Paslandığını söyleyen Hüseyin Ekmekçi dünkü köşesinde, ülke siyasetine yön veren 4 siyasi parti lideri ile yaptığı görüşmeleri ve liderlerin görüşlerini aktardı. Hiç kuşkusuz 4 liderde gördüğü siyasi “huzursuzluk”, öne çıkan ortak görüştü…
Ekmekçi’nin liderlerle yaptığı sohbet ve analizler, siyaseten hala daha “kasaba politikacılığı” ve küçük hesaplar içine takılıp kaldığımızı, popülizm denen illetten hala daha kurtulamadığımızı bir kez daha gözler önüne seriyordu…
Anladığım kadarıyla, “sağda tek parti” hesapları yapan UBP ve DP’nin liderlerinin bugünlerdeki tek derdi, işbirliği yaptıkları yerel seçimlerde nasıl bir sonuç alacakları, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve iki partinin nasıl ve ne zaman birleşeceğidir… Öyle veya böyle yerel seçimlere yönelik işbirliğini halletmiş gibi görünüyorlar veya öyle görünmek zorundalar. İki partinin bir diğer gündem maddesi ve bence en önemlisi “birleşme” konusu ise, dün de yazdığım gibi yerel seçimler sonrasına bırakılmış durumda. Gerek UBP’nin, gerekse DP’nin 2015 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda da tam bir mutabakat içinde olduklarını görüyoruz… Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar birleşirler mi bilemem ama her iki parti de birlikte veya ayrı ayrı, aday olması durumunda Derviş Eroğlu’nu destekleyeceklerini açık açık söylüyorlar. Hem de parti yetkili organlarından henüz bu konuda herhangi bir karar üretmedikleri halde…
Son 28 Temmuz seçimlerinde birbirlerine demediklerini bırakmayanlar, bugün 180 derece dönüş yaptılar. Siz buna ister “siyaset” deyin, ister “siyasi çıkar”… .
İki sağ partinin gündemi bu kadar net iken, CTP’de durum ne? Öyle anlaşılıyor ki, UBP ile DP’nin yerel seçimlerde yapacakları iş birliği konusunda oldukça rahatsız. Hükümet ortağının kendilerine karşı bir ittifak içerisinde olması bir yana, bu ittifakın CTP’li belediyelere karşı yapılması karşısında Yorgancıoğlu’nun yeterli tepkiyi göstermediğine inanan CTP tabanı hayli rahatsız. Özellikle bu ittifakla birlikte ortaya çıkan krizi iyi yönetememesi, bazı atamaların hala daha cumhurbaşkanı tarafında veto edilmesi, Yorgancıoğlu’na karşı hem kamuoyunda, hem de kendi parti tabanında imaj kaybettirdi… Yaklaşık bir yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı için ise kafasında net bir isim oluşmamış. Yani UBP ve DP gibi, “adayımız bu” diyemiyor. Ekmekçi, yıllardır CTP’nin her kademesinde, genel başkan, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak görev yapmış Mehmet Ali Talat için, Yorgancoğlu’nun, “bizim adayımızdır” diyemediğini yazıyor… Sol kesimin seçimlere ittifakla gidemediği gerçeği de ortada. TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit’in, “bize saygı duymuyorlar” dediği CTP, karşısındaki tehlikenin boyutunun farkında değil gibi. Kendini hala daha “solun tek partisi” olarak görmekte. Sevgili Hüseyin Ekmekçi’nin dediği gibi, kendi içlerinde mutsuz ve huzursuz olan siyasiler, kendi vatandaşlarına ne verebilirler ki..?
YERİN KULAĞI VAR
ÖNEMLİ OLAN NİYET:
Anastasiadis’in müzakereler konusundaki danışma ekibinin başkanı Markides, “Kıbrıslı Türk müzakerecinin ortaya koyduğu bazı görüşler net şekilde konfederal görüşlerdir. Dolayısıyla, eğer bu şekilde devam edersek ya görüşmeler çökecektir ya da günün sonunda, doğru ve işlevsel bir federal çözüme varamayacağız” demiş. Zaten baştan beri masayı berhava etmek için öküzün altında buzağı aramıyorlar mı? Olası bir çözüm için önemli olan niyet, ama şuan komşuda bunu göremiyoruz…
YETERLİ BULMADILAR:
Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun uzun bir aradan sonra Meclis’e gönderdiği müzakere tutanakları yeterli gelmemiş anlaşılan ki, bazı CTP’li milletvekillerinin isteği üzerine, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu yarın Meclis’in olağanüstü birleşiminde Kıbrıs konusunda yaşanan son gelişmeler konusunda milletvekillerini bilgilendirecek… Bakalım dinlediklerinden ne kadar memnun olacaklar, göreceğiz.
FANATİZMİ BİTİRMEK KİLİSE’NİN ELİNDE:
Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskopu Hrisostomos’un ELAM’ın faaliyetleri konusunda taviz verilmemesini istemesi önemli bir değişiklik… Ancak Kıbrıs Türklerinin Kuzey’de Ortodoksların ayin faaliyetlerine ve kilise restorasyonlarına engel getirdiği iddiası ise bu açıklamasına ters ve kışkırtıcı. Nitekim Politis Gazetesi, Kuzey’de 600 kişinin katıldığı bir ayin düzenlenmesinin, Başpiskopos’un iddiasını çürüttüğünü belirtti. Yıllar yılı özellikle Rum gençler arasında düşmanlık duygularının yerleşmesinin başlıca nedeni olan kilise, fanatik unsurların davranışlarından gerçekten rahatsızsa, geçmişte yaptığının tersine akılcı mesajlar vermeli…
SÜREÇ KONUSUNDA HALKA SOMUT BİLGİ VERİLMELİ:
Müzakere süreci konusunda Kuzey’den ve Güney’den gelen açıklamalar yine birbirini tutmuyor. Rum yetkililerin, al-ver sürecine geçmek için 2015 sonunu işaret ettikleri bir ortamda, Kıbrıs Türk kaynakları “al-ver aşamasına geldik” demekteler. Eğer geçmişteki gibi Güney’in bir oyalama niyeti varsa, bunun BM, ABD ve AB nezdinde deşifre edilmesi gerekir. Ayrıca, kamuoyuna da daha açıklayıcı bilgiler verilmesi şart. Çünkü bu üstü kapalı, sadece sürecin içindekilerin anlayabildiği açıklamalar herkesin kafasını gereksiz yere karıştırıyor…
O KADAR DA OLSUN:
Tuluy Kalyoncu, Lefkoşa Belediyesi’nin toplam 13 milyon TL olan ve yapılandırılmayan elektrik borcuna rağmen, elektriklerinin neden kesilmediğinin sorgulanması gerektiğini söyledi. Seçildiği günden beridir hükümetten ve partisinden destek görmeyen Kadri Bey için, bırakın da bu kadarcık olsun bir kıyak geçsinler…
BUGÜN 1 NİSAN:
Bugün 1 Nisan, yani şaka günü. Çocukluğumuzda kandırmak ve kandırılmamak için neler yaptığımız geldi bir anda aklıma. Şimdi birilerini kandırmak gelmiyor içimden. Çünkü yaşadığımız bu topraklarda, yıllarca o kadar çok aldatıldık ve kandırıldık ki, eminim siz de kandırılmış birisi olarak, şakadan bile olsa bir başkasını kandırmaya yüreğiniz el vermiyor…
ZİRVEDEKİLER
Sağlık Bakanlığı: Son dönemlerde en büyük sorunumuz olan gıda güvenliği ile ilgili olarak yaptıkları denetimlerin aksaksız sürdürülmesini diliyoruz. Tek bir denetimde dahi uygunsuzluklar tespit edildiğine göre, yaygınlaşarak sürekli hale getirilse daha neler çıkacak ortaya kim bilir.
DİPTEKİLER
Kamu Reformu Safsatası: Özellikle CTP, iktidara gelirken kamu reformuna özel bir önem vermişti. Müşavirler konusunu da dillerinden düşürmezlerdi. Ne oldu, 6 ayda müşavir sayısını 108’den, 141’e çıkarttılar. Çıkarılacak kamu reformuyla da, CTP ve DP’nin son dönemde kendi atadıkları müdür müsteşarların çoğunun, asla görevden alınmamasını güvence altına alacaklar. Reformdan kastettikleri bu muydu acaba…
































