Önce ve kendi hatam nedeniyle canımı sıkan bir “tanım” hatasına değineyim:
İsrail Filistin kapışmasını yorumlarken farkında olmadan “Müslüman ülkeler” derim. Ve genelde birlik beraberliği öne çıkararak Arap dünyasıyla “İslam Ülkelerinin” etkisizliğinden söz ederim.
Dolayısıyla “Müslümanlık-Musevilik” mücadelesi gibilerinden bir dini imajda bulunurum..
Oysa Müslüman Filistin halkıyla Musevi İsrail arasında yıllardır süregelen savaşlar sonuç itibarıyla bir “insanlık ve toprak gaspı faciasıdır!” Çocukların öldürüldüğü masum insanların atılan İsrail bombalarıyla diri diri evlerine, topraklarına gömüldüğü bir facia! Kİ benzeri Kıbrıs’ta da yaşandı: Nitekim belki Filistin halkı ile ayni kaderi paylaşmadık. Fakat aynen İsrail Filistin savaşlarının nedenleri benzeri çatışmalarla göçleri, ölümlerle kıyımları biz de yaşadık!
Fakat 1958’lerden beridir bu adada sürüp gelen kanlı olaylar kendimizi “mücahitler” olarak tanımlamış olsak da bizim için bir “Müslümanlık savaşı” olmadı.
Ne var ki Rumlar için kiliselerinden ve papazlarından neşet eden “megali idea” evet, bir Hristiyanlık davası haline getirildi.
Bugün de Rum Yunan ikilisi için Kıbrıs siyasi sorunu sadece ırkçı bir görüşle “Helenizmin” davası değildir.. Ayni zamanda “Hristiyanlık sorunudur ve nedeni Müslüman Türk’tür!”
Nitekim vakti zamanında halkına vasiyet gibi bıraktığı mirasıyla Makarios şunu söylüyordu: “Anadolu halkının Kıbrıs’taki uzantıları olan Türklerin bir teki bile kalmadan bu adadan çekip gitmedikleri sürece EOKA görevini yapmış sayılmayacaktır!”
Rum halkını bugün de besleyen işte bu kafalara sahip liderlerinin ırkçı ve dini yobazlığının kustukları zehirlerdir!
Tüm bu nedenlere karşın asıl nedense ister dincilik ister ırkçılık olsun. “Topraktır!”
Nitekim İsrail’in Yunanistan’ın birinci ve ikinci dünya savaşından sonra “anavatanları” dışında bazen hiç savaşmadan bazen savaşarak topraklarına nasıl yeni topraklar kattıklarının yaşayan tanıklarıyız!
Bu nedenle “iki egemen devlete dayalı çözümü savunuyoruz ki federasyon şemsiyesi altına girip Rum Yunan’ın bir bardak suyla içeceği hapı olmayalım!
***
KISACA TAKILDIKLARIM: ŞU ERKEN SEÇİM DEDİKLERİ!)
Sen yıllar yılı milleti erken seçimlere alıştır! Eroinmanı yap! Sonra hem de azınlık hükümeti olmana karşın “erken seçim” diyenlerin karşısına geçip “nanik” çek!
Böyle oyunbozanlık olmaz!
Nitekim muhalefet küplere bindi burnundan soluyor! Doğrusu Ersan Saner Hükümetinin önerisi, muhalefeti kıpkırmızıya çevirmenin ta kendisidir! “Seçim 2022 Nisanında olsun” diyor!
Eee hani her yıl seçim yapacaktık?
Yoksa Ersan Saner ile Arıklı bir ilki gerçekleştirerek “erken seçim” defterini kapatıp “olağanını” devreye sokarak KKTC’nin siyasi tarihine mi kazınmak istiyorlar! Yağma yok! Muhalefet yedirmez! Öyle ad hoc, koç moş, tik tok olmaz. Ya 2021’in Ağustos’u ya…
Bakalım bu garagözlük filmin sonu nasıl bitecek!
***
NE VAR Kİ AĞUSTOS ayı kapının ardındadır! Hiçbir siyasi parti zaten hiçbir devrede seçimlere hazır olmadılardı yine olmasalar da mesele değil ama Saner koalisyon hükümeti için durum vaziyetler farklıdır:
Çünkü erken seçim kararının çıktığı gün imam soracak: “Ey cemaati müminin Saner- Arıklı Koalisyon hükümetini nasıl bilirdiniz?
Muhalefet ses verecek: Çok kötüü, çok kütüüü!”
Ve ne olacak bilir misiniz? Böyle bir durumda mümkünü yok musalla taşındaki cenaze kaldırılamaz! Ta ki cemaatin uzun uzadıya tartışıp uzlaşıya varmasına kadar! ***
YANİ KKTC için asıl sorun “erken seçime gidip gitmemek değil! Gidecek olan hükümetin ak pak gitmesidir! Bu nedenle halka hesap verirken kendini savunabilmesi aklanmasıdır.
Ha, “pandemi nedeniyle açtım kapadım, kapadım açtım” cevabı yetmez.. Çünkü hükümet aç kapa derken memleket battı!
Belediyeler, turizm, esnaf zanaatkârlar, battı! Paralı insanlar bile beş parasız kaldı!
Millet pahalılıktan kırıldı, ete hasret kaldı!..
KIB-TEK’i halledeceğiz derken yeni elektrik zamlarıyla milleti halletti! Suya bile zam yapıldı ne azizliği kaldı ne ne berraklığı! ***
ÖTE yandan Ersan Saner hükümetinin devri iktidarında, sokağa çıkma yasaklarında bile sirkat, ölümcül trafik kazaları, şiddet artarken…
Ağır ceza mahkemeleri gördüğü davalardan dolayı başını kaşıyacak vakit bulamadı! Ki say say bitmez:
Soygun, müstahdem ve kamu görevlileri tarafından sirkat suçları.. (Ki bu yeni davalar KKTC tarihindeki hukukta yeni görülen devrim niteliğinde olanlarıdır!)
Sağlık mı? Bizzat sağlıkçılar çığlık çığlığa diyorlar ki “çöktü!”
Üstelik rastlantı mı ne? Yoksa piyango bu hükümete mi isabet etti, KKTC bir de yangınlarla yandı! *** ÖTE yandan AB’ye ihraç edilecek Hellim olayına bakın: Her ne kadar gelip geçmiş tüm hükümetler hazırlık yapmadılarsa da mevcut hükümet hiç hazır olamadı! Devenin de sevmediği diken burnunda bitermiş, bitti!
Yani koyun sütü tedarik edemeyeceğimizden AB’nin istediği evsafta hellimi ancak beş yıl sonra üretebilirmişiz! Yani hellimi AB’e ihraç etme umuduna da kar yağdı!
ÖTE yandan talihsizlik olmalı. Dönümlerce orman yandı . Yine bu hükümet döneminde!
***
ŞİMDİ SORALIM AMA: Yukarıda Allah aşağıda peygamberleri var. Hangi hükümet say say bitirilemeyecek davalar, sorunlar, yangınlar, iflaslar, bataklar ortamlarında başını giyotinin altına uzatır gibi 2021’in Ağustos’unda seçime gider?
Benim bildiğim Arıklı ile Saner beyler akıllarını ekmek peynirle yemediler! Tabi ki öylesi erken seçime gitmezler!
Ne var ki 2022’inin Nisan’ı da çok uzak! UBP kanadı ve hükümet o güne kadar sorunları halledip halkın gönlünü dolayısıyla seçmenin oyunu yine cebellu edecek diye düşünmüş olabilir ama!.. Ya muhalefet partileri o güne kadar Saner hükümetini çiğ çiğ yerlerse!
Yani ne? Altı kaval üstü şişhane!
































