Mot a mot çeviri - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Mot a mot çeviri

“Kıbtek, üretim yetersizliği nedeniyle 17:00-22:00 saatleri arasında ülke genelinde 1’er saatlik dönüşümlü kesintiler yapılacağını duyurdu.”

Yalan, vallahi yalan!


Geçenlerde, daha somut konuşacak olursak 8 Haziran Çarşamba günü, bizim evde saat 18:30’da elektrikler kesildi. Bir saat sonra yani 19:30’dan itibaren her an gelebilir diye beklemeye koyulduk. Saat kaçta geldiğini kestirebilir misiniz? 21:20’de.

Bizim hükümetin saatinin süresi ne de uzunmuş meğer! Arada bir de olsa bize doğru söyleseler hükümet üyeleri “buzza mı endirir” (fıtık mı olur)?

XXXXX

Geçenlerde iyi İngilizce bilen bir grup kendi aralarında bir aytışma başlattı. Hiçbirini tanımıyorum ama bana İngilizce hocası olduklarını söylerlerse şaşırmam. Aytışma Türkçe deyimleri kelime kelime İngilizceye çevirmek idi. Kırıldım gülmekten.

Sokakta yürürken konuşanlara alıştık artık. Eskiden sadece fıttıranlar kendi kendine konuşurdu. Şimdilerde onlara telefonda konuşanlar da katıldı. Ama çalışma odasında kendi kendine gülen biri kuşkuyla karşılanabilir.

Biraz İngilizce bilenler için bir tadımlık örnek: “Spousevalue points” (eşdeğer puanları), “Yavuz subtraction beach” (Yavuz çıkarma plajı), “Pine chewing gum sheperd gift” (Çam sakızı çoban armağanı), “Look at the mint she is eating” (Yediği naneye bak), “No excuse can hold the place of headbee” (Hiçbir mazeret başarının yerini alamaz. Burada başarı, baş arı olarak ele alınmış.) “It snowed on the mountains you trusted” (Güvendiğin dağlara kar yağdı), “The person who took the horse passed Üsküdar already” (Atı alan Üsküdar’ı geçti), “The rabbit stopped talking to the mountain, the mountain has no news” (Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış), “Bor’s Sunday has passed, drive your donkey to Niğde” (Geçti Bor’un pazarı, çek eşeği Niğde’ye), “The one who stays at the end, stays to underwear” (Sona kalan donakalır).

XXXXX

Bu çeviriler bana yıllar önce izlediğim bir film sahnesini anımsattı. Türkçe dublaj filminden bir şey anımsamıyorum ama bu sahne kafamda çakılı kaldı. Bir delikanlı ile bir kız ormanda şiddetli bir yağmura yakalanırlar. Rastladıkları bir kulübeye girerler. İçeride kimse yok.

Delikanlı şömineyi yakar kız da hafiften soyunmaya ve ıslak elbiselerini çıkarmaya başlar. İkisinin de niyeti kötü ama birbirlerine çaktırmamaya çalışırlar. Bu arada delikanlı pencereye yaklaşır, dışarı bakar ve kıza şöyle der: “Gökten kedi ve köpek düşüyor.” Herhalde o ortamda bundan daha romantik bir ifade şekli olamazdı.

Çoğunuzun bildiği gibi İngilizce deyim şöyledir: “It is raining cats and dogs” ki dilimize “sicim gibi yağmur yağıyor” veya “bardaktan boşanırcasına yağıyor” olarak çevrilebilir. Ama Google gibi çevirirsen kedi ve köpek yağdırırsın.

XXXXX

Google’a Türkçeyi kimin öğrettiğini merak ediyorum. Şaşılası bir dil kullanıyor: “806 arkadaşlar”, “2 arkadaşlık istekleri”, “94 yıl yaşında”, “Kıbrıs Yaban Hayatı’da bir şeyler paylaştı”, “…Hayatı’ya 4 fotograf ekledi”, “Türk maarif koleji’de okudu”.

Çevirileri de bir hoş oluyor. İngilizce ile yukarıda ilgilendik. Şimdi de birkaç Rumca/Yunanca örnek üzerinde duralım.

Φίλες και φιλοι (Files ke fili): Arkadaşlar ve arkadaşlar. Çeviri yanlış değil. Ne var ki birinci kelime “kadın arkadaşlar” ikincisi de “erkek arkadaşlar” demektir. Bu ifade şekli kalabalıklara hitap edildiği zaman kullanılır. Dolayısıyla dilimize herhalde en uygun çeviri “Bayanlar ve Baylar” olmalı.

Θυμάμαι που μετέφερε την ποδοσφαιρική ομάδα μας στα ματς στα γύρο χωριά (Thimame bu metefere tin podhosferiki omadha mas sta mats sta yiro horya): Futbol takımımızı yuvarlak köylerde maçlara taşıdığını hatırlıyorum. Yazar yuvarlak köylerden söz etmiyor. Civar köylerden bahsediyor. Yani kendi köyünün etrafında bulunan köylere maç yapmak için futbol takımını taşıdığını anlatmak istiyor.

ΕΙΤΕ ΓΙΑΤΙ ΘΕΛΕΙ ΝΑ ΑΣXΟΛΗΘΕΙ ΜΕ ΤΗ ΓΕΩΡΓΙΑ, ΕΙΤΕ ΓΙΑΤΙ ΔΕΝ ΕΧΕΙ ΓΗ ΣΤΙΣ ΟΙΚΙΣΤΙΚΕΣ ΠΕΡΙΟΧΕΣ ΕΙΤΕ ΓΙΑ ΔΙΑΦΟΡΟΥΣ ΑΛΛΟΥΣ ΛΟΓΟΥΣ. (İde theli na asholithi me ti yeorğia, ide yati dhen ehi yi stis ikistiges periohes ide yia dhiaforus allus loğus): YA “GEORGİA” İLE UĞRAŞMAK İSTEDİĞİ İÇİN, YA EŞİTLİK BÖLGESİNDE VEYA FARKLI NEDENLERLE DEPREM OLMADIĞI İÇİN.

Burada tamamen şaşırmış. Söylenmek istenen şudur: “Ya tarımla uğraşmak istediği için, ya iskân bölgesinde yeri olmadığı için ya da başka herhangi bir nedenle…” (bir bahçenin içinde ev yapılmasına neden izin verilmediğini sorguluyor.)

Ο δε Τσάρος απελευθέρωσε τους μουζικους το 1861: (O dhe Tsaros abeleftherose tus mujikus to 1861): Ve Çar, müzisyenleri 1861’de serbest bıraktı. Yazarın söylemek istediği ise şudur: “Dönemin Çarı, 1861 yılında, köle durumunda olan köylüleri yani müjikleri özgürleştirdi.”

Φούλλης και Χριστοδουλίδης είναι στα μαχαίρια! (Fullis ke Hristodhulidhis ine sta maherya): Foullis ve Christodoulidis de bıçakta! Tahmin ettiğiniz gibi sözü edilen iki kişi, Fullis yani Averof ile Hristodulidis kanlı bıçaklıdır demek istiyor. Averof ile Hristodulidis gelen cumhurbaşkanlığı seçimleri için adaydırlar.

Bu daha uzar gider ama biz kısa keselim de Aydın havası olsun.

 

 

 

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar