Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müzakerelerin hızlanması pek yakında

Rahmetli Denktaş Bey’in çok esprili biri olduğu bilinir.

Düşüncelerini esprileri ile zenginleştirirdi hep.
Bu esprilerin bazıları da açık saçık olanlardandı.

Kendisi hayatta iken bir tarihte İzmir’in Efes Oteli’ndeyiz.
Bilmem kaçıncı katında.
Karşıda deniz alabildiğine uzanmakta.
Geceleri denizin üzerine yıldızlar düşmekte.

Böyle bir gecenin gündüzündeydik.
Denktaş beye ayrılmış otel odasında.
Biri geldi ve bir ziyaretçinin kendisini ziyaret etmesini istediğini söyledi.
Ziyaretçi bir tıp profesörüydü.
Kıbrıs kökenli biriydi yanılmıyorsam.
Denktaş Bey kabul etti.
Az sonra içeriye biri girdi.
Yaşlıca biriydi profesör.
O eski İstanbul beyefendisi dediklerinden.

Profesörün ağzından dirhemle laf çıkıyor, nezaket üzerinden akıyordu.
Sohbet esnasında profesörün bir gün sonra Amerika’ya bir tıp kongresine gideceği ve orada üroloji üzerine yeni bulgular hakkında bir bildiri sunacağı anlaşıldı.
Daha doğrusu profesör bunları kibarca anlatıyordu.

Mesele üroloji olunca, Denktaş bey sordu:
-Nedir bu bulgular?
Adam çok kibar.
Nasıl anlatsa?
Erkeklerin cinsel organlarını güçlendirici bulgulardı mesele.
Tıp dili ile anlattı profesör.
Hemen irkildi Denktaş bey.
Düşünmeden patlatıverdi:
Sen dedi, dönüşün benden uğra…

Kendimizi tutamadık yıkıldık.
Denktaş bey, siz bunlara bakmayın, gençtirler bizim halimizden anlamazlar diyerek esprilerini sürdürüyordu.

Profesörün ne gibi bulguları vardı bilmiyoruz ama ilerleyen zamanda görülmüştür ki, başta hap olmak üzere bu işe birçok çareler üretmiştir tıp dünyası.

Tıp dünyası durmuyor haliyle.
Her geçen gün bir yenilik var…

Dün bir haber yayınlandı.
Haberde verilen bilgiler şöyle:
“Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden bilgisayar bilimci Nicholas Negroponte, 30 yıl içinde yabancı dil öğrenmeyi sağlayacak bir hap geliştirileceğini iddia etti.
Bilim adamına göre, bilgi hapı kana karıştığında bu yolla beyne ulaşacak ve farklı bilgiler beynin doğru bölgelerinde depolanacak. Böylece dile vakıf olan kişi istediği kitabı okuyabilecek.”

Son liderler toplantısında bir şey olmuş.
Bunlar karşılıklı öneriler falan sunmuşlar.
Lakin, tercüme yüzünden saatler almış mesele.
Rumca, Türkçe, İngilizce derken zaman epeyce ilerlemiş.

Bak,
Bu işin cılkı çıkmadan hapı çıkıyor!
Yut hapı, kana karışmasını bekle, az sonra ansızın İngilizce oku.
Yut hapı, bir anda Japon ol…

Her şeye bir çare vardır…

Bu durumda müzakerelerin hızlanması hiçten olacak…

Zaten şu andaki sorunumuz çözüm değildir.
Meselenin hız kazanmasıdır.
Hız kazanıldıktan sonra iki mesele karşımıza çıkacak.
Biri, ya duvara toslanacak,
İkincisi, ya da selametle yola devam edilecek.
Sonuç:
Her iki durumda da çözüm olmayacak…

Neticede gene hapı yutmuş olacağız…