Köşe Yazarları

Milli Ekonomi Yaşayamaz

Dünyanın hızla tek Pazar haline geldiği günde, MİLLİ EKONOMİ YARATMA söylemleri,Türk Lirasını koruma hayalleri, insanları kandırma araçlarından başka bir şey değildir.

Özellikle Kuzey Kıbrıs gibi, tanınmayan ve herşeyi ile Türkiye’ye bağımlı bir yönetimin, kendi kendine yeter bir ekonomik yapı oluşturmaya çalışması, hayalden de öte, umut kırıcı   sonuçlar doğuracak, bir intihar politikasından başka bir şey değildir.

Bu politikaları daha önceki CTP ortaklığındaki hükümetler yapmaya çalışmıştı. Sonucunda ise, CTP güç kaybederek, sağın güçlenmesinden başka bir sonuç elde edememişti.

Keskin sol sloganların, solun gerçek güçlerini dağıtması gibi, sözümona Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız bir ekonomik yapı kurma söylemi de, EMPERYALİZM çağını ve GLOBALİZMİN ÖZÜNÜ anlamamak demektir. Bu anlamanın bedelini de sol daima ağır  bir şekilde ödemektedir.

Güney Kıbrıs’ın içine düştüğü ekonomik krizden hızla kurtulmaya başladığı gözlenmektedir. Bu çıkışta, Güney Kıbrıs’ın dünya ile olan iletişimi ve globalizmi doğru anlamas belirleyicidir.

Kuzey Kıbrıs, Türk lirasının eflasyonist baskısında olduğu müddetçe, Kuzey Kıbrıs’ta kendi ayakları üzerinde bir ekonomik yapı oluşturulamaz.

Kuzey Kıbrıs, elektriğin bu kadar pahalı olduğu bir ülkede, rekabet edebilecek üretim yapamaz.

Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan ile birlikte, EUROASİA İNTERCONNECTOR projesiyle, İsrail, Kıbrıs,ve Girit üzerinden ULUSAL ELEKTRİK SİSTEMLERİNİ birbirleriyle birleştirerek AB ye doğru  Güney Doğu Akdeniz enerji bantını oluştururken, Kuzey Kıbrıs ise Elektrik Kurumu yöneticilerinin EK MESAİ YAĞMASINI konuşmaktadır.

Türkiye’den daha ekonomik şartlarda ve her iki tarafın UZUN VADELİ menfaatlerini gözetecek bir proje yaratmak için mücadele etmek yerine, farklı iki uçta fikirler savunmak, Kuzey Kıbrıs ekonomisini devamlı rekabet edemez koşullarda tutmaya yol açmaktadır.

Sağda olsun, solda olsun, fikir üretenler, Kuzey Kıbrıs ekonomisini dünya ile bütünleştirmek için, yeni ve doğru fikirler üretmek zorundadırlar.

TL yerine Euro’ya geçiş’in  rekabet edebilir  bir ekonomik yapıyı kurmak için ilk adım olduğunu kavramak zorundadırlar.

Ülkeye taşınan nüfusun, elde ettiği geliri ülke dışına taşıma mekanizmasının acı sonuçlarını bilimsel bir şekilde  İNCELEMEK ve ÇARE ÜRETMEK zorundadırlar.

Gerçekte, tüm bu sorunların çözümünü hızlandıracak ilk adım da, Kıbrıs Sorunun çözmektir.

Kıbrıs Sorununu çözmek için, karşı tarafı suçlamak yerine, gerektiğinde riski de göze alarak adım atılması gerektiği artık çok açık bir gerçektir.

Türkiye’nin de yeniden, AB ile olan ilişkilerini düzeltme çabalarında ve hamlelerinde bulunduğu bu günlerde, Türk tarafı da Kıbrıs Konusunda daha yaratıcı adımlar atma şansına sahiptir.

Tarihte iz bırakan liderler, alışılanın dışına çıkıp, yeni ve ezber bozucu hamleler yapabilen liderlerdir.

Milliyetçiliğin artık bir yalan ve uyutma aracı olduğu çağımızda, Anastasiadis ve Akıncı’nın Nisan Ortalarında gerçekleşecek Sosyal Yemekte, SORUMLULUK alıcı adımlara dönmesi, TÜM KIBRIS’ın yararına olacaktır.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı