Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Neden olmasın?..

 

Dün Özkan Yorgancıoğlu başkanlığındaki hükümet istifasını sundu.
CTP-DP ortaklığı tamı tamına 22 ay sürmüş. İki yıldan az…
Bunu okuduğumda, bugüne kadar kurulan ve içinde CTP ile DP’nin bulunduğu diğer hükümetleri düşündüm.
Meğer hepsinin de yaklaşık 2-2,5 yıl ömrü olmuş.
Bakın, ilk hükümet, 2004 Ocak ayında kurulan Hakkı Atun hükümeti. 4 kez kurulup bozulmuş, ama şöyle veya böyle devam etmiş, ta ki Ağustos 1996’ya kadar.
Sadece iki buçuk yıl.
Arada, Özker Özgür’ün “CTP hükümet olsa da, iktidar olamadı” diyerek, Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevinden ayrılması, Mehmet Ali Talat’ın başkan seçilmesi dönemi var…
Yine de topu topu 2,5 yıl.
Sonra Talat başkanlığında kurulan ve Ferdi Sabit Soyer’le devam eden ortaklıkları var. 2004’ten, 2006’ya kadar.
Bunda da, ortaklık yine 4 kez değişikliğe uğramış, ara seçim yapılmış, yeniden bozulmuş, kurulmuş. Talat’ın Cumhurbaşkanı seçilmesiyle, Soyer hükümetleri olarak devam etmiş.
Bu ikinci denemenin hepsini toplasanız, yine iki yıl sekiz ay.
Üç yıl bile sürmemiş…
Hatta ayrılışları o kadar şiddetli olmuş ki, CTP, kendine yeni bir ortak oluşturmuş; ÖRP…
Ve son olarak Yorgancıoğlu hükümeti, toplam 22 ay…
Yani “ne seninle ne de sensiz” durumları var…
Hem etleri bir kazanda kaynamıyor, ama her seferinde CTP’nin ilk aklındaki yine DP oluyor.
Neden acaba?..
UBP ile kurulacak bir hükümette, istedikleri gibi hareket edemeyeceklerini mi düşünüyorlar.
Ezilecekleri kaygısını mı taşıyorlar?..
Eroğlu başkanlığındaki dönemler için belki geçerli olabilecek bir endişe. Ama ya şimdi?
Bir de şunu düşünün, bunca hükümetten aklınızda kalan ne var?..
Ülkeyi nereden alıp, nereye getirmişler?..
Var mı bir fark?..
Yani en azından UBP’li dönemlerden farkı var mı?..
Bence yok. Aksine, CTP-DP ortaklıklarından akılda kalan en bariz nokta, siyasal istikrarsızlık. Her seferinde duvarları çatlayan, ama yıkılmasın diye sürekli bakan değiştirilen, yenilenen, kurulan bozulan bir yapı. İcraattan çok, “aman hükümet bozulmasın” çabaları…
Şu anda KKTC bir kez daha geleceğini ararken, UBP karşıtı lobi de elinden geleni yapmakta.
E, bir deneyin bakalım. Toplumun en geniş kesimini temsil edecek, iki güçlü partinin ortaklığı nasıl oluyor…
Birbirinin tam anlamıyla rakibi olan iki parti, icrada da yasamada da birbirini denetlesinler bakalım.
Aynen CTP milletvekili Mehmet Çağlar’ın dediği gibi “CTP, UBP ile koalisyon yaparsa neden zarar görsün ki?”…
Önümüzde seçime 3 yıl var. Bize on yıllar gibi gelen ve verimsizliklerinden başka bir şeyle hatırlanmayan geçmiş ortaklıklardan daha uzun bir süre…
Bu noktada aklıma yine Talat’ın, 2013’te “UBP ile kurun” sözleri geliyor.
Belki diyorum, bu kez ilk defa gerçek bir icraat hükümeti çıkar.
Neden olmasın…

 

YERİN KULAĞI VAR
DEVLET NEREDE:
Çiftçiler Birliği’nin günlerdir süren eylemi, Lefkoşalıyı çileden çıkardı. Olay hak aramaktan çok, hak yemeye dönüştü. Yolların kombaylarla kapatılması, trafikte yaşanan keşmekeş, adeta Lefkoşa halkına hayatı zindan etti. Dün arayan birçok vatandaş, hükümetin artık olaya müdahale etmesini ve yollardaki araçların çekilmesini talep ettiler. İyi de ülkede hükümet yok ki çare üretilsin…

