DAÜ konusunda son iki gündür en çok tartışılan konu, hükümetin senatoyu devreden çıkartarak Rektör Vekili atama yetkisini ele geçirme adına Meclis’e gönderdiği yasa değişikliği önerisi.
Dün Meclis’te bir milletvekili Serdar Denktaş’a, “DAÜ’de kapsamlı yasa değişikliğinden bahsetmiştiniz, bu yasa ne aşamada” sorusunu sordu. Soruyu soran vekilin, hükümetin, yapmaya çalıştığı değişiklikten haberi yok muydu, yoksa, sorusu daha önce mi hazırlanmıştı bilmiyoruz ancak, bu yoktu.
Serdar Denktaş, önce büyük bir rahatlıkla, DAÜ’ye siyasi müdahale yapılıyor diyenleri şiddetle kınadı. “Asıl siyasi ve şahsi meselesi olanlar DAÜ’de” dedi.
Ardından da, “Bu insanların memleketi kendilerinden fazla düşündüğüne de inanmayın” manasına gelen sözler söyledi.
Sonuçta DAÜ’de özerkliğin bir inat bir murat tümüyle ortadan kaldırılacağını bir kez daha açık seçik görmüş olduk.
Önce Abdullah Öztoprak özelinde, senatoyu devre dışı bırakmaya çalıştılar. Bunun için bir “Kapsamlı yasa” lafı ortaya atıldı. Ardından mahkemenin, rektör vekili ataması da yasaya aykırı demesi üzerine, mevcut Yasa’yı kıyısından köşesinden elleyecek, özerkliği ortadan kaldıracak bir düzenlemeye öncelik verildi.
Senato, önceki gün hükümetin korktuğu Abdullah Öztoprak yerine Mehmet Altınay’ı önerdi, bunu da yasa dışı saydılar.
DAÜ konusunda bu inadı sürdürenin Serdar Denktaş olduğunu biliyoruz…
Ama ben, yıllar yılı “Demokratik Üniversite”, “Özerk Üniversite” sloganı atan CTP’nin nasıl bu işin içinde yer aldığına bir türlü akıl erdiremiyorum.
İktidar CTP’yi fena halde değiştirmiş görünüyor.
*****
Maksat Cyprus Airways’i kurtarmak…
Güney Kıbrıs’ta, ada genelinde en çok yolcu taşıyan hava yolu şirketinin yüzde 15’lik payla Pegasus olduğu açıklandı…
Haberi veren Rum gazetesi, haberin sonunda “Mali sıkıntılar yaşayan ve iflas etme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan ‘Cyprus Airways’ şirketinin kapanması halinde, bu durum en çok Pegasus Hava Yolları’na yarayacak” iddiasına da yer verdi.
Araştırdık, soruşturduk, rakamlar doğru. Birinci Pegasus, ardından yüzde 9’la Cyprus Airways geliyor.
Ancak bugüne kadar Rumların, gerek ticari alanda, gerekse sosyal ya da ekonomik başka konularda Kuzey’le Güney’i birlikte değerlendiren bir araştırma yaptıklarını hiç hatırlayamadık.
Biz neden diye düşünürken, bir haber daha çıktı. Güney’de faaliyet gösteren Vatandaşlar İttifakı’nın, Ercan Havalimanı üzerinden seyahat edenler aleyhinde hükümetten tedbir almasını; “Cyprus Airways” şirketinin de kurtarılması için de herkesin elinden geleni yapmasını istediği kaydedildi.
İşte o anda niyet ortaya çıktı.
Malum Cyprus Airways battı, batıyor. Kendisi batak durumda olan devletin de bunu kurtarmak için kaynak ayıracak gücü yok. Eğer kurtarmaya kalkarsa, vatandaşın canını yakacak yeni kesintiler yapması gerekecek.
Bu nedenle, Kıbrıs Rumlarının hassas noktasına basılarak, “Bakın, eğer Cyprus Airways kurtarılmazsa, Türk şirketi daha da güçlenecek” korkusu verilmeye çalışılıyor.
Yani “Gelin biraz daha sıkıntıya razı olun, yeter ki Türk şirketi piyasayı ele geçirmesin” denmek isteniyor.
Güney’de bu devirde hala mentalite bu…
YERİN KULAĞI VAR
T İZNİ ENFLASYONU: Taşımacılık sektöründeki sorunlar yıllardır çözülemiyor. T izinleri konusunda taksicilerden oldukça şikayet var. Özellikle seçim dönemlerinde oy uğruna dağıtılan bu izinler, bu sektörde büyük tepkilere neden olmakta. Son birkaç yıldır verilemeyen T izinleri, bugünlerde yine yandaşlara peşkeş çekilmeye başlanmış. İddialar, sektörle ilgisi olmayan kişilere taşıma izni verildiği yönünde. Sayın bakan yok öyle bir şey diyor ama birçok taksici bu konuda farklı konuşuyor. Hatta isimler veriyorlar. Bizden söylemesi…
AKLIN YOLU BİRDİR: Çevre konusundaki karnemiz zaten belli. Ülkemizi ziyaret eden turistlerin en büyük şikayetlerinin başında çevre geliyor. Ama biz bunu düzeltmek yerine tam tersini yapıyoruz. Turizm açısından en önemli bölgelerden biri olan Bellapais’e yapılmak istenen arıtma tesisi bunun en son örneği. Bölge halkı, rehberler, toplum bundan rahatsızlık duyup tepkilerini dile getiriyor ama boşuna. Serdar Denktaş “Yapılacak, başka çare yok” diyor. Çok kafa yormuşlar ama işletmenin ısrarı, manastıra verilecek hasardan önemli galiba. Kaldı ki, sit alanında restoran işletenin, çevreye bu şekilde zarar vermesi bile kapatma sebebi olmalı. Başka alternatifler bulmak bu kadar mı zor…
İKİ YAKASI BİR ARAYA GELMEZ: Sosyal Sigortalar Dairesi borç batağında yüzüyormuş. Her ay emeklilerini ödeyebilmek için borçlanmak zorunda kalan Daire’de, ne yazık ki yatırımlarla ödemeler konusunda denge bir türlü sağlanamıyor. Siz hemen her sene af ilan ederseniz, bu kaçak ekonomi devam eder gider. Öyle olunca da Sosyal Sigortalar Dairesi’nin iki yakasının bir araya gelmesine imkan yok…
YOLLARI MAMUR ETTİK SANKİ: Tramvay Projesi haberi vatandaşı çileden çıkarmaya yetti. Arayan bir vatandaş yolların tarlaya döndüğü ülkede Tramvay Projesi’nden bahsetmenin vatandaşla alay etmek olduğunu söyleyerek, “Turistlerin en çok kullandığı Dağyolu’nun yıllardır bakımsızlıktan ne hale geldiğini görmeyenlerin, yolları onarmak, düzgün yollar yapmak yerine, hayali projeleri gündeme getirmeleri kabul edilemez” diyerek tepkisini dile getirdi…
ÜÇ AYDA KÖPEK YUVASI YAPAMAMIŞLAR:
Dün Meclis’te bir konuşma yapan Mehmet Çakıcı, 3 ay önce cezaevinde konuşlandırılan narkotik dedektör köpeğine hala bir yuva yapılmadığını söyledi. Görev yaptırdığınız bir hayvana bu şekilde mi bakarsınız? Bu nasıl bir ilgisizlik… İnsan kendi kendine, “bu kadar aciz miyiz” düşünüyor…
METEOROLOJİ’YE DİKKAT: Bilmem farkında mısınız ama yıllardır bizim Meteoroloji Dairesi’nin genelde bütün tahminleri hep kof çıkıyor. Yağmur yağacak dediğinde hava tam tersine güneşli oluyor, güneşli dediğinde ise ortalığı sel götürüyor. Benim önerim, vatandaşlar ya açıklanan hava tahmininin tersini yapsın, ya da bundan böyle hava tahmin raporu vermesin. Çünkü komik oluyor…
ZİRVEDEKİLER
Erdinç Gündüz: KKTC’de, Ankara ile “uyumlu” çalışacak siyasi parti ve/veya Cumhurbaşkanı olması gerektiği, şöyle veya böyle, şu veya bu ortamda, yıllardır ama yıllardır her fırsatta vurgulanır. Sözü edilen “uyumluluk” sadece dış politika veya “Kıbrıs’ta çözüm” ile sınırlı değildir gerçekte. Sözü edilen “uyumluluk” koşulu, iç politikada da taaa derinlere kadar geçerlidir. Adına “uyumluluk” denen şeyden kastın, gerçek bir uyumluluk mu, yoksa “itaat” mi olduğu sorusuna ise doğru düzgün bir yanıt yoktur maalesef…
DİPTEKİLER
KTHY 40 YAŞINDA: 4 Aralık 1974. KTHY’nin kuruluş günü. Eğer yaşatılsaydı 40. yaşını kutlayacaktı. Son 20 yılda iktidar olan tüm partilerin el ele vererek batırdıkları KTHY bugün göklerde değil, Meclis’te lafola tartışılıyor. Herkes bir şekilde suça ortak olduğundan, ciddi bir araştırma raporu bile yayınlanamadı. Şimdi yaptıkları, ölünün arkasından helva dağıtmak gibi.
































