Köşe Yazarları

Müzakerelerde neler oluyor?


Mülkiyet konusu Kıbrıs konusundaki müzakere sürecindeki en hassas ve önemli konulardan biridir.
Bu nedenle bu konuda söylenen her söz, yapılan her açıklama dikkatle izlenir.
Elbette ki herkesi doğrudan ilgilendiren böylesi bir konu manipülasyon ve spekülasyona da açık olur.
Bugün müzakere sürecinde yaşananların perde arkasına bakacağım.
Gazetelerde yer alan haberler, konuştuğum yabancı diplomatların söyledikleri ve sağdan soldan edindiğim bilgi kırıntılarını birleştirip müzakere masasında neler olup bittiğini yazmaya çalışacağım.
Edindiğim bilgileri alt alta koyduğumda müzakere sürecinde gelinen aşamada keyfimizi kaçıracak, bizi endişeye sokacak bir durum olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Müzakerelerde ortaya çıkan uzlaşı formüllerinin neredeyse tamamı Annan Planı’nda yer alan formüllerin güncellenmiş ve üzerinde yeninden uzlaşılmış şeklidir.
Şu ana kadar ele alınan başlıklar arasında yer alan ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’, ‘AB’ ve ‘Ekonomi’ başlıklarında varılan uzlaşmalar da bu çerçevededir.
Özetleyecek olursak müzakere sürecinde kimseyi şaşırtacak yeni bir şey yoktur.
Mülkiyet konusuna gelecek olursak. Mülkiyet konusunda liderler arasında bir çerçeve anlaşmasına varılmış olup, bu konuda kategoriler ve çeşitleri üzerinde yakınlaşma sağlanmıştır.
Bu noktaya gelinmesinde elbette ki Türk tarafının ev ödevini iyi yapmış olmasının ve kurgusunu güçlü bir şekilde masaya yansıtmış olmasının önemli bir etkisi olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.
Konuştuğum yabancı diplomatlar da bu görüşte.
Gelinen aşamada müzakerelerde gündem mülkiyet konusundaki kriterlerin belirlenmesi konusudur.
Ve bu da çok ama çok önemlidir.
Çünkü kriterler ne kadar açık, sade ve anlaşılır bir şekilde belirlenirse mülkiyet konusunda sonuca o kadar çabuk gidilebilecek.
Elde ettiğim bilgilere göre Kıbrıs Türk ve Rum tarafı kriterlerle ilgili tartışmayı bazı ilkelere sadık kalarak yapma konusunda da uzlaştı.
Bu, tartışmaların verimli bir şekilde yapılabilmesi için ileri doğru atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.
Son dönemde mülk hakkının 1974 öncesi sahibinde mi, yoksa kullanıcıda mı olacağı konusu, mülkiyet konusunda yapılan tartışmaların odağına oturdu.
İşte kriterlerin belirlenmesi bu tartışmalara son verilmesi açısından önem taşıyor. Belirlenecek kriterlere bakılarak mülk hakkı iddiasında önceliğin kimde olduğuna karar verilecek bir mekanizma oluşturulacak.
Bu mekanizma oluşturulurken de bazı temel ilkeler esas alınarak hareket edilecek.
Bu nedenle kriterler daha belirlenmeden yapılan tartışmalar boş ve gerçeklerden uzak tartışmalar olması nedeniyle dikkate alınmamalıdır.
Annan Planı’ndaki kriterleri anımsayacak olursak örneğin bir ev, toprak düzenlemesi nedeniyle Kıbrıs Rum devletinde kalıyorsa idi öncelik hakkı eski mülk sahibinde idi. Ama bir başka ev toprak düzenlemesinden sonra Kıbrıs Türk devletinde kalmaya devam ediyorsa o zaman da öncelik hakkı kullanıcıdaydı. Kısacası öncelik hakkının kime ait olacağı kriterlerin belirlenmesi sonrasında netleşecek bir konudur.
Kriterlerin belirlenmesi sürecinde tarafların bazı ilkelere bağlı kalma konusunda hem fikir olmaları müzakere sürecinin geleceği açısından olumlu bir gelişmedir.
Masada mülkiyet konusunda yaşanan diğer gelişmelere bir sonraki yazıda devam edeceğiz.
Hepinizin bayramını en iyi dileklerimle kutlarım. Her şey güzel ve gönlünüzce olsun.



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı