KıbrısKöşe YazarlarıManşet

Ne diyeceğim şimdi Costa’ya?











Ne söyleyeceğim şimdi Costa’ya?




“Sevgili dostum Costa M. Constantinou’dan duydum Kalkanlı’daki Anıt Zeytin ağaçlarının bulunduğu vadinin ismini: ”Dematone!”



Kalkanlı yani esas orijinal ismiyle Kapouti köyü eski bir Lusignan yerleşim yeriydi. Araştırmacı Goodwin’e göre Kapouti ismi köyü veya o dönemdeki çiftliği kuran Capucci isimli bir Latin aristokratının isminden gelmeydi.

Burada yaşayanların çoğunun Maronit ve Latin olduğuna inanılırdı.

Ayrıca vadideki ağaçların diziliş şeklinden, yerleşim yerinin Lusignan döneminde ortaya çıktığına (1192-1492) inanılıyor. Bir de ağaçların yaşından. Yani yaşları Osmanlı gelmeden 300 yüzyıl öncesine kadar dayanan ağaçlar var bu vadide.

Costa, kapılar açıldıktan sonra babasını ikna ederek buraya yani kendi doğduğu köy olan Kapouti’ye nasıl getirdiğini anlatmıştı bana, bazen saatlerce süre sohbetlerimizde.

Evleri artık yerinde yoktu. Dedesi zaten 1974’te evinin önünde hunharca öldürülmüştü. Mezarı da yoktu. Çünkü kayıplar listesindeydi.

Onlar da mezarlıkta fazla dolanmadan artık cami olmuş kiliseye şöyle bir baktıktan sonra Dematone’ye, babasına atalarından miras kalan anıt ağacı görmeye karar vermişlerdi.

Ağaç aynen duruyordu. Babası uzun zamandır görmediği bir akrabasıyla karşılaşmış gibi sarılmıştı ağaca, bu arada gözlerinin önünden tüm çocukluğu geçmişti! Nasıl tüm köyün birlikte zeytin toplamaya gitmelerinden tutun da zeytin değirmeninde geçirdikleri zamanların unutulmaz anılarına kadar.

Costa
Costa’nın babası ağacıyla birlikte…

Costa ve babası buranın Anıt ağaç parkı olarak kullanılmasına sevinmişti. Bu yüzlerce yıllık ağaçlar belleklerinde ne gibi anılar taşıyorlar acaba?

1974’te köy göç ettiğinde orada sadece Rumlar yaşıyordu. Osmanlı dönemine kadar Maronit ve Latin köyü olduğu biliniyor.

Neyse Costa adeta bize emanet olarak bırakmıştı anıt ağacını.

İyi bakıldığını bilmesi ona yeterdi. Pazar günü ise olan olmuştu. Yangın Dematone’ye kadar uzanmış ve kısa zamanda oradaki ağaçların çoğunu kül etmişti.

Kalkanlı anıt zeytin ağaçları

 

Şimdi ne söyleyeceğim Costa’ya! Ya “emanet” yanmışsa!

Tabii her konuda olduğu gibi yangın söndürme ve tedbir alma konusunda da yıllarca konuşmuş ve ne yazık hiç birşey yapmamıştık. Ne yenilenmiş yangın araçları, ne helikopter, ne uçak, ne drone. Her yer yangına davetiye çıkaran otlarla dolu..

Koskoca bir “hiç birşey” yapmıştık. Bu mantaliteyle gidersek, bu iş ne şimdi olacak, ne de galiba gelecek yıllarda.

Bazılarının devamlı dediği gibi: “Anlaşma olmadan hiçbir şey olmaz” acaba? Yoksa biz mi anlaşmaya kadar bu süreçte bir şey yapmak istemiyoruz, sakız çiğnerken yürüyemeyeceğiz korkusuyla?”

 

 

 

 





Başa dön tuşu