Maliye Bakanı Zeren Mungan ile “Mali Düzenleme ve Kamu Alacaklarının Tahsiline İlişkin Yasa Gücünde Kararname” üzerine yaklaşık 30 dakika süren bir röportaj yaptık.
Günlerdir, bu konu ile ilgili merak ettiklerim vardı.
Birçok soru sordum.
Ama karşımda bir “siyasetçi” yoktu.
Mungan’a, Derviş Eroğlu’nun yasayı geri gönderme gerekçeleri…
Maliye, Plan ve Bütçe Komitesi’ndeki, birçok mali düzenlemeyi çeşitli gerekçe ile engellemeye çalışan DP milletvekillerini…
Sordum… Sorum ama hepsine de, “Ben kişilerle uğraşmıyorum” yanıtını aldım.
Dediğim gibi, karşımda bir siyasetçi yok…
Mali olarak sadece maaş ödeyen değil, ülke insanına yatırım yapacak güce sahip bir mali yapı arzusu var Mungan’ın.
Bunu da açık açık ifade ediyor:
“Maliye’nin kasasında şu anda 40 milyon TL var. Maaş ödeme sorunumuz yok. Ama hayal ettiğimiz bu değil. Halkımızın daha çok yatırıma, daha iyi hastaneleri daha kaliteli okullara ihtiyacı var. Bunu sağlamak için daha güçlü bir mali yapıya ihtiyacımız var…”
Aslında, herkesin üzerinde durduğu konu da bu.
Maalesef, sadece “memur ödemeleri” içi vergi verdiğini düşünen bir iş dünyası var.
Bir etrafınıza bakın…
Yıllarca, “Memur ödendi” diye basın açıklaması yapan kaç maliye bakanı gördük?
Haliyle, iş dünyası da bozuk yolda gidince, kamuda hizmet alamayınca, sağlık hizmetini devlette değil, özelde arayınca, “Niye vergi vereyim” diye düşünmekte haksız mı?
Alıp, vermeyenlere ne demeli..?
Herhangi bir malı satan, KDV alıyor. Bu para, devlete vermek için, satıcının alıcıdan tahsil ettiği bir ücrettir.
Ev kiralarında, yüzde 10 stopaj vardır. Bu para, ev sahibinin devlete vermek için kiracıdan aldığı bir ücrettir.
Çalışanın maaşından kesilen ve bordrolarda görünen gelir vergisi vardır. İşveren bu parayı, devlete vermek için çalışandan kesmektedir.
Kağıt üstünde böyle de…
Bu para devlete gidiyor mu?
Maalesef, birçok noktada, “devlet adına” toplanan bu para, devlete değil, şirketlerin ya da şahısların kasasına gitmektedir.
Maliye, bu noktada da hassas davranacağını açıklıyor…
“Siz enayi misiniz?”
Şimdi bir soru daha var.
O da net aslında…
“Ödeyenler enayi mi?”
Bunu da Sayın Mungan’a sordum…
Yani siz bilançolarınızı doğru göstereceksiniz, KDV’yi, gelir vergisini devlete bir tamam aktaracaksınız…
Ama, “Nasıl olsa her gelen hükümet af çıkarır” mantığında olanlar “kulağının üzerine” yatıyor.
Şimdi yine bir af var…
“Ödeyenler enayi pozisyonuna düşmüyor mu?” diye sordum Sayın Mungan’a…
Mungan da, af konusuna sıcak bakmıyor.
Ancak, devletin de 10 yıl uğramadığı şirketler olduğunu söylemekten geri kalmıyor.
Bu nedenle, düzenli vergi ödeyenlere “indirim” öngörüldüğünü, gerekçenin bu olduğunu vurguluyor.
“Buradan giderim”
Öyle ya…
Cumhurbaşkanı yasayı imzalamayarak, bir yerde, kulis yapan belirli iş adamlarına şirin göründü.
Bakan ise, kanun hükmünde kararname ile buna yanıt vererek, yoluna devam etti.
“Sayın Cumhurbaşkanı iş dünyasına şirin görünürken, siz ısrarla iş dünyasının üzerine giden bakan oldunuz” dedim…
Mungan, “Ya vergisini ödeyenler? Benim görevim adil olmak. Adaleti sağlamak. İş dünyası bu durumu gayet iyi etüt etmiştir” saptamasını yaptı.
Komitede yer alan ve kişisel olarak konuya dahil olduğu söylenen Hakan Dinçyürek’i de sordum.
Öyle ya…
Dünçyürek bu konuda hiç konuşmadı.
Mungan, bu konuya kayıtsız kaldı. “Bunu sorgulamak benim görevim değil” demekle yetindi.
“Kişisel beklentiler nedeniyle baskı kurulup kurulmadığını” sordum.
Mungan buna da, “Kişisel beklentisi olanlar bilmelidir ki burada olduğum sürece sonuç alamayacaklar” cevabını verdi.
Şimdi bize süreci izlemek kaldı.
Bakalım Maliye, “halk adına” adil vergi düzenini yakalayabilecek mi?
































