Köşe Yazarları

Ne oluyor bize?

Eşref Çetinel yazdı...







Memleketimi hiç bu kadar perişan ve dağınık görmedimdi. Ne de bu kadar derbeder! Hatta saygısız ve sevgisiz! Bencil ve çıkarcı! Kişiler, meslekler dağılımında kazıkçı ve yalancı! Hatta zalim!

Tutun ki yanılıyorum.. Kabul! fakat artık memleketim yasemin portakal çiçeği kokulu değildir! Cennetten bir parça olmadığı gibi!

Soluduğum hava misk’i amber hiç değildir. Kanalizasyonların bok kokularıdır!

…Yürüdüğüm, arabamı sürdüğüm “yollar” sadece adları “yol” olduklarından “yol” diye söylenegelmektedir! Yoksa o yollar çoktan beridir sağlı sollu çöp bidonları tarafından işgal edildiler.. Ve çoktan beridir o yollar patlak çatlak çukur ve kaldırımsızdır! Sürülmemiş tarla gibidir yollar! Ne sinyalizasyon vardır ne belirgin trafik işaretleri! İnsanlar arabalarını rastgele sürerler, rast gele bulurlar yönlerini! Çoğu zaman da çarpışıp tokuşup kondeme çıkarlar! Talihi yaver gitmeyenler de Allahın rahmetine kavuşurlar!

…Memleketimin kentlerinde gökyüzüne yükselen apartmanlar vardır ama insanların soluk alacakları küçük yeşil alanları yoktur!

…Güngünden daha çok okula ihtiyaç duyulmaktadır. Fakat kentlerde devletin okul yapacağı alanlar çoktan apartmanlarla doldular ki bir gün öğrenciler, sınıflar haline getirilen apartman dairelerinde öğrenim görecekler!

Kaldı ki kentlerde hastane yapıla, halk parkları oluşturula!

FAKATTT: Sırat köprüsü haline gelmiş bu “yol” gibi sözde “yollardan” Devlet, bir de üstüne üstlük çatır çatır para kazanmaktadır! Hem trafiği olmayan yollarda arabaları çarpıştırıp tokuşturup sonra da sürücülere yazdığı cezalardan, hem de sürücülerle araba harçlarından!

…KISACA vatan mahzun devletim mahzun! Vermedi mabut neylesin Mahmut!

Fakat maşallahımız var şöyle ki işte Ekimde Cumhurbaşkanlığı seçimi..

Ardından her buçuk yılda bir milletvekilliği seçimine uygunluğunca ve kaçınılmaz vatan millet ödeviyle bir seçim daha! Allah Kıbrıs Türk halkını seçimsiz bırakmasın ama yok da her gelen gideni aratsın!

…Memleket gitgide “gaspların, gaddarlıkların, şiddetin, tacizlerin, sövmenin saymanın hatta Cumhurbaşkanını ölümle tehdit etmenin cehennemi oluyor! Hem de 330 binlik nüfusuyla! Ki Türkiye’de bu nüfus bir mahallede beş on apartmanda oturur! Ne oluyor bize?..


KISACA TAKILDIĞIM: AKINCI’NIN PROPAGANDACILARI…

Başta Erdoğan’nın azarlamaları, KKTC’de Sağ cenahın sövgüleri, Başbakanın dışlamaları ve sonunda isimleri cisimleri bilinmeyen bazı şaşkınların Sn. Cumhurbaşkanına yönelik ölüm tehditleri!

Biline ki tüm bu eylemsel hareketler, tehditler, azarlamalar Sn. Akıncı’nın yeniden sandıktan çıkmasına sağlayacak istediğinden alâ gerçekleştirilen propagandalardır.. Benden söylemesi!

 








Başa dön tuşu