Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mucize Yok… Umudu Yaratmak Da, Yok Etmek De Elimizde…

Bugün yeni bir yıl başlıyor…

Yazar Paulo Coelho bir yeni yıl yazısında diyor ki; “Bir insan her zaman sahnenin bittiğinin, perdenin indiğinin farkında olmalı. Çemberleri tamamlamak, kapıları kapatmak, bölümleri sona erdirmek, ne isim verirseniz verin; önemli olan yaşamda bitmiş olan anları arkada bırakabilmektir”…

yazi foto

Yeni yıl denilen şey, kendi yarattığımız bir döngü…

Takvimi biz insanlar yarattığımıza göre, rakamlar değişti diye olağanüstü işler olmayacak tabii… Ama böyle inanmayı seviyoruz…

Aslında bir yıl daha yaşlanıyoruz, bu gerçek…

Yine de 2018, kendine özgü bir gücü olmasa da, bize umutla geliyor…

Belki bir şeyleri geride bırakacağımız bir dönüm noktasındayız.

Önümüzde seçim var…

Yani hiç bir şey yoksa da umut var…

Acaba bu yıl boyunca da bu umutları devam ettirebilecek miyiz..?

Yeni, değişik, güvenli, varlığını hissedeceğimiz, “aman şimdi ne yapacaklar” diye endişe etmeyeceğimiz bir hükümetimiz olabilecek mi..?

Trafik yüzünden sokağa çıkmaktan…

Hastalanıp, hastaneye gitmekten…

Çocuğa okulda ne şekil verecekler diye korkmayacağımız…

Her gün başka bir değerimize dokunulmasından endişe etmeyeceğimiz günler için umudumuz olacak mı..?

Bir süredir hepimizi korkutan “yok oluyoruz” endişesini arkada bırakabilecek miyiz..?

Bizi adalet duygusuna yeniden kavuşturacak, KKTC’nin bir hukuk devleti olduğunu hatırlatacak, yapanın yanında kalmadığını, hesap sorulduğunu  görebileceğimiz günlerin yakın olduğuna inanabilecek miyiz..?

Kazandığını borca yatıran, her gün daha da içine giden insanlar, kendilerini düşünen birileri olduğunu görebilecekler mi..?

Kısaca, kaderimize hükmetmeyi seçebilecek miyiz?

Etrafımızda, bizim dışımızda gelişen tehlikelerle başa çıkmamız mümkün olmayabilir. Ama en azından şu sınırlar içindeki dertlerimize çare bulmak için….

Neden olmasın..? Hepsi elimizde değil mi..?

Ya “böyle eyiyik” deyip devam edeceğiz, ya da hayalleri gerçekleştirmek için cesaret göstereceğiz.

Geçen yıl yeni yıl için yazdığım yazıya baktım; demişim ki…

“Hepimiz aynı şeylerden şikayet ederken, ortak akılla hareket etme bilincine varamayacak mıyız?

Hala daha kişisisel çıkarlar peşinde mi olacağız?

Hala daha saçma sapan geçmişe dönük saplantılar mı belirleyecek geleceğimiz?

Sadece biz değil, bu adanın tüm insanları… Artık etrafımıza bakmanın zamanı değil mi?

Bizi bu ateşin içine düşmekten koruyacak olan, uzlaşma, barış, anlaşma değil midir?

Ayak sürüyenleri, oldukları yerde bırakıp, güçleri birleştirmenin zamanı değil mi?

Sarı çizgiler, kırmızı çizgiler, hepsinin yeniden belirlenmesi gerekmiyor mu?

Bence gerekiyor. Ve hatta başka çaremiz yok diye düşünüyorum…

Boş dilekler yerine, biraz da bunlara kafa yorsak…”

O zaman bir başka umut vardı yine, çözüm umudu… Onu da geride bıraktık. Hem de bir daha zor geri gelecek şekilde… Bence 2017’nin en kötü getirilerinden biri  de bu oldu…

Diğer dilekler de öyle… Umutlar suya düşmüş, bir yıl daha harcanmış, boşa geçmiş…

Yeni yıldan bir şey beklemek manasız….

Mucizeler olmayacak… Yine ne yaparsak, biz yapacağız… İyisini de kötüsünü de…

Maksat iyisini yapabilmek…

Bana değil, bize, tüm toplumun, ülkenin hayrına, iyilikler göreceğimiz bir yıl olsun….

 

YERİN KULAĞI VAR

SIRA SANDIKTA:

sandıkYeni yılın herkese mutluluk, huzur ve sağlık getirmesini dilerim. Gittiydi, gidiyordu derken bir yılı daha geride bıraktık. Yeni yıla umutla bakmak istiyoruz ve bunun ilk sınavını da Pazar günü sandık başında vereceğiz. Geleceğimizi belirlemek, hayallerimizi gerçekleştirmek ve en önemlisi hakça bir düzen için oyumuzu kullanacağız. Herşey bizim elimizde. Ya değiştireceğiz, ya da böyle gelmiş, böyle gider deyip aynen devam edeceğiz. Kaderimiz ellerimizde…

BİR KARAR VERİN:

Son günlerde kendini “aydın” diye tanımlayan bazı kişilerin, ülkede bir değişim yerine, mevcut statükonun sürmesinden yana tavır koyduklarını görmeye inananmıyorum. Hem çıkıp” memleket elden gidiyor, din baskısı artıyor, yok oluyoruz” diyeceksiniz, sonra da kalkıp, “başkası gelirse Türkiye parayı keser” safsatasına kanıp, statükoya sahip çıkacaksınız…  Kesin sesinizi, şikayet etmeyin o zaman.

 YOK ARTIK, TÜRKİYE’Yİ KARIŞTIRMA: Türkiye’nin projelerine sahip çıktılar, yetmedi, şimdi de kendi yanlışlarını kapatmak için, Türkiye’nin adını kullanıyorlar. Bakın Özgürgün’e “Türkiye ile iyi ilişkilerimizden rahatsızlık duyanlar mı var?… Türkiye ile ilişkilerin çok kötü dönemde olduğu bir zamanda görevi devraldık ve şimdi ilişkilerin mükemmel düzeyde, saldırıların arkasında bunlar var”…  Tam bir demagoji. Hem de en çirkininden…

BASIN DA BOZULDU:

Gazeteci olsak da bizim de gönül verdiğimiz, inandığımız bir siyasi çizgimiz vardır. Zaten yazılarımızdan da ne istediğimiz belli… Ancak, öyle arkadaşlarımız var ki, seçim dönemlerini bir fırsat olarak görüyorlar. Belli bir merkezin talebi doğrultusunda birilerine yüklenmeyi, karalamayı, karıştırmayı kendilerine vazife addediyorlar. “Tarafsızlık maskesiyle” bunu  o kadar belli ediyorlar ki. Yarın seçim bittiğinde bu arkadaşlar hiç bir şey olmamış gibi devam edecekler ya, üzülüyor insan…

AKDENİZ ISINACAK:

gaz akdenizYeni yıla yeni umutlarla girerken, sondaj çalışmalarında Rum tarafı ile Türkiye arasında yaşanan gerginlik yeni yılda Akdeniz’de bir krize neden olabilir. Türkiye’nin hedefinin Rumları “kışkırtmak ve endişeye sevk etmek olduğunu” iddia eden Rum Dışişleri Bakanı Kasulidis, “Elbette Türkiye o sondaj gemisini müzeye koymak için almadı” değerlendirmesinde bulundu… Ben de kendi kendime dedim ki, “Ha şunu bileydin”…

UYUŞTURUCU TEHLİKESİ:

2017 yılında ülkede resmen uyuşturucu patlaması yaşandı. Ülkeye gelen her uçaktan bir uyuşturucu vakası çıkarken, gazete sayfalarında uyuşturucu haberleri en çok yer alan haberler oldu. Kullanım yaşının neredeyse ilkokul seviyesine kadar inmesi ve cezaevindeki hükümlülerin, çoğunlukla uyuşturucu suçundan olması bu illetin ne kadar ciddi bir sorun olduğunu gözler önüne serdi… Çaresi yoktur demesin kimse. Yeter ki, gerektiği gibi ciddiye alınsın.

 

 ZİRVEDEKİLER

Mustafa Akıncı: Cumhurbaşkanı yeni yıl mesajında, bu satırlardan dilimizin döndüğünce anlatmaya çalıştıklarımızı özetlemiş. “Kıbrıs Türkünün kendi kurumlarına sahip çıkması ve bu kurumları en verimli biçimde çalıştırması, demokratik, sosyal, hukuk devleti normlarını geliştirmesi yeni dönemde ciddiyetle ele alınmalıdır… Ortak akılla ve el birliğiyle bu sorunların üstesinden gelebiliriz. Temiz-dürüst, şaibesiz yönetimler oluşturabiliriz. Bunu yapacak güç en başta sizsiniz, halkımızdır”…

DİPTEKİLER

Ayıp Oluyor: Seçimler yaklaştıkça siyasi söylemler de dozunu artırıyor. CTP ve UBP’nin birbirlerine yönelik “haramiler” ve “Erhürman ve çetesi” yakıştırmaları pek hoş olmuyor. Bu ülkenin yönetimine talip iki büyük parti liderinin, karşılıklı suçlamaları daha düzeyli olmalı. Keşke hakaret yerine birbirlerine projeleriyle cevap verebilseler…