Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MÜLKİYET TRAVMASI VE BİRKAÇ SORU…

Artık Radyo Havadis’in (107.8 FM, www.radyohavadis.com) bir klasiği haline gelen Pazartesi öğle sohbetlerinde Mehmet Moreket ve Hüseyin Ekmekçi ile mülkiyet sorununu konuştuk kısa süreliğine.

Kısa süreliğine diyorum çünkü programın ana konusu su ve mali protokoldü.
Sadece son bölümde Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades’in Cumhurbaşkanı Akıncı ile vardığı uzlaşma noktalarını konuşabildik.
Gerçi Sözcü Barış Burcu “bunlar seçimlere yönelik hareketlerdir” diyerek Anastasiades’in açıklamalarına şerh koydu ama şüphesizdir ki her iki lider görüşme masasında elbette birtakım uzlaşmalara vardırlar.
Mülkiyet de bunlardan birisidir.
Seçim propagandası da olsa (ki bu geçtiğimiz hafta bu sütunda Anastasiades’in artık seçim havasına girdiğini yazmıştım) Anastasiades’in belirttiği gibi mülkiyette dörtte üç oranında  uzlaşmaya varıldığını açıklaması kayda değerdir.
Bu köşenin okurları çok iyi bilirler ki, yapılacak bir referandumda Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin kullanacakları oyun yönünü (yani evet mi hayır mı olacağını) mülkiyet konusunun belirleyeceğini çok yazdım.
Mülkiyet önemli bir konudur.
Çünkü çokça Kıbrıslı Rumlar ve onlara yakın durumda Kıbrıslı Türkler Kapitalizmin insanlara dayattığı mülkiyet travmasını tüm benliklerinde yaşıyorlar.
Etrafımızda sıkça rastlarız ki  2 kuruşluk mal için kardeş kardeşe ölümüne düşman olabiliyor.
Tüm bir ömür el üstünde tutulan bana ve anne iş miras paylaşımına geldiğinde kötü olabiliyor.
Gazete ilanlarında gördüğünüz “evlatlıktan ret” veya “babalıktan ret” ilanlarının kökeni budur.
Ve bu aşamada sorulması gereken soru şudur;
“Ailesini bile yok sayan Kıbrıslı böylesi karmaşık bir mülkiyet sorunu karşısında nasıl davranacak?

      ***

Mehmet Moreket , mülkiyet sorununun çözülmesi için gerekli olan 25 milyar dolara itiraz etti.
“Haksız şekilde Rum malı alanların parasını niye ABD veya Avrupa Birliği ödesin dedi.
Benzer bir tepkiyi Facebook’ta Serdar Atai gösterdi.
O da kendisine göre bir örnek seçip, o örnek üzerinden bir kira hesabı yapıp   “haksız mal tutanlara” yönelik ne yapılması gerektiğini anlattı.
“Haksız mal tutanlar” konusu KKTC’nin kanayan bir yarasıdır.
Adaletin sakat olarak görülmesi ve toplumun her kesimi tarafından nefretle anılması bu yüzdendir.
Ganimet ve ganimetten semirip milyonlarca doları ceplerine indirenler için vardır bu durum.
Ve arkadaşlar soruyor: “Niye bu paraları  Türkiye, ABD veya AB ödesin?”

      ***

Benim sorduğum soru da o denli basittir;
1974 sonrası doğup da (yani eşdeğer ile ilgili olmayanlar) bir yuva kurmak için arsası 30 bin sterlin ödeyip üstüne ev yapanlar ne olacak?
Veya 100 metrekare, 150 metrekare bir apartman dairesi sahibi olmak için bir ömür borç altına girenler ne olacak?
Sen adamı Karadeniz’den, Van’dan veya Konya’dan koparıp getirmişsin, (şanlı barış harekatımız uğruna al sana bir ev ve 20 dönüm tarla) demişsin, bu insanları şimdi kim ödeyecek?

     ***

Anastasiades’in partisi DİSİ’nin başkanı Neofidu “değil 25 milar dolar 10 milyar dolar bile bulunmayacak” dedi.
Partisi iktidar olan ve büyük bir ekonomik kriz yaşayan Neofidu’nun devleti  Avrupa Birliği ve IMF’den yaklaşık 50 milyar euro alacak.
Neofidu’nun anavatanı Yunanistan’ın krizden çıkmak için alacağı para yaklaşık 200 milyar eurodur.
Üstelik bu paraların büyük bölümü batık bankaların kurtarılmasına harcanacak.
Yazının başında belirtmiştim;
“Kapitalizmin yarattığın mülkiyet travmasında kıvranan Kıbrıslılar…”
Kıbrıs’ta çözümü ve barışı bunlara mı bırakacağız….