Köşe Yazarları

Müzakereler çökebilir


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, gelinen aşamanın müzakere sürecinde gelinen en kritik aşama olduğunu belirtti.

Doğru söyledi.

Müzakereler gerçekten çok ama çok kritik bir dönemece girdi.

Bu kritik dönemeçten araba devrilmeden çıkılması halinde çözüme gidecek yolda engel kalmayacak.

Ama dönemecin kazasız alınabilmesi özellikle Rum Lider Anastasiades’in göstereceği siyasi cesaret ve liderliğe bağlı olacak.

Kıbrıs Türk tarafı müzakere sürecinin başından beri 2016 yılı sonu için çözümü hedefledi.

Hedeflemekle kalmadı, samimiyetle bunun gerçekleştirilebilmesi için gereklerini yerine getiriyor.

Çözümü getirebilecek olan mekanizma ve müzakere yöntemlerini kurgulamaya çalışıyor.

Daha önce Rum liderliği ile anlayış birlikteliği içinde kurgulanmış yapılara Rum Lider Nikos Anastasiades ve ekibi uymama eğilimi içine girse de, sabır ile oya işler gibi çözümü getirecek  benzer müzakere yöntemlerini tekrardan oluşturup çözüme ulaşmaya çalışıyor.

Ama bu işler kolay olmuyor.

Çünkü Rum Liderliği sözüne bağlı kalmayan bir anlayış içinde hareket ediyor.

Müzakerelerde çözüm hedefini Rum Liderliği Kıbrıs Türk tarafı kadar kararlı, azimli ve geriye dönüşsüz bir yol olarak görmüyor.

Rum Lider Nikos Anastasiades de çözümü istiyor, çözüme göz kırpıyor, niyeti var ama cesareti yok.

Aslında bu, Kıbrıs’taki iki taraf arasında çözüme hazır olma ve federal çözümü sahiplenme ile ilgili bir durum.

Tarafların çözüm yönünde evrilme sürecinin eş zamanlı yaşanmamasından kaynaklı.

Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs’ta ortak bir yaşama etik, psikolojik ve  siyasi olarak çok daha önceden hazır duruma geldi..

Bu konudaki hazırlık sürecini tamamladı.

Adanın Kuzeyinde iki bölgeli, iki toplumlu federasyon denildiği zaman bunun ne olduğu konusunda herkesin bir fikri var.

Bu konuda fikir farklıkları olsa da buna hayretle bakılmıyor ve Mars’tan gelmiş bir şey gibi tepkiler verilmiyor.

Halbuki Rum tarafında durum bunun tam tersi.

Onlar hala Kıbrıslı Türklerle ortak yaşamı, onlarla bir şeyleri paylaşmayı benimsememenin sıkıntılarını yaşıyorlar.

Hala daha federasyon fikrine hayretle bakabiliyor, bu konuda fikir sahibi olmayı, bu fikri benimsemeyi denemiyorlar.

Nikos Anastasiades yıllar içerisinde adanın Güney tarafında oluşan bu yapı içerisinde liderlik yapıyor.

Bu yapı içerisinde kendisini siyasi, bürokratik ya da sivil toplum düzeyinde olsun, kilise düzeyinde olsun çözüm karşıtları paçasından çekebiliyor.

O da bir yandan çözüm niyeti ortaya koyarken, diğer yandan çözüm karşıtlarını hoşnut etme güdüsü ile çırpınıp duruyor.

Ama müzakere süreci öyle bir aşamaya geldi ki artık bu durum bu şekliyle devam edemeyecek.

Nikos Anastasiades  ya liderlik gösterip kamuoyu oluşturarak halkını arkasından sürükleyip, çözüm karşıtları ile dengeli gitme anlayışını terk edecek ya da müzakere sürecinin duvara vurmasına neden olacak.

Unutmamak lazımdır ki liderler toplumların arkasında sürüklenmez. Önce kamuoyu oluştururlar sonra da toplumlarını arkalarından sürüklerler.

Pro aktif bir siyaset izleyerek bunu yaparlar.

Gelinen aşamada Eide’nin sürecin en kritik aşamada olduğunu söylemesinin nedeni budur.

Bu iş Rum tarafının ortaya koyacağı tavra göre, ya çözüme gidecek ya da buraları da bölgedeki ateşin içine sarılacak.

Kimse bugüne kadar böyle geldi böyle gidecek yanılgısına kapılmasın.

Yeni dünya koşulları içerisinde her an her şey olabilir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı