KKTC eğitimi “Milli” kelimesiyle nitelendirilir. Bunun anlamı eğitim sistemi standarttır, bir merkezden yönetilir. Kararları en sonunda yetkili olan ‘tek bir kişi’ bile verebilir. Bu kişi eğitim bakanı da olabilir, iktidarı elinde bulunduran hükümetteki siyasal partinin başkanı da. İlgili siyasi partinin karar vereceği bir durum.
Dünya genelinde yönetim açısından eğitim sistemi ikiye ayrılmakta. Buralarda olduğu gibi ya “merkeziyetçi” ya da yerel bölgelere özerklik tanıyan ‘yerel yönetim odaklı’ eğitim sistemleri diye. Yerel yönetim odaklı yönetim biçimi buralara pek uygun değil çünkü çok fazla demokratiktir. Yerel bölgelere kendi eğitim sistemlerini kurgulama özgürlüğü tanır. Özgürlük de buralara göre değil hala. Onun için buralarda “uyumlu vatandaş”, “sorun çıkarmayan”, “standart düşünen standart bireyler” yetiştirmek amaçlanmaktadır. Bunun için de buraların eğitim sistemi “milli”dir.
Ancak buraların Milli Eğitim Bakanlığı bunun bile farkında değil anlaşılan. Tüm bakanlık teşkilatının bu felsefeye göre yapılandığının da. Eğitim bakanlığı teşkilatının en can alıcı yeri talim terbiye dairesidir. Hani insanları “terbiye” edecekler ya onun direksiyonunun olduğu yer. Burası insanları geçmişten gelen örf, adet, gelenek, göreneklere göre “terbiye” etmek üzere kurulmuştur. Layıkıyla yönetilirse insanlar da “terbiye” edilmiş olacaklardır.
Terbiyede kullanılacak materyaller de bellidir. Derslerin programları, materyaller, öğretmen ders kitapları, öğrenci ders kitapları, öğrenci çalışma kitapları vs. Bu araçlar kullanılarak öğrenciler yani yeni nesil “terbiye” edilir.
Terbiye de şu: Toplumun istediği ahlaki kurallarını benimsemiş, kişilikleri bile önceden çizildiği gibi bakanlığın öngördüğü niteliklerle donanmış, yine bakanlığı yönetenlerin istediği tutumları benimsemiş ve söz konusu tutumlar doğrultusunda davranışlar yapan bireyler yetiştirilmesidir.
Fakat okullar buna uymuyor, söylemesi bizden. Talim terbiye dairesinin kurallarına uymuyorlar. Okullardan gelen duyumlar bu doğrultuda. Okullarda merkeziyetçi bakanlığın kullanılmasında sakınca yoktur, bizim istediğimiz davranışlarla donanacak bireylerin yetiştirilmesinde kullanılacak “ders kitapları” yerine, başka ders kitapları kullanılmakta. Öğretmenlerin çoğu bu konudan şikayetçi. Bazı okullarda öğretmenler bakanlığın kitaplarını okutmuyor. Bunun yerine bazı dershanelerin hazırladığı hiç bir denetimden geçmeyen, ders kitabı olmayan, eğitim bilimi ilke ve kurallarından yoksun, öğrencilere ne kazandıracağı belli olmayan ve en önemlisi bakanlık adına merkeziyetçi eğitim sisteminin yetiştireceği bireylere kazandırılması gerekenlerin ‘dışında’ davranışlar kazandırma olanağı olan kitaplar okutulmakta.
Diğer bir şikayet konusu ise bazı öğretmenlerin ders kitabı yerine, başka okulların bakanlığın görevini ve talim terbiye dairesinin görevini yaparcasına hazırlamış oldukları, fotokopi edilmiş ders notları okutulmakta.
Gelelim olayın yorumuna. Keşke buralarda da‘milli’ bir eğitim sistemi olmasa. Öğretmenler bu konuda tamamen özgür olsalar. İstedikleri ders kitaplarını, materyalleri kullansalar. Öğrenciler de yüzlerce farklı çiçek gibi yetişse. Yani yerel odaklı bir eğitim sistemine kavuşmuş olsak.
Buraları milli bireyler arzuladığı için yüzlerce farklı çiçek istenmiyor. Bunun yerine tek bir çiçek yetiştirmek amacıyla ‘milli’ eğitim istenmekte ama bu bile becerilemiyor. Okullar milli eğitimin talim terbiye dairesini takmıyor. Onlar bildiklerini okuyor. İsteyen okul