. Çok katlı apartmanlar sahilin içine kadar girmiş. Ne dur diyen olmuş ne hesap soran! O plajdan asker çıksa bilin ki kalan sahil apartman dikimlerinin devamı için peşkeş çekilecek!

       Hele Gülseren! Daha bugünden öyle iştah kabartıyor ki asker çekildiğinde Girne emirnamelerine bile parmak ısırtacak! Kısaca “asker çekilmeden nazım planlar yapılmalı, güzelim kıyılar ranta kurban edilmemeli!”