Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

‘’Naparsın?’’

Etrafınız çevrilince…

Hem dıştan ama daha da kötüsü içten de ‘’çevrildiğini’’ düşündüğünüzde.

Değişen şartlar ve şahsiyetler karşısında ‘’mücadeleye devam Türkiye bizi nasıl olsa gelip kurtaracak’’ diyecek durumunuz olmadığını da artık idrak ettiğinizde.

xxx

Sizin söyleyecek yeni bir şeyiniz kalmadığında.

Ya da her şeyin söylendiğini düşündüğünüzde.

Yazılacak olan her şeyin defaten yazıldığını düşündüğünüzde.

Ya da ilk defa yazılacak olanın zaten halk tarafından da bilindiğini bildiğinizde.

Toplumun ortaya konan görüşe değil söyleyene göre yorum yapacağını düşündüğünüzde.

xxx

En önemlisi hedefiniz kalmadığında.

Adadaki gelecek için hedef koymaktan korkar duruma geldiğinizde.

Okul çağındaki yeni nesle de bu çekingenliğin bulaştığını düşündüğünüzde.

xxx

Rum’un ‘’kumar’’ oynayıp tümünü almak için yola çıkıp elindekinin büyük bir bölümünü de kaybettiği için bizim ‘’evet’’ diyeceğimiz her anlaşmayı toplum olarak hazmedemeyeceklerini debildiğinizde.

Anlaşma olsa ilk fırsatta bunu bozmak için sebep arandığında şaşırılmayacağını da hissettiğinizde.

Buna rağmen hala daha bir kesiminin ‘’ne olursa olsun ille de anlaşma’’ demeye devam ettiğinde.

‘’Anlaşma olmadı, o zaman yolumuza’’ dememeye yeminli olduklarını bir türlü anlayamadığınızda.

xxx

Kıbrıs Türkünü ne Rum’un ne de Türkiye’nin ayrı bir halk olarak görmediğini anladığınızda.

Bundan dolayı Kıbrıs sorunu ile ilgili kafa yormanın da hiç bir değeri kalmadığını düşündüğünüzde.

Bu problemin bu kadar yıldır sürmesinin açıkça konuşulmayan sebeplerinden birinin de Kıbrıs Türkünün hem Rum hem de Türkiye’ye kendini ayrı bir halk olduğunu gösterme inadını sürdürmesinden dolayı olduğunu anladığınızda.

Kıbrıs Türkünün iki tarafa söylem ve yapmaya çalıştıkları ile karşı çıkarken, ötekini savunur duruma düşme algı ve ikilemi ile karşı karşıya kalacağını bildiğinizde.

Yakın zamanda iç siyasetteki kutuplaşmanın getirdiği olayların inanmak istemese ve inanmasa da ‘’Rum’un yapmadığını Türk Türk’e yaptı’’ diyebilme noktasına getirdiğinde.

xxx

Ne yaparsınız? Ya da Kıbrıs Türkçesiyle ‘’naparsın?’’

Size tuhaf gelebilir ama.

Bu görüntünün verdiği ruh haliyle hırçınlaşıp sokaklara çıkıp slogan atacağımıza, pasif direniş adına kazmayı küreği alıp ovalara dağlara ağaç ve bitki dikmek daha akılcı bir yaklaşım olur.

Bitki ve ağaç dikmekle ilgili seferberlik ilan edilmesini istemek daha yerinde olmaz mı?

Bizden sonra adada yaşayacak olanlara başka da bırakacak bir şey kalmadığı için onurlu bir yaklaşım olmaz mı bu yönde atılacak adım.

En azından üzerinde doğup büyüdüğümüz, yürümeyi öğrenip, oyun oynadığımız topraklara olan borcumuzu bu şekilde belki ödeyebiliriz diye.

Bir süre sessizliği seçip doğayla ilgilensek ve ağaç diksek en doğrusu olmaz mı?

xxx

Doğa bir de ikide birde cevap vermiyor.

Hesap ta tutmuyor.‘’Besleme’’ demek için fırsat da kollamıyor.

Almadan da vermeye uzunca bir süre devam ediyor.

Yeter ki iyi niyet ile ona doğru adım atalım.Temizleyelim ve temiz tutalım.

İyi niyetle adım atana koşarcasına karşılık veriyor doğa.‘’Ağalık’’ değil bir yerde aslında çaktırmadan ‘’ağabeylik’’ yapıyor.

Belki doğaya ve toprağa yaklaşırsak hepimizin sonunda ‘’sığınacağı’’ yerin o olduğunu anlar birlik ve beraberliğin önemini düşünmeyebir yerden tekrar başlarız.

xxx
Ağaç ve bitki dikmek içinde planlamayı barındıran, sabırla sebat edilirse hasada olan inanç ve beklentiyi de içerdiğinden geleceği temsil eden siyasi bir metafordur da. Siyasette ezber bozarak yeni bir yön vermek isteyenlerin de bu çağrımızı değerlendirmesinde fayda vardır.
Bu toplumun bu adada tutunmasını sağlayacak olan kök sebeplerden en önemlisi temiz çevre ve doğaya yönelik yapılacakolan bu tür aktiviteler olacaktır.
Tüm problemlerimizin kök sebebitoplumsal kayıtsızlığımız ve sahiplenme duygusundaki eksikliğimizdir.
Her tarafa sirayet etmiş olan kayıtsızlık ve sahiplenmeme duygusunu ortadan kaldıracak ve iyileşme sürecini başlatacak olan da doğaya yönelik adımlarımız olacaktır.
Rum’a ve bizi izleyen tüm dış dünyaya bu adada kalıcılığımızdaki ısrarımız adına verilecek en anlamlı mesajdır doğaya yönelik yapacağımız yatırımlar.
Dedim ya ağaç dikmek yalnızca basit bir ağaç dikme eylemi değil içinde birçok mesajı barındıran siyasi bir metafordur.