Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ne hissediyoruz?

Kıbrıslı Türklerin kökenleri nedir?

Belki bu soru abestir.
Birçok belge ortada dururken bunu sorgulamanın alemi ne?
Ama biraz Türk, biraz Ermeni, biraz Rum, biraz Venedik, biraz Arap, biraz da Afrika kökenli dense bilemem…

Neticede insanlar kendilerini ne hissediyorlarsa odur deniyor.
Gerçi bizim ahalinin bir şey hissettiğini sanmıyorum!..

Osmanlı adaya geldiğinde ilk işi nüfus sayımı yanında var olan binaları saymaktı.
Buna Venediklilerden çok çeken Rumlar da sevinmişlerdi.
Papazlar Babıali’ye şapka çıkarıyorlardı.

Aradan yüzyıllar geçti, 1974 olduğunda evler yine sayıldı.
Numaralandı da.

Yöntem yüzyıllarca değişmemişti…

Kendini Osmanlı hissedenler de, Türk hissedenler de aynı yöntemleri kullanmışlardı.
Bunun kimlikle bir ilgisi olmasa da, fetihçi bir zihniyetle yakından ilgisi olsa gerek.

Başına sarık, şeyine şalvar geçirildiği dönemlerde insanlar kendilerini Osmanlı hissediyorlardı.
Ahşap radyolarda Ankara radyosunu dinlemenin kimliği de Türk olmaktı.
Ki, insanlar köy kahvelerinde Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis’in futbol müsabakalarındaki başarılarını kendi başarıları gibi izlerdi.
Ama 6-7 Eylül olaylarında Lefter de “Vurun şu gavura” hengameleri arasında azılı fanatiklerin gazabına uğrayacak, evine baskın düzenlenecekti…
İnsanlar ne hissetmişti o dönemler?

On sekizinci yüzyılda yaşayan Oduncu Baki Larnaka’ya bağlı Klavya köyündendi.
Sahtekarın biriydi Oduncu.
Bir gözünü de odun ayıklarken kaybetmiş.
Susa durdurmuştu ahaliyi.
Hapislere girip çıkmıştı ama önce zaptiyeliğe oradan da muhassıllığa kadar yükselmiş, memleketi idare etmişti.
Papazları da kandırmıştı bir müddet ama papazların ondan geri kalır yanları yoktu.
Her iki tarafın çullandığı kesim ahalinin kendisiydi.
Kim daha çok vergi alacak ve zenginliklerine zenginlik katacak onun hesabı içindeydiler.
Bu yüzden Oduncu ile papazların arası açılmıştı.
O dönemler ipini koparan papaz İstanbul’a gidip Babıali’ye dert yanar, çare arardı.
Oduncu Baki için de öyle yapıldı.

Acaba o dönemler Rum ahali kendilerini nasıl hissediyordu?

Bilinen bir gerçek var ki, Rum önde gelenlerin yüzyıllarca Babıali’nin kapsını aşındırdıklarıdır.

Adadaki Türk ahali kendini Osmanlı bilir, kendini öyle hissederdi.

Neyse ki Kıbrıs sorunu yüzünden Rumların Ankara’ya gittikleri yoktur.
Ama sorunun muhatabı olarak Ankara’yı kabul ettikleri bir gerçektir.
Onlar açısında da değişen bir şey yok!

Bizim ahaliyi soran olursa, her zamanki gibi iki minare arasındadır…

Demek istediğim,
Böyle olunca,
İnsanda his mi kalır?