ÖNEMLİ OLAN YAPACAĞINIZ İCRAATLAR:
Üç sendika kurulacak yeni hükümetten beklentilerini açıklarken, “önemli olan kurulacak hükümette kimlerin yer alacağı, kimin hangi bakanlığa getirileceği değil, bu hükümetin halkımızın ve çalışanların yaşam kalitesini ileri götürmek için neler yapacağıdır” değerlendirmesinde bulundu. Günlerdir bizler de yazıp çiziyoruz. Vatandaş için, hükümeti hangi partilerin kuracağının hiç bir önemi yok, ister DP, ister UBP olsun. Önemli olan yapacakları icraatlar…

BEKLENTİLER YÜKSEK:
Başbakan Yorgancıoğlu dün Cumhurbaşkanı Akıncı’ya, istifa mektubunu sundu. İki yıla yakın sürdürdüğü Başbakanlık döneminde çok eleştirilen ve seçimler öncesi verdiği birçok sözü iktidara gelince unutan Yorgancıoğlu koltuğunu Kalyoncu’ya devretmeye hazırlanıyor. Toplumun yeni başbakandan beklentisi oldukça fazla. İnşallah Yorgancıoğlu’nu aratacak icraatlara imza atmaz…

UBP ÖCÜ DEĞİL:
CTP, yıllardır sürdürdüğü UBP fobisinden artık kurtulmalı. Özellikle de tabandan gelen ve UBP ile bir ortaklığa karşı bir duruş sergileyenlere sormak lazım, “Yıllardır DP ile yaptığınız ortaklıklardan çok mu memnunsunuz” diye. Denenmemiş bir şey için önyargılı davranmak, kimseye bir şey kazandırmıyor. Ama bu ülkeye zaman kaybettiriyor…

ŞAŞIRMAYIN:
Eski siyasetçi Ertuğrul Hasipoğlu’nun Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu almasına şaşanlar olmuş. Niye şaşıyorlar ki, anlamadım. Nasıl olsa artık seçilme gailesi ortadan kalktı… Vatan millet edebiyatı yapıp oy toplamaya ihtiyacı da kalmadı. E, nasıl olmasa vatandaş da balık hafızalı, geçmişte söylenenler unutulur, gider…

OLMASI GEREKEN BUYDU:
Meslek liselerine büyük bir ilgi başlamış. Her yıl üniversite mezunu binlerce genç çalışma yaşamına katılıyor. Ama katılabiliyor mu? Zor. İşsizlik alıp başını giderken, üniversite diplomasıyla, asgari ücrete çalışanların sayısı katlanarak artıyor. Planlamamız olmadığı için, ara eleman, teknik eleman eksikliği had safhada. Su akmış, kendiliğinden yolunu bulmuş. Koşullar, kendi kendini dengelemiş. Şimdi eğitimden uzak Eğitim Bakanlığı’nın yapması gereken, meslek liselerini daha özendirecek uygulamalardır. Kurtuluş da buradadır…

 

ZİRVEDEKİLER
Yüksek Öğrenim Platformu: Eğitim Planlaması, Devletin Eğitim Bakanlığı’nın, DPÖ’nün ve YÖDAK’ın yapmadıkları asli görevleri… O nedenle her alanda ihtiyaç fazlası mezun veriliyor. Memlekette şimdi de mesleki enflasyon var… Durumun vehametini gören meslek örgütleri bir araya gelerek, ülkenin ihtiyaçlarının belirlenmesi, kontenjanların buna göre ayarlanması, planlamada meslek gruplarının da temsil edilmesi konularında baskı unsuru oluşturmaya karar vermişler. Yalnız bence hedeflerinde bir eksik var, o da burslar konusu. Burslar da önüne gelen değil, ülkenin ihtiyacına göre verilmeli…

DİPTEKİLER
Plansızlık: Sorunumuz program değil, plansızlık. En güzel cümleleri, en makul fikirleri alt alta sıralayıp hükümet programı çıkarabilirsiniz. Sonuçta uygulamak zorunda değilsiniz. İlk seçimde yuvarlanıp, gidersiniz. Ama ortada bir planlama olsa, kim gelirse gelsin, hiçbir icraat yapmasa da, o planlamaya sadık kalır, en azından devletin bir sistemi vardır ve bu sistem, yeni sorunlar çıkmasını önler. Devletin bir envanteri olur, buna göre ihtiyaçları saptanır. Boşa kaynak harcanmaz… Eğitimde planlama yok, sağlıkta öyle, tarımda, ekonomide… Her şey günübirlik. Adının önünde “planlama” olan en az üç-beş daire sayabilirim. Ama ortada plan yok. Projeler de kimi zaman kafaya göre, kimi zaman partizanlığa göre. Sonuç ortada…