Arşive manşet olmuştu…
Geçen Ekim ayında müjdeler verilmişti…
“MOBESE (Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu) kameralar, KKTC’de de devreye girecek”…
“MOBESE kameraların projelendirilmesi ve fizibilite çalışmaları için İçişleri Bakanlığı ile Türkiye İçişleri Bakanlığı arasında uzlaşı sağlandı”…
“İçişleri Bakanı Kutlu Evren, halkın güvenliğini artırmak amacıyla devreye girecek MOBESE polis teşkilatının istihbaratının güçleneceğini, sokaklarda yaşanan bazı sorunların ortadan kalkacağını ve iç güvenliğin artacağını söyledi”…
“Evren, proje çalışmaları yapılan MOBESE kameraların, altyapının daha uygun olduğu Lefkoşa ve Girne’de en geç şubat ayında devreye gireceğini açıkladı. Evren, ardından Gazimağusa, Güzelyurt ve İskele’de de MOBESE’lerin kurulacağını bildirdi”….
Böyleydi haber…
Bu haberin yayınlanmasından yıllar öncesinde yine adada görev yapan Türkiye’den bir yetkili, bir görüşmemizde, asayiş sorunları gündeme geldiğinde, “MOBESE tek çare. Finansmanı da hazır, yapın şu işi dedik, kimse üstüne alınmıyor” demişti de kahretmiştik…
Yıllar sonra Bakan’ın bu açıklamasını duyunca, hemen sevinmiştik…
Belki demiştik, belki olur da, suça karşı caydırıcı olur.
Belki faili meçhuller ortadan kalkar…
Ülke epeyce uzun bir zamandır, giderek katlanan oranda güvensiz halde…
Ne sokaklar ne evler…
Hatta okullar, dükkanlar…
Ya mafya…
Kundaklamalar, adam vurmalar, adam kaçırmalar, cinayetler…
Bu devirde artık hiç bir ülkede polis, sokakları tam olarak denetleyebilecek durumda değil. Her yere ulaşabilecek polis istihdam etmekse, hem fiziki olarak, hem maliyet olarak çok zor…
O noktada teknoloji imdada yetişti.
Örneğin 90’ların başında, Londra’da suç işleme oranı katlanarak artmaya başlamış, sokaklarda hava karardıktan sonra dolaşmak imkansız olmuştu. Her beş yetişkin kadından biri taciz, tecavüz, kapkaç ve gasp kurbanı olmuş, büyük semtler tam bir kaosa girmişti. 1996 yılında İngiliz Hükümeti, harekete geçti. Önce Londra’nın suç haritası ortaya çıkarıldı. Kritik noktalara, caydırıcılığı artırmak amacıyla, günün en kalabalık saatinde, herkesin gözünün önünde yerleştirildi. Görüntüler merkezden 24 saat izlemeye alındı… Kamera sayısı 28 bine ulaştı. İki yıl sonra aynı sistem New York’a kuruldu. Uygulama sonucu iki büyük metropolde suç oranları düştü, faili meçhuller azaldı, sokaklar eski huzuruna kavuştu
MOBESE 2005’den beri Türkiye’de de var. Şu an için tam 81 vilayette hizmette.
Ve sıkı durun, hizmete girmesinden sadece 5 yıl sonra, Türkiye genelinde, asayişle ilgili olarak işlenen suçlarda tam yüzde 35 düşüş yaşanmış…
Ayrıca elektronik bilgi paylaşımıyla, tüm Türkiye tek bir karakol haline gelebildi.
Gelelim yine bize… Polis eksikliğimiz malum… Nüfusun artışı da öyle… Ve sokaklarda dolaşan kriminallerin sayısı da inanılmaz artmış durumda.
Resmi rakamlara göre KKTC’de ise suç oranı sadece bir yılda yüzde 27-30 arasında artış gösteriyor.
Nüfusa göre dehşet bir oran…
Gazeteler zaman zaman, özellikle de adli yılın açılışında aynı başlıkları atar, “KKTC’de Suç Oranı Dehşet Boyutlarda”… Ama orada kalır…
Aynen Sayın Bakan’ın Şubat’ta bitecek vaadi gibi…
Ne olur bir defa da vaadlerini söyledikleri tarihte gerçekleştirseler…
Ne olur hükümetler günlük hayatımıza dokunan böyle icraatlar yapabilseler…
Haydi bizi geçtik, asayiş sorunlarımız, turistleri de etkiler hale geldi.
Bir de buradan soralım, belki Bakan da unuttu söylediğini…
Sayın Kutlu Evren, verdiğiniz tarihten bu yana 3 ay geçti, tık yok. Koskoca Londra karar verdikten bir kaç ay sonra kentin her yerini mobeseyle donatmış, çalışır hale getirmiş. Bizimkinin parası da hazır olduğuna göre, sorun ne?
YERİN KULAĞI VAR
NAFİLE TURLAR:
BM’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide, iki lider arasında mekik diplomasisi başlatıp, liderleri yeniden masaya döndürmeye uğraşıyor. Aslında o da biliyor ki, en azından Şubat 2018’deki Rum başkanlık seçimlerine kadar bu iş olmayacak. Anastasidis’in masada kabul edeceği ufacık bir taviz bile, seçimlerde kaybetmesine neden olacak. Bu nedenle Eide’nin bu turları nafile turlardan öteye geçemeyecek…
BOŞA GEÇEN ZAMAN:
Müzakere sürecinde geldiğimiz son noktaya baktığımda, Kıbrıs’ta çözüm için yarım asırdır harcadığımız enerjiyi başka bir yere kanalize etseydik keşke diye düşünmeden edemiyorum. Kim ne derse desin artık bu konuda son noktayı koyma zamanı geldi. Sonuç olarak bu işin sorumlusu ne Akıncı, ne Eroğlu, ne Talat, ne Denktaş’tır…Onun için kimse bunları suçlamaya kalkmasın. Aslında suçluyu hepimiz biliyoruz…
DALGA GEÇİYOR:
Anastasiadis yine saçmalamış. Olacağı varsa da, olmasın der gibi en sorunlu başlıkları öne çıkarttığı sözde önerisi kabul edilirse, Rum seçimlerinden önce çözüm olurmuş. Bu yaptığıyla da, Güney’deki çözüm yanlılarının gazını almaya çalışıyor. Kendi halkını belki kandırabilir ama Kıbrıs Türkü’nü değil. Toprağı, haritayı başa çekme yöntemi izlendiği anda, sanırım ilk toplantıdan “uzlaşmazlık” kararı çıkar ve bir adım ileri gidilemez. Yıllar yılı denemek suretiyle bulunan yöntemi ortadan kaldırmak, sadece müzakereleri 50 yıl öncesine götürür, o kadar…
KOCİAS’I CESARETLENDİRDİ:
Geçtiğimiz hafta içinde Cyprus Mail köşe yazarı Lucas Haralambos, Anastasiadis’in saçma sapan hareketlerinin, Yunan Dışişleri Bakanı Kocias’a cesaret verdiğini yazmıştı. Aynen öyle oldu. Son liderler görüşmesinde asla kabul edilmeyeceğini bile bile ortaya attığı görüşün ilk üstüne atlayan Ocak’ta Cenevre’deki toplantıyı mayınlayan Kocias oldu. Anastasiadis’in önerilerini ‘çok ilginç’ bulmuş ve “Kıbrıs’ın yeniden birleşebilmesi için en iyi yol olduğunu” söylemiş… Federasyonu görüşmekten vaz geçilmesini de isteyen Kocias’ın çözümden anladığı da bu…
HADİ O ZAMAN:
DİSİ Başkanı Averof Neofitu, “Kıbrıs sorununun çözüleceğine kesin gözüyle bakılmamalı… İki lider tarafından uzlaşılmış doğru bir formülle bir Cenevre 2’yi tercih ederim. Neden mi? Türkiye gizleniyor. Bu dönemde bir Cenevre 2’yi istemeyebilecek olanın Türkiye olduğunu düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu. İyi o zaman gidelim Cenevre’ye. Kim çözüm ister, kim istemez çıksın ortaya. Ak koyun kara koyun kim belli olsun…
GİRNE’NİN BAKIMA İHTİYACI VAR:
Girne her zaman için en azından Lefkoşa’dan temizdi. Özellikle yaz geldiğinde, refüjlerde ot görmezdiniz. Ayda bir sokak araları bile kökten temizlenirdi. Bu yıl her nedense bir felaket. Jasmine Court hizasından başlayarak, Karaoğlanoğlu’na kadar berbat bir durum var. Turizm kentimize hiç yakışmayan bir görüntü. Bildiğimiz kadarıyla ne personel, ne de para sorunu var. Başkan kentin hemen dışına hiç çıkmıyor mu acaba..?
ZİRVEDEKİLER
Mete Tümerkan:”Espen Barth Eide belirsizliği ortadan kaldırabilmek için mekik diplomasisi yapıyor.
Aslında Eide böyle bir role hiç soyunmamalı, sürecin önceki gün geldiği an itibarı ile bir durum tesbiti yapmalı ve anın fotoğrafını çekmeliydi… O da idare-i maslahat yapmayı tercih etti. Anastasiades’e ip atmaya ve sürecin onun istekleri doğrultusunda sonuç odaklı olmaktan uzak devam etmesine fırsat yaratıyor… Eide bu oyuna taraf olmamalı… BM artık bu maskaralığa bir son vermeli…”
DİPTEKİLER
Güvenlik Sınıfta Kaldı: Ne Kıbrıs sorunu, ne de ekonomi. Ülkenin en önemli sorunu güvenlik sorunu bence. Kundaklama, kurşunlama, darp, tecavüz ve uyuşturucu haberleri için gazeteler ek sayfa çıkarmak zorunda kalacak bu gidişle. Bu tür adli haberler artık gazetelerin manşetlerine taştı. Ülke altyapısının kaldıramayacağı bir nüfus ve bu nüfusla taşınan suçlar. ‘Dur’ demenin zamanı geldi de geçti bile… Ama korkarım bu durum baştakileri rahatsız etmiyor.
































