Poli

Nasıl bir turizm istiyoruz? 27 Eylül Dünya Turizm Günü






 “27 Eylül” Dünya Turizm Örgütü’nün, İspanya’nın Torremolinos şehrinde düzenlediği tüzük toplantısında alınan bir karar ile 1980 yılından beridir, ‘ Dünya Turizm Günü’ olarak kutlanıyor. Dünya Turizm Gününün ana amacı, tüm dünyada turizm bilincinin oluşturulması, turizmin çevresel, ekonomik, politik ve sosyo-kültürel öneminin vurgulamak şeklinde açıklanıyor. Dünyanın en dinamik sektörü turizm, bir milyardan fazla kişinin farklı amaçlarla seyahat ettiği, sosyal ve kültürel paylaşımın en üst boyutta yaşandığı bir alan olarak her geçen gün gelişiyor.

Geliştikçe çeşitlenen turizm pastasından pay almak için, yedi kıtadaki, yüzlerce ülke, kıyasıya rekabet ediyor. Çünkü sektör büyüdükçe, ülkelerin içerisinde bulunduğu ekonomik ve soyso-kültürel sorunların çözümü için, turizmin üstlendiği anahtar roller de yükseliyor.



Ülkemizde dünya turizm günü kutlama bilinci henüz oluşmasa da, her yıl farklı bir ülkenin resmi ev sahipliği yaptığı, ‘Dünya Turizm Günü’, farklı bir tema ile kutlanıp, turizmin önemi farklı coğrafyalarda anlatılıyor. 2017 için seçilen tema, “Sürdürülebilir Turizm”. Bu tema ile turizmin geçmişten gelen tarih, kültür ve doğa değerlerinin korunarak, yerel halkı da içine alacak bir gelişimle geleceğe taşınmasının önemi vurgulanıyor.

Dünya Turizm Günü’nün geçmiş yıllardaki bazı temaları ise şu şekildeydi; Ekoturizm – sürdürülebilir turizmin anahtarı, turizm uygarlıklar arasında barış ve diyalog sağlayıcısı, gelişim için turizm, nitelikli çalışan eşittir kaliteli turizm, yeni yüzyılda dünya mirasını korumak, dünya barışı için en hayati şey; Turizm, turizm kadınlar için kapılar açar, Turizm; İklim Değişikliği tartışmalarına yanıt, küresel ısınmaya karşı sürdürülebilir turizm, Herkes için turizm; Evrensel Erişilebilirlik, turizm ve su, turizm ve biyoçeşitlilik, Turizmde kültürü korumanın önemi, Turizm ve toplumsal değişim. Temalardan da anlaşılacağı gibi, turizmi ayrılmaz üçlüsü, Tarih, Kültür ve Doğa değerlerinden ayrı düşünemeyiz. Turizmin yükselen değerleri, yerellik ve otantikliktir. Bu anlamda, turizm farklı kültürlerden insanlar arasında kurulan diyalog ve barış köprüsü özelliği ile de ayrı bir öneme sahip…

Hassas bir sektör olan turizm, sürdürülebilir, topluma dayalı ve sorumlu turizm prensipleri ışığında, doğru planlandığı takdirde, o ülkeye çok şeyler kazandırır. Aksi, halde yeri doldurulamayacak tahribat bile yaratabilir.

 

KUZEY KIBRIS’TA TURİZM

Turizm sektörü ile ilgilenemeye başladığım günden beri, şu cümleleri duyuyorum: “Turizm hükümet değil devlet politikası olmalı, Turizm Örgütü kurulmalı, Turizm gelişim planı (master plan) hayata geçmeli, Turizm öncelikli sektörümüzüdür, En büyük sorunumuz ambargolar ve turizm fonu turizm amaçları için kullanılmalı…”

Kırk yıldır söylenen bu cümlelerin, halen daha söylenmesi, turizmde belirli bir istikrar yakalanamadığını gösteriyor. Yıllardır, Turizm Bakanlığı, en fazla Bakan değiştiren Bakanlık, özelliği ile ayrı bir rekora sahip. Kanımca, Turizm Bakanlığı, en az Maliye Bakanlığı kadar önemli bir yere sahiptir.

KUZEY KIBRIS’TA 365 GÜN TURİZM YAPMAK MÜMKÜN

1974 senesinden günümüze, özet bir analiz yapacak olursak karşımıza şu şekilde bir tablo çıkar. 1974 sensinde üç, beş konaklama tesisi ve 2000’e yakın bir yatak sayısı ile yola çıkan Kuzey Kıbrıs’ın, 2017 yılı itibarı ile toplam yatak sayısı 20,000 in üzerindedir. Ortalama kalış süresi Türkiye pazarından gelen misafirler için 3 ve yabancı turistler işinse 6 -7 gece dolaylarındadır. Kuzey Kıbrıs’a, Türkiye, Avusturya, Almanya, Danimarka, Hollanda, Belçika, Polonya, İngiltere, Fransa, İran, Norveç, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Arnavutluk, İtalya gibi ülkelerinden turist gelmektedir. Yıllık turist sayısı 700.000’in üzerinde olup, Turizm geliri ise yaklaşık 680 milyon dolardır. Kuzey Kıbrıs’ın kırk yıllık turizm yolculuğunu, rakamsal olarak incelediğimiz zaman, inişli çıkışlı ve istikrarsız bir grafik izlediğini görürüz. Lakin son 5 yılda yürütülen teşvik sistemi ve turizm politikasından dolayı, sayısal bir yükseliş ivmesi olduğu göze çarpıyor. Turizmde başarı öyküsü yazmak için, yıllık Turist sayısı, yıllık doluluk ve geceleme sayısı ve ortalama kalış süresi baz alınmaktadır. Lakin önemli bir diğer husus turizmin, halka, üreticiye, küçük esnafa, istihdam hacmine ve turizmin yan kollarına yansıma oranıdır.

Bir başka deyişle, turizmin çarpan etkisi. Tam da bu aşamada sormamız gereken soru şudur;  Nasıl bir turizm istiyoruz?

Bizim gibi Ada ülkelerinde, bizdekinin tam aksine, Casinoların ve 5 yıldızlı otellerin dominant olduğu modelleme yerine, kültürün ve çevresel değerlerin ön planda olduğu, turizm modelleri yükseliştedir. Çünkü çevre ve kültür turizmin en önemli çekim avantajıdır. Alternatif turizm modelleri ve turizm ürünümüz doğru planlandığı takdirde, Kuzey Kıbrıs’ta 365 gün turizm yapmak mümkündür. Özel İlgi turizmi modelleri yanında, on bin yıllık tarihi olan ülkemizde, kapsamlı bir arkeoloji müzesine ve tematik müzeciliğe, geçmişten gelen değerlerin yaşatılması anlamında ayrıca önem verilmelidir. 

BAŞARI İÇİN SEKTÖREL İŞBİRLİĞİ ŞART

Turizm sektöründe istikrarlı bir başarı yakalanması için, Turizm Bakanlığı ve Turizm sektör temsilcilerinin, işbirliği ve dayanışmasının şart olduğunu düşünüyorum. Toplanacak olan turizm şurasında, turizm ve onun üçüz kardeşleri olan tarih, kültür ve doğa konularında söz söylemek isteyen uzmanlara ve her kesimden gönüllülere söz hakkı verilmesi katılımcı bir anlayış ve dinamizm yaratacaktır. Her bir sektörün sıkıntıları, ayrı ayrı ele alınıp bütünlüklü çözüme kavuşturulması, hedeflenmelidir. Eylem ve aksiyon planı oluşturulurken, turizm, tarih, kültür ve doğa değerleri, her türlü planlamanın odağında düşünülüp, kendi insanımızın ve yerel iş gücümüzün turizm alanında en yüksek oranda yer almasının formülleri üretilmelidir. ‘Halktan kopuk turizm olmaz’ anlayışı ve onun gerekleri bu sayede yerine getirilebilir. Ve ancak, bu bilinçle, turizm bir hükümet değil devlet politikası olabilir. Doğası gereği Turizm bakanlığının, sektörel ilişkileri ve halkla ilişkileri en güçlü olan bakanlık olmalıdır. Turizmde başarı için, istikrara ve birlik beraberliğe en üst düzeyde gereksinim olduğunu düşünüyorum.  Uygulanabilir bir yeniden yapılanma planı ve vizyon ile kronikleşen sorunlar aşılabilir.

TURİZM ÖRGÜTÜ

Hükümet programında yer alan, turizm örgütünün kurulması için son dönemde, bazı adımlar atıldığını görmek, sevindiricidir. İhtiyacımız olan, siyasetten arınmış özerk, ilgili tüm sektörlerin temsil edildiği,vizyon sahibi ve yetkileri olan profesyonel bir örgüttür.

Karpaz’dan, Yeşilırmak köyüne kadar, her yer turizm açısından büyük öneme sahiptir. Adalı, Akdenizli ve Kıbrıslı bir ülke görüntüsü ve MUTLU turist profili yaratmak için, hepimize görev düşüyor. Ülkemizin umudu ve geleceği planlı ve sürdürülebilir turizmdedir.

 27 Eylül Dünya Turizm Günü’nün, halkın farklı kesimlerine turizm bilinci verilmesi için daha etkin kullanılması temennisi ile, tüm turizm gönüllülerinin dünya turizm günü kutlu olsun…







Başa dön tuşu