“Şehrin vaziyeti çok çekicidir. Her yerde çok sayıda kuyular, pınarlar ve yemyeşil meyve bahçeleri bulunmaktadır.”
…
Lefkoşa’dan bahsedilir…
…
“İç kısımlarda bulunan şehirlerin arasında başlıca olanlardan ilki Kythrea veya Kythereia’dır. Hâlâ mükemmel bahçelerle iç içedir ve suyunu, çok temiz, pırıl pırıl derelerden sağlamakta; buna ilaveten insanlar, el becerilerini, doğanın cömertliğini kendi faydalarına olacak en iyi şekilde değerlendirmeyi bilmektedirler.”
…
Değirmenlikten bahsedilir…
…
“Üzerinden geçmemiz gereken bir köprüyü, akan suyun coşkusundan şiddetli bir şekilde sallanır halde görünce, yıkılacağından korktuk.”
…
Sular coşku ile akarmış.
Larnaka güzergahından bahsedilir…
…
Dönem 1700, 1800’lü yıllardır ve adaya gidip gelenler Kıbrıs’ın bereketli sularına, ovalarına, dağlarına, bağ ve bahçelerine hayran kalmaktadırlar…
…
Kıbrıs’ta, her şeyin iyi ve mükemmel olduğunu söylemek mümkün olmasa da, bereketin adadan kovulmadığı dönemler olmuştur…
Ta ki suyu, bağ ve bahçeleri kurutulana kadar.
Ta ki ovalarına, dağlarına betonlar dikilip, yeşili tekmil tüketilene kadar…
…
Şimdi dövün dur…
…
Ama ne varsa Kıbrıslılarda var…
Kırk yıldır çözüm yapamayan onlardır.
Dağları, ovaları yiyip bitiren onlardır.
Kendi nüfusundan fazla nüfusu sırtında taşıyıp,
Suyu ve elektriği yetmez hale getiren,
Hastaneleri çökerten bu Kıbrıslılardır…
…
Cenazeleri Ayasofya’dan alıp mezarlığa atan,
Bandabuliya’yı restore edecek diye içine eden,
Lefkoşa’da Sarayönü meydanını meydanlıktan çıkaran,
Bayram yerlerini yerinden alıp geleneksel hayatı paramparça yapan,
Hisarları terk edip dökülen taşlarını seyreden,
Trafiği Arap saçına döndüren,
Eski kentlerini viraneye çeviren,
Daha buharlaşma çağında çaresi bulunan kanalizasyon sorunlarını bir türlü aşamayıp,
İnsanları lağım denizlerinde yaşamaya mahküm eden,
En ufak bir yağmurda Filipin sellerine gömülen bu Kıbrıslılardır…
…
Ne varsa onlarda vardır…
…
Narenciyeyi,
Zeytini,
Harnubu mahveden bu Kıbrıslılardır…
…
Her şeyden “beytambal galsın” deyip vazgeçen,
Arabasından inmeyen,
Makam delisi,
Yol kenarlarına elinde ne varsa fırlatan,
Kaldırımda yürürken izmaritini ve çöpünü yerlere atan,
Yollara tükürmekten çekinmeyen,
Memur kılıklı olmaktan zevk alan,
Her şeyi bilen,
Siyaseti yüzüne gözüne bulaştıran,
Her sokakta bir dernek kuran,
Dereboyu’nda fink atan,
Cep telefonunu elinden düşürmeyen,
Ekonomiden çakan…
…
Yani arkadaş,
Doğrudur,
Ne varsa Kıbrıslılarda vardır.
Eşekleri özgür,
Kendi fena halde tutsak…
































