Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Müzakereler ivme kazanıyormuş!.. (Sızan ve sızdırılan haberler!)

Müzakere masasında konuşulup tartışılan konularda ne kadar ketum davranılsa yine de bazı bilgiler ya “sızar” ya da bizzat “müzakereciler” tarafından “sızdırılırlar!” Zannedersem son “sızanlar” Kıbrıslıları olası çözüme hazırlamak için “sızdırılanlar” silsilesindendir. Mesela son günlerdeki haberler şöyle uçuruluyor.

*Olası çözümde bir üst Parlamento bir de alt Parlamento olacak!
*Yüksek Federal Mahkeme beşer kişiden oluşacak.
*Merkezi devlete görevli olarak katılımlar 1960 Anlaşmalarını hatırlatan yüzde 70 Rum yüzde 30 Türk oranına göre yapılacak.
*Türk tarafı çapraz oylamada ısrar ediyor.
*Tabii bunlara ulanacak bir haber de Akıncı’nın artık açık seçik telaffuz ettiği “çözümün yüksek maliyetli olacağıdı!”
*Yanına Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis’in “dönüşümlü başkanlığı asla kabul etmeyeceğiz” restini de koydunuz mu:
VEHBİ’NİN KERRAKESİ ANLAŞILIR! Hikâye malumdur. Osmanlı döneminde Vehbi efendinin hovardalık yapacağı tutar, nasılsa basılır kaçamaz, bu kez kendini gizlemek için halvet olduğu hanımın Ferace dedikleri başlıklı elbisesini giyerek kadın kılığına girer! O dönemden beridir darbımeseldir: “Anlaşıldı Vehbi’nin kerrakesi, aceleyle cübbe oldu karının feracesi!”
Teşbihte hata olmaz diyeceğiz. Siyasi sorunu masaya yatırırlarken çok acele davranıldı. “Bizimkilerin” de yüksek oktavdan “hemen çözüm” sesleri ayyuka çıkınca ve de sürekli itmelerle “acele çözüm” moduna geçilip, hatta “yıllar değil, aylar itibarı ile çözüm olacaktır” telkinleri yapılmaya başlanınca!.. Zannedersek bu acelecilikle bir çözüm olursa Türk halkına çok pahalıya patlayacak! Çünkü esen rüzgârların kulaklarımıza kadar ulaştırdıkları sesler Rum tarafına, şu büyük korkumuz olan Annan planının da üzerinde büyük oranda ödünlerin verileceğini fısıldıyor! Zaten akıl var yakın var. Annan planına hayır diyen Rum neden gerisine düşecek bir plana evet desin? Dokuz çocukla sokakta mı kaldı? Ki çözümsüzlüğün gailesi ile cefasını asıl biz çekiyoruz… Demiş olalım!

**********

Halkın beklentilerine cevap verecek bir hükümet mi oluşacak, yoksa?

Türkiye’de hükümet kurulması galiba imkânsız hale geldi. Bizde ise işler fena gitmiyor. Son açıklamalar belki de bayrama hükümetle gireriz müjdesi…
Artık alıştık. En kolayından hükümet kuruyor en kolayından hükümet yıkıyor en kolayından erken seçime gidiyoruz! Sahilde kumdan kaleler tepecikler yapıp sonra bir ayak darbesi ile fakat zevkle yıkıp sonra yeniden yapmak gibi! O kadar kolay!
Eğer bu alışkanlığa “ileri demokrasidir efendim” demeyeceksek soracağız: Böyle mi olmalı? Hükümet kurup, yıkmak, her zaman erken seçime gitmek öylesi çocuk oyuncağı mı olmalı?
GELELİM DEĞİŞMEYEN SORUNA! Siyasi partilerimizin tabi ki kendilerini güçlendirecek siyasi argümanlara ihtiyaçları vardır. Daha çok üyeye, daha çok sempatizana, daha büyük kadrolara ve tabi her seçimden güçlü çıkmak için maddi manevi daha çok desteğe… Bunun da iki yolu vardır. Ya memleketin beklentilerine cevap verirsiniz, insanlar refahtan kalkınmadan uçarken sizi bir daha, bir daha seçer… Yahut KKTC’nin rutininde yazıldığı gibi her zaman halkın gerisine düşen “Yönetimlerin” bir devamı olur, ayak oyunları ile popülizme kayarsınız! Nitekim CTP olayın farkında olmalı Tufan Erhürman hükümet çalışmaları ile ilgili ne diyor? “Meseleye duygusal bakamayız. Biz bir ilkeler hükümeti kuracağız…” Nedir o “ilkeler hükümeti?”
Mesela “toprağı ekene toprağını, suyu kullanana suyunu, sermayesini yatırıma kanalize edene sıcak ve ucuz sermayesini, alın terini inşaat harçlarına akıtan işçinin insanca yaşaması için emeğinin karşılığını vermek midir? Esnafın, zanaatkârın toplum katlarındaki vazgeçilmezliklerini sürdürecekleri destek ve yasal düzenlemeleri sağlamak mıdır? Yücelip kazanmak isteyene devlet olanaklarını yaratıp sunmak mıdır?.. Başarılırsa bu halkın omuzlarında havalanırsınız. Fakat başaramazsanız bir erken seçim de siz yaparsınız! Şimdi bu değerlendirmelerle bir daha soralım:
BU HÜKÜMET YENİ OLABİLECEK Mİ? Yoksa kısa sürede Yorgancıoğlu hükümeti gibi ambale mi olacak? Kadrolarını oluşturmak telaşında “iktidar erkini” mi kullanacak? Veya mesleki kesimlerin beklentilerine cevap verememenin ezikliğini mi yaşayacak? Başbakanlık, Meclis kapılarına dayanan sendika, birliklerin eylemleri ile uyanıp eylemleri ile mi solup kararacak? Bunları hükümet kurulunca göreceğiz.
**********

Kısaca takıldığım: (Hükümet çözüm olursa ne yapacak?)

Yeni kurulacak hükümeti dikkatlerden kaçırtılmaması gereken bir sorun daha bekliyor: Siyasi sorunun çözümü… Eğer yeni hükümet kendini bir çözüm arifesinde bulursa! Yahut çözüm piyangosu CTP-UBP hükümetine vurur da kendini çözümün içinde bulursa! Böylesi sürprizlere ve büyük olaya hazır mıdır?
Evet anladık: Hükümet kurulurken ortak protokolde her halde bir yanda Talat’ın 25 maddelik manifestosu olacak öte yanda “dürüst, popülizmden uzak bir yönetim anlayışını yerli yerine oturtmak ve uygulamak cehdi hakim olacak…” Üstelik bu hükümet “sağ”da ve “sol”da vuruşanlar değil, aynı efkârda buluşanlar en azından kendilerinin de söylediklerince “ilkeli” olacaklar. Pekala çözüme de hazır olacaklar mı?
Bakın Akıncı masa başında ser veriyor sır vermiyor! Ne de hükümet Akıncı’nın çözüm umutlarını dikkate alarak “olası bir “hükümet kuruluşu” gözetiyor. Mesela AB’ye hazırlanmak gibi bir gailesi olmuyor! Birincil Hukuk konusunda mandepsiye basmamak için kafa yormuyor! Yani görünen o ki “Kıbrıs siyasi sorununa yönelik ya da AB’ye üyelik olasılığını öne çıkaran bir Hükümet çalışması yoktur! Sadece Yorgancıoğlu ve öncesi hükümetlerin hatalarından kaynaklanan sorunların çözümü ve yerlerine rasyonel yasalar konması çalışmaları vardır… Kısaca gözetilen tez zamanda yıkılıp gitmeyecek yahut halkın beklentilerine cevap verecek bir hükümet kuruluşunu başarmak. Oysa olası bir çözümde tüm bunlar bir köşeye itilir “yeni bir Kıbrıs kuruluşunun doğumunu sağlayacak hükümet ebeliği” başlar… Buna da hazır olunmalıdır…