Geçtiğimiz perşembe günü, iki lider yine, “bir adım dahi ilerleme” sağlayamadıkları o masa etrafında buluştular.
Allem ettiler, kalem ettiler, gene bir arpa boyu yol gitmediler.
Üstelik, Dr. Derviş Eroğlu, “Downer belgesini ben de kabul etmiyorum” diyerek makası daha da açtı.
Anastasiadis de “Hiçbir konuda uzlaşamıyorsak, masada durmanın anlamı yok. Troyka ile toplantım var” diyerek, masadan ayrıldı.
Bu sırada, gözlüklerini masa üzerine koydu, cebinden bir sigara çıkarıp yaktı…
Bu davranış kaba mı?
Diplomaside normal değil.
Zaten bunun normal olmadığı da kendisine iletildi.
Peki, sonrasında gelişenlere ne demeli?
Eroğlu’nun etrafındaki, “iç politikayı dizayn eden medyacılar” bunun üzerinden, “Masadaki lider” imajına oynadılar.
Ne yaptılar?
Eroğlu daha Kuzey Kıbrıs’a geçmeden, ilişki içerisinde oldukları gazete, gazeteci ve internet sitelerine haber uçurdular:
“Anastasiadis, ‘Benim dediğim olacak’ diye kükredi. Gözlüğünü Eroğlu’na doğru fırlattı. Saygısızca toplantı odasında sigara yaktı, ardından da kaçtı…”
Bir anda telefonlar çalıştı, “gizli hücreler” devreye sokuldu. Hoş, arada sazan gibi bunun üzerine atlayanlar da oldu.
Neydi senaryo?
“Eroğlu masada öneri yaparken, Anastasiadis kaçtı…”
Tam da bu sırada, Havadis Gazetesi’nden, sevgili Esra Aygın’ın daha önce randevu tarihinde uzlaştığı Rum hükümet sözcüsü ile röportaj vardı.
Ben de dahil oldum.
Rum Başkanlık Sözcüsü Nikos Hristodulidis, iddiaları yalanladı.
Peki kimi yalanladı?
Elbette, bu “asparagas” denilen haberleri yayanları.
Türkiye’de Milliyet ve Hürriyet Gazetesi, daha da ileri giderek, “Benim dediğim olacak” diye Anastasiadis’in bağırdığını yazdılar.
Orada mıydılar?
Yok…
Kim oradaydı, Rum- Türk lider, Rum Türk müzakere ekibi…
Oradan sızdı…
Sonra ortaya çıktı ki, Anastasiadis gözlük savurmadı, bağırmadı…
“Uzlaşamıyorsak, masada durmanın anlamı yok, müzakereciler devam etsin” dedi ve ayrıldı.
Rum Başkanlık Sözcüsü Nikos Hristodulidis, “Masadan kaçma yok” açıklaması yaptı Esra Aygın ve bana…
Sen misin bunu yazan?
Hemen devreye o politika girdi…
“Rum’a hizmet ediyorsunuz?”
Allayanlar, pullayanlar, beğenenler, destek verenler…
Halen daha “o kafa…”
Maalesef o “kafa”…
Rum Başkanlık Sözcüsü Nikos Hristodulidis, “haberi yapanları” yalanlasa da, huylanan, yanıt veren, “Kıbrıs Türk liderliği” oldu…
Gaylem var
Benim, benim gibi Havadis Gazetesi’nin de gaylesi var.
Nedir bu gayle…
“Kıbrıs Türkü’nün uluslar arası hukuk içerisinde yer alması…”
“BM parametreleri içerisinde bir çözüm…”
Maalesef “çözmek” için masaya oturanlar, “ayrılığı” pompalamaktan geri kalmıyorlar.
Daha da ileri giderek, “çizdikleri senaryoya, farklı yaklaşanlara”, “Rumcu, hain” diyebiliyorlar…
Evet diyorlar.
Ben bu politikanın “1990’lı yıllarda kaldığını sanıyordum.
Ama öyle değil.
Evet, bizim gaylemiz var.
Müzakere masanın bozulmasını istemiyoruz.
Ötesinde, müzakere masasında olanların, “ileri adım” atmasını bekliyoruz.
Maalesef, Kıbrıs Türk liderliği çözüme inanmıyor.
Zaten o makamda da, “çözmek” için oturulmuyor.
Sürecin hızla batağa sürüklendiğini seyretmemiz bekleniyorsa, bu olmayacak.
Kıbrıslı Rumlarla da konuşacağız…
Onların açısından da süreci Kıbrıslı Türklere anlatacağız.
Ha, deniyor ki, “Perde gerisini Cumhurbaşkanlığı’na ne sormadınız, neden sadece Rum sözcünün dediğini yazdınız?”
Kime soracağız?
Her aradığımızda, “Beni aramayın, ben bir şey söylemeyeceğim” diyen ama halen daha o makamda kalmaya devam eden Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Osman Ertuğ’u?
“UBP- DP arasındaki gerilimi yönetmek ve iç politikaya bazı medya organları” üzerinden müdahale eden Özer Kanlı’yı mı?
Kimi?
Havadis, olarak, müzakere sürecini yakından takip etmeye devam edeceğiz.
Pozitif katkı adına, adım atacağız.
Masada doğruyu yapan Türk ya da Rum tarafı olsa da bizim için fark etmez.
Kıbrıs Türkü’nün “dünya insanı” olması adına atılacak her adımın yanında olacağız…
Anastasiadis “babamızın oğlu” değildir…
Tıpkı bizim, “Saray’ın malı” olmadığımız gibi.
Doğru bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz. Hesabımızı, okurumuza veririz…
Herkese iyi bayramlar…
































