Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Nasıl geçti habersiz…

Halk Fırını Abdi Çavuşta, Minnoş’un fırını Ayluka yolunda, Nazım Dayının fırını ile Mutallip’in fırını Haydarpaşa’daydı…

Bunlar genellikle ekmek fırınları idi.
Ama, çörek. Pide ve peksemet de yapılırdı…
Pazar günleri oldu muydu, daha fazla pide fırına salınırdı…
Çünkü, bir sonraki gün tatil günü ve böyle bir Pazar gününde millet mangal başı yapacaktı.

Fakat, Bayram zamanları bir başka.
Fırınların çok özel bir hizmeti vardı bu zamanlarda…
Sadece yukarıda saydığımız fırınların değil, Surlariçi’nde bazı köşe başlarını tutan meyhanelerin toprak fırınları vardı.
Bunlar, gündüzleri kelle falan yaparlardı.
Kelle fırında.
İşte,
Bu fırınlar ahalinin getirdiği tepsileri fırında pişirerek hizmet verirlerdi.

Kaç tepsiyi birden alırdı o toprak fırınlar?
Belli ki grup grup alınırdı tepsiler…

Patates kebapları şimdiki gibi gaz ocaklarının fırınında yapılmazdı.
Zaten gelişmiş gaz ocakları yoktu.
Çok çok, fırını olmayan ocaklar vardı henüz…

Hani, Bayram hazırlıklarına çoktan başlanmış…
Bütün hazırlıklar tamamlanmış ve artık bayram gününe gelinmiş…
Bu durumda, sabah ezanından camiye gidilir, bayram namazı kılınır ve Bayram kutlamaları başlamış olurdu…

Böyle bir vakitte ilk yapılacak işler arasında, kutlama turuna başlamadan, hazırlanan tepsiyi fırına vermekti.
Tepsilere konacak malzeme  daha önceden hazırlanmış olurdu zaten.
Patatesler bir güzel dizilir, arasına soğan ve parça etler  yerleştirilir, hatta defne yaprağı falan da konur ve tepsinin ağzı bir güzel kapatılmış olurdu.

Herkes fırın yolunda…
Sokaklarda bir aşağı bir yukarı.
Reşadiye’den Gölek’e, Gölek’ten Lozan Sokak’a, oradan Haydarpaşa’ya.
Fırıncı, ateşini çoktan yakmış olurdu.
Hazırlıklar tamam.
Sabah ezanından…
Fırınların önü kalabalık…
Tepsiler teker teker alınıp, fırına salınmakta…
Hangi tepsinin kime ait olduğunu anlamak için, tepsilerin kenarı bir tebeşirle numaralandırılmakta…
O numaranın aynısı müşteriye verilmekte…
Diyelim, 9 Numara Hüseyin Efendinin, 13 Numara Mukaddes Hanımın…
Fırın kebapları, öğleye hazır olurdu ancak…
Zamanlama zaten ayarlanmış.
Bayram kutlamalarının ilk periyodu o vakitte bitecek ve Bayramın ilk öğle yemeği, fırınlardan alınacak fırın kebapları ile şenlenecek…
Konyaklar masada…

Vakit gelip çattığında, herkes tekrardan fırına koşardı.
Elindeki numarayı fırıncıya gösterip, kendi tepsisini alır,
Bayram heyecanına fırın kebaplarının tadı karışırdı…

Yarasın…

Böyle geçerdi Bayramlar…
Köyden kasabadan gelen akrabalarla, komşularla hep beraber…

“Nasıl geçti habersiz…”