Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mutluluk, Mulihiya Devrimi Ve Garantör

The Identical filmi ikiz kardeşlerin dramını yansıtır.

Hollywood filmidir.

Hikaye 1930’lu yıllarda başlar, ikizler o yıllarda doğar.

Anne baba ikizlerin birini bir rahibe evlatlık verirler.

Böylece ikizler ayrı dünyalarda büyür.

Tek yumurta ikizi olmalarından birbirlerinin tamamen aynısıdırlar.

Aynı olan bir şey daha var.

Sesleri ve müziğe karşı duyarlılıkları.

Rahibin yanında yetişen ikiz kendi içindeki sese koşmak ister ama uzun yıllar babasının dini tavsiyeleri çerçevesinde baskı altındadır.

Diğeri ünlü bir rock’çı olur.

Plakları basılır; genç kızların sevgilisidir.

Rahibin oğlu da kasabadaki küçük barlara takılır, oralarda rock&roll söyler.

1950’li yıllardır.

Bir gün polis barı bastığında ona “şeytan müziği yapıyorsun” diye çıkışır.

Nihayetinde,

Onu diğer ünlü ikize benzeten organizatörler taklit yapmak için kaparlar.

Taklitçi bir şarkıcı olarak sahne alır, para edinir.

Ancak, buna canı sıkılmaktadır.

O kendisi olmak ister.

Bir gün babası rahatsızlanınca bir vesile gizli bir mektubu okur.

O mektupla birlikte gerçekler ortaya çıkar ve ünlü ikizin gerçek kardeşi olduğunu öğrenmiş olur.

Fakat ikizler tanışmadan, ünlüsü bir uçak kazasında ölür.

Mezarına gittiğinde esas babası ile orada tanışır.

Sonuç olarak,

Kendi yolunu bulur,

Kendi sesi ile ve söylemek istediği şarkılarla hayatına mutlu bir şekilde devam eder…

İnsanoğlu mutluluk peşindedir,

Ama çoğu zaman bunun nasıl yakalayacağını, bu dünya içinde nasıl yer alacağını pek kestiremez.

Halbuki bulacağı şey kendisinden başkası değildir ve iç dünyası ile ilgilidir.

Bütün mesele o dünyayı keşfetmekte.

Filmden çıkan sonuç da, insanın kendi iç dünyasında nasıl yaşamak istediğini keşfetmesi ve o şekilde yaşamayı seçmesidir…

Özellikle az gelişmiş toplumlarda “biat” kültürü olduğundan genellikle mutluluğun yakalanması zordur, hatta kimileri için hiç olmaz.

Onlar için mutluluk başkalarının zaferine endekslidir ama bunun sürekli bir bunalım kültürü olduğunun farkında değillerdir…

Bunlar bilinmesine rağmen, niye yazıyoruz ki!

Unutun gitsin.

Rock’çıyı da unutun…

Öte yandan, büyük meselelerle uğraşanlar için durum farklı olabilir!

Mutluluk kimine göre bir devrim meselesiyle mesela.

Olur kardeşim!

Mulihiya devrimi de olur, şeker kamışı devrimi de, puro devrimi de, havyar devrimi de olur.

İnanmayan Küba’da Havana sokaklarına baksın.

Eski Sovyetler Birliğinde havyarın yurtdışına çıkarılmamasının nedenleri neydi?

Büyük ihtimal bir devrim meselesiydi…

Keşke bir şey olacaksa,

Mulihiya üzerinden olsa,

Ya da ne bileyim,

Magarına bulli.

Ama buna garantör olacak biri çıkmaz…