Görüşmelerde mutlu bir başlangıç oldu.
Çünkü Eide gayet umutlu.
Kimselerin göremediğini görebiliyor.
Diyor ki “Çözülemeyecek bir şey göremiyorum…”
…
Aslında şimdi çözüm değil, çakisdez zamanıdır.
Çakistez dalından toplanacak.
Kırılacak.
Sudan geçirilecek
Tuzlu suya basılacak…
…
Eide’nin gördüğünü taraflar niye göremiyor?
Hepsi kör müydü bunların?
Görünen köy kılavuz istemezdi.
Zaten Eide de yanına kılavuz almadı.
Çünkü köy görünüyordu.
Bütün mesele köyün içindeki yerlilerdi.
Görmüyorlardı.
Onlara göstermeliydi…
…
Halbuki her iki taraf da iyi çakisdez yapar.
Ağız tatları aynıdır.
Samarellasız meze masası olmaz mesela.
Sofralarına aynı yemekler konur.
Aynı denizlerde yıkanırlar.
Aynı hasır sandalyelerde otururlar.
Aynı havayı teneffüs edip, aynı dağlara çıkaralar, aynı güneşte yanarlar.
Giyim kuşamları aynıdır.
Düğünleri dernekleri aynıdır.
Aynı yasemini koklarlar.
Espri anlayışları, aile anlayışları aynıdır.
Cumhurbaşkanı da olsalar, çoban da olsalar aralarında bir muhabbet vardır.
Resmiyet yanlarından pek geçmez…
Ama gel gör ki göremiyorlar.
Bu yüzden farklı yaşadıklarını sanıyorlar.
Eide’nin keşfettiği buydu…
…
Makarios henüz çocukken bir gün dere yanında oynuyormuş.
Oyun sırasında dereye düşmüş.
O sırada çocuğun dereye düştüğünü ve çırpındığını gören Türk bir çoban hemen dereye atlayıp küçük Makarios’u ölümden kurtarmış.
Gel zaman git zaman, Makarios Başpiskopos olmuş.
Türk çoban da iyice yaşlanıp egzama hastalığına yakalanmış.
Türk çoban kendi hastalığı ile boğuşurken, Makarios köye uğramış.
Türk çobanı çağırarak hatırını falan sormuş ama bakmış ki çoban hasta.
O günden sonra çobanın bakım masraflarını Makarios üstlenmiş…
…
Dönem Türkten Türke kampanyası dönemi.
Teşkşilatçılar ana keser, meme biçer.
Federasyoncular durumu öğrenince, Türk çobana hem Makiros’a, hem Rum doktora gitmesini yasaklamışlar.
O da soluğu Denktaş’ın yanında alıp derdini bir güzel anlatmış.
İhtiyara darılır gibi yapan Denktaş “Bize bu kadar kötülük yapan bir adamı kurtarmakla övünüyor musun?” demiş.
Çoban da “Böyle köpek adam olacağını bilseydim bırakırdım gitsin” demiş…
…
Bir ara Türk çoban egzama yerlerini göstermek için şalvarını indirmeye başlamış.
Denktaş telaşla “Bu hazzı sen Makarios’a ver; ne göstereceksen ona göster” diyerek, Çobana istediği izin vermiş…
…
Dolayısıyla Sayın Eide.
Buradaki yerliler gerçekten göremiyor.
Ancak görürlerse inanırlar,
Aynı yasemini kokladıklarını.
Sen, ne göstereceksen göster.
Belki görünce inanırlar…
…
İhtiyarın, Makarios’a gösterip göstermediği ise bilinmiyor…
































