Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MÜZAKERELERİN CİDDİYETİ: (MASA DIŞI SÖYLEMLER GAYRİCİDDİDİR!)

Müzakerelerin ne kadar ciddiyetle ilerlediğini tabi ki en iyi bilen Sn. Akıncı’dır. Bizse şüphedeyiz çünkü Rum tarafının “masa dışında” olagelen açıklama ve politik tavırları müzakerelerin lafzına aykırıdır! Yani güven yaratmaktan uzaktır..
Buna karşın sıklığı düşmüş de olsa görüşmeler nasılsa devam etmektedir. Rum tarafında Mayıs’ta genel seçimlerin yapılacağını dikkate alırsak buna da olağandır diyeceğiz..
NEDİR GÜNEY’İN DERDİ? Yanılmıyorsam müzakereler başlarken Rum tarafı kendi “isteklerini masaya bu kadar rahatlıkla serebileceğini” tahmin edemiyordu. O kadar ki “iki kurucu devleti” kabul ederken bu iki devletin birbirlerinin içteki sosyoekonomik ve yönetselliği ilgilendiren tasarruflarda bulunmalarına “karışılmayacaktır” dendiydi. Yani bir Federal devlet oluşacaktı ama ayni zamanda Kuzey’de ve Güney’de “özerk yönetimler” de oluşacaktı..
Fakat müzakereler ilerledikçe gördük ki Anastasiadis’li Rum liderliği “iki kurucu ve özerk devlete dayanacak Federasyonu” değil, Kuzey’in kaderini konuşuyor!
Kısaca Kaybettiklerini nasıl geri alacağını, Kuzey’e “Merkezi Federal Devlet olarak ne kadar egemen olacağını  hesaplıyor! Şu kadar nüfusu ile Kuzey’e dönmeyi ve artık saklamaya gerek duymadıkları açıklamalarıyla Güzelyurt Karpaz gibi yörelerin de mutlaka iade edilmesini seslendiriyorlar! Dört özgürlükten, çapraz oylamalardan, kalıcı Başkanlıktan, Annan planında verilenlerin otomatik olarak zaten kendilerinin olduğundan, Türkiye’nin garantörlüğünün kabul edilemez olduğundan  falan söz  ediyorlar.
Bunların ne kadarının “pazarlık konusu olduğunu”  bu nedenle arsızlık çitasını yüksekte tuttuklarını bilmiyoruz. Fakat bu masa dışı söylemleri eğer “olmazsa olmazlarıysa” müzakereler referanduma bile gidemez!
     **********
KISACA TAKILDIĞIM: (NEVRUZ KUTLAMALARI VE BAZI OLAYLAR ÜZERİNE.)
 

Yeniiskele’de Nevruz kutlamaları oldu pek çok Kürt yurttaşı katıldı, ateşler yakıldı, halaylar çekildi…
Cumhurbaşkanımız Sn. Akıncı da katıldı. Kürt kökenli yurttaşlarla halay çekti. Türkiye’deki “teröre” karşın  “Türk-Kürt” kardeşliği ile barışının  “bayramı” yaşandı… Ki bu ülkede sadece TC’den kaydırılan  Kürt’ler değil, Adanalı’lar, Mersinli”ler, Antalyalı’lar, Karakeşli’ler, Veyselli’ler, Baflılar, Leymosonlular, İskeleliler de vardır.. Bu insanlar mülteci olarak geldiler KKTC yurttaşı oldular. Hem işgücü oluşturdular hem de   geldikleri yörelerin kültürlerini yaşatıyorlar. Nevruz Bayramı bunlardan  birisidir işte…
FAKAT:  O kutlama alanında hem de Sn. Akıncı’nın bulunduğu bir ortamda Bazı Kürtlerin “istenmeyen ve Türkiye’deki olayları işaretleyen   terör kokulu sloganlar atmaları” her şeyi berbat etti!  Olay, “efendim bazı haddini bilmezlerin işlidir” deyip önemsizleştirilemez çünkü yıllar önce de Karpaz’ı kurtarılmış Bölge ilan edenleri olduydu.  Bu bir!.

2. gelince: Zannedersem orada bulunan Sn. Akıncı’nın “teröristleri desteler” mahiyetteki bu “sloganlara” ve o topluluğa anında müdahale etmesi gerekirdi.
3. ise şudur: Son zamanlarda kentlerde   ve  Güney Doğudaki  kanlı terör olaylarını “kürt halkının kurtuluşu” gibi lanse edenler sosyal medyada Türkiye’ye kara çalıyorlar! Aldırmamak  mümkün değildir.      Artı “TC’deki Kürt’ün “devlet olmasına inanıp başkaldırışlarını takdis edenlerin”  neden ısrarla KKTC’yi yok sayarak  “birleşik federal Kıbrıs’tan hatta tümden Kıbrıslılıktan” söz ettiklerini de anlamak mümkün değildir! Kürt’e layık gördükleri devleti kendi halkına layık görmeyen entel gevezeleri yeni bir olay değil ama bu tutumlar insanı üzüyor!         

***********   

PATATESÇİLER DE DERTLİ: (HER SORUNUN ALTINDAN DENETİMSİZLİK ÇIKIYOR!)
Mesleki kesimlerin şikâyetleri mevsimliktir. Hasat zamanı geldiğinde Çiftçiler ayağa kalkar çünkü arpaları iyi bir taban fiyatla TÜK’e satmak isterler. Kuraklık olmuşsa tabi ki kuraklık parası isterler!
Sonra hayvancılar ayağa dikilirler çünkü doğrudan destek paralarından tutun da süt alımlarına kadar dertlidirler… 
Balıkçılar zaten dört mevsim şikâyetçidirler ne var ki yolunu bulanlar ya TC’den ithal ettikleri balıkları pazarlarlar yahut çiftliklerden aldıklarını satarlar…
Yılda iki kez ekim yapan patates üreticilerinin de hiç sorunları bitmez! Ya tohumlukları devlet pahalıya satar kendilerine, ya da ne zaman TC’ye patates   ihraç etseler Mersin gümrüğünden döner!
HEP AYNİ ŞİKÂYET: Kaçıncıdır bilmiyoruz ama Doğancı’lı Patates Üreticilerinin TC’ye ihracat ettikleri 11 tır dolusu patatesi Mersin gümrüğü yine iade etti! Çünkü kardeşim bu patatesler “Lida” denilen bir hastalıktan muzdariptirler. (Hani patatesleri kestiğinizde içinde bir siyahlık olur, işte o! Bir kurtmuş!)
Fakat bu patatesler kaçıncıdır  KKTC’den  rahatlıkla çıkıp Mersin Gümrüğüne ulaşmakta tabi orada denetimden geçti miydi geri postalanmaktadır! Buna karşın Mersin Limanının adı yine de  KKTC’den giden hiçbir malın geçemediği sırat köprüsü olarak anılıyor!  GENE DENETİM SORUNU: Bu mekanizmayı çalıştıramıyoruz! Mesela bakın Patates üreticilerinin haklı olarak feryadını kopardıkları  şu sorunlarına:
“Güzelyurt Lefke bölgesi köylerinden Doğancı’da bir çok üretici Devletin Arpa buğday ekilmesi için bir dönümünü yıllığı 25 TL’den kiraladığı yüzlerce dönüm tarlaya “yasak olmasına” rağmen patates ekiyorlar, Tarım bakanlığı da buna göz yumuyor!”
OLDU MU? İhraç edilen patatesin hastalıklı olduğunu denetlemezsin!     Partiline, eşine dostuna arpa eksinler diye devletin tarlalarını kiralar onlar ise  “Patates Üreticilerinin  haksız rekabete uğramalarına  aldırmadan patates ekerler, gene denetlemezsin!. 
Ara bölgeye bile patates ekerler diyor Üreticiler birliği  aldırmazsın!
Mesela bu konuda bir Patates üreticisi bakın ne diyor? “Devlet o kadar denetimden uzak ve partizanca davranır ki yasak olduğu halde Rumlardan kalan rezerv arazi dediğimiz araziler susuz tarım için kiralanır ama bizim bölgede narenciye eken UBP’liler var! Şikâyet ettik, tarla şimdi narenciye ekili! Gittik CTP’lilere söyledik. “Bir şey söyleyemeyiz şimdi UBP ile  ortağız dediler. Bizimle alay ettiler!..”
Gülmek mi ağlamak mı? Yarın TC’den akan suyla sulu alanlar daha bir çoğalacak! Gene “öyle geldi böyle mi gidecek!” Denetimsiz, partizanca tutumlar, popülizm… Bu KKTC’nin kuyruğunu hiç mi doğrultamayacağız!