Bet ofisleri ile ilgili alan, siyaseti de domine edecek noktaya geldi.
Siyasetteki kavgalar dahi, bet ofislerindeki güç kavgasına göre şekilleniyor.
Son derece üzücü…
Artık net olan bir şey var, siyaset bir şekilde, bu ülkede kurulu olsun ya da olmasın, “betten” parasını alıyor.
UBP ve DP, bu yağmanın merkezindedir.
Bet ofisleri ciddi şekilde ele alınmalı…
Ya, tamamen ortadan kaldırılmalı…
Ya da Türkiye’deki “iddia” modeli bir yapıya kavuşmalı.
Sokak aralarında, kumarhane modeli çalışan bet ofisleri var.
18 yaşından küçüklerin girmesi yasak ama, hak getire…
Buna bir de, siyasilerin, “bet savaşlarına” taraf olmalarını izledik.
Aylardır, sokakta bir kavga var…
“İki bet ofisi izni verilecek, birini UBP, diğerini DP verecek…”
Neye göre iki?
Kime göre iki?
Neden iktidar partileri bunu “kendi aralarında bölüşüyor…”
Üstelik, bakanın başbakanın hısım akrabası, yakını işi gücü bırakmış, bet ofisi izni verme derdinde.
İlk izni Halil Falyalı aldı…
UBP’den mi aldı, DP’den mi aldı bilemem…
Şimdi ikincisi verilemiyor…
Neden?
Bunu da Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun “efelenmesinden” anladık…
“Falyalı izin aldı. Başkası izin almasın diye uğraşıyor. Ben de diyorum hayır arkadaşımın oğlu da alacak…”
Akıl karı değil
İnsanın kanı donuyor bunları dinlerken.
Dışişleri bakanısın sen ya…
Dışişleri bakanı…
Senin görevin mi “bet ofisi kime verilecek” tartışması.
Yetmedi…
“Kime verileceğine de karar veriyorsun…”
“Falyalı’ya verilmesin” dersen anlarım.
“Bet ofisi izni verilmesin” dersen onu da anlarım.
Yanında dururum.
Seni alkışlarım.
“Falyalı’ya verildi, benim arkadaşımın oğluna da verilecek” demek, nesi devlet adamlığı…
Gerçekten, Tahsin Ertuğruloğlu’nu bu kavgada tanımakta zorlandım.
Tahsin bey olaya dahil olduğu için…
Bakanlar Kurulu’nda da konuyu gündeme getirmiş.
Bakanlar Kurulu’nda konuşulanlar, dışarıya sızmış…
Sonra, “bir gazete” bunu yazmış…
Medyaya da feveran ediyor Tahsin bey.
Levent Özadam yazdı dün.
El insaf…
Keşke bütünü ile mücadele edilse
Birileri, bu alandan güç elde ediyorsa…
Onla savaş…
Güçten yana taraf olma…
Senin işin değil.
Sen halktan yana ol.
Etkileri ile savaş…
İnsanlar cebindeki bir TL’ye kadar bet oynuyor.
Ama Tahsin bey, “o aldı, bu da alsın” kavgasında.
Neden?
Falyalı kendisi almış, başkasını da engellemek istiyormuş…
Sayın Tahsin Ertuğruloğlu, keşke o zaman girseydi devreye…
Hiç izin verilmeseydi…
Bir bakan, “bir yakının oğlunu” kolluyor.
Nasıl?
“Bet ofisi izni verin” diyerek…
Neden?
Bir önce alan, verilmesini engelliyormuş…
Devlet kim?
Hükümet kim?
Güç kim?
Erk kim belli değil.
Bu hükümet, Falyalı’nın bet ofisinden yönetiliyorsa, o daha büyük sorun…
Daha büyük ayıp…
Bu ayıp içerisinde, Tahsin Ertuğruloğlu kendine yakışmayanı yaptı…
Gözümüze soka soka “iş takipçiliği” yaparak.
Sorun daha büyük
Bakınız…
Sorun daha büyüktür.
Betten gelen para, siyasete yön veriyor.
Siyasetçileri taraf yapıyor.
Abuk- sabuk bir denetim mekanizması içerisinde, işini tam yapanla, mafyalaşanları birbirine düşürüyor.
Bu alanda, internetin de gelişmesi ile, sadece bu adadan değil, dünyanın her yerinden bu adaya para akıyor.
Para güç demek.
O güç de siyasete kadar girmişse…
Sorun büyük demektir.
İnsanların, varını yoğunu bet ofislerde bırakması bir başka dert…
Rant başka dert…
Siyasetin taraf olması başka dert…
Böyle bakan, vekil olmaz.
İş takibi ne demek?
Biri oğluna arazi verir…
Obiri inşaatların kat izinlerini takip eder…
Beriki kızına hak sahibi olmamasına rağmen arazi aldırır.
Öteki ihale takibi yapar…
Halk ne yapacak halk?
Bunun cevabı var mı Tahsin bey sizde?
Ötesi azap…
































