Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“NAR PARÇASI”

Gilead dağının yamaçlarında yatan

Keçi sürüsü gibidir saçın.

Kırkılmış, yıkanmaktan çıkmış,

Koyun sürüsü gibidir dişlerin…

Bu benzetmeleri herhangi bir aşık sevdiğine söylese dayak yer!

Kadının saçlarını keçi sürüsüne, dişlerini koyun sürüsüne benzetirsen eğer…

Dünkü yazımızda MÖ yaşamış Kral Süleyman’ın “Ezgiler Ezgisi” (Neşideler Neşidesi)’nden söz etmiştik.

Süleyman, sevgilisine seslenirken saçlarını ve dişlerini keçi ve koyun sürülerine benzetiyor.

Dönem düşünülürse, empati yapılabilir ve bu benzetişler normal karşılanabilir.

Ama günümüzde bir kadına ”dişlerin ne güzel koyun sürüsüne benzer” derseniz, o aşkı unutun!

Süleyman bundan da ileri gider!

Bugünün algısı ile ezgisine erotizm katar ve der ki:

Çarıklar içinde ayakların ne güzel,

Ey emir kızı!

Toplu kalçaların sanki mücevherler,

Üstat ellerinin işi.

Göbeğin yuvarlak bir tas,

Orada karışık şarap eksik değil;

Karnın buğday yığını,

Zambaklarla kuşanmış.

İki memen sanki bir çift geyik yavrusu,

İkiz ceylan yavrusu.

Fil dişi kulesi gibidir boynun senin;

Bat-rabbim kapısı yanındaki

Heşbon havuzlarıdır gözlerin:

Şama doğru bakan,

Libnan kulesi gibidir burnun senin.

Bu bölümde “ezgi” başka satırlarla birlikte şöyle devam eder:

Bu senin boynun hurma ağacına,

Memelerin de salkımlara benziyor.

Hurma ağacına çıkayım,

Dallarını tutayım, dedim;

Memelerin üzüm salkımları gibi olsun,

Soluğunun kokusu da elma gibi,

Ve ağzın en iyi şarap gibi,

O şarap ki, uyumakta olanların dudaklarından kayıp,

Sevgilim için dümdüz akar.

Neşideler Neşidesi’nde bugün için geçerli olabilecek satırlar da vardır.

Bunlardan biri şöyle:
Peçen arkasından yanakların,

Sanki nar parçası.

Aşk duygusu her çağda, her dönemde yaşanmıştır; tükenmeyen bir duygudur, nerede ne zaman ve nasıl belireceği belirsiz.

Öyle ki, Yunan mitolojisinde yer alan bir hikayeye göre Kıbrıslı yontu ustası Pygmalion kendi yaptığı bir heykele aşık olmuş ve Afrodit’ten onun canlandırılmasını istemiştir.

Bu konuda çeşitli hikayeler olsa da,

Sonuçta yontu ustasının yaptığı heykel ete kemiğe bürünmüş ve Pygmalion bu kadınla evlenmiştir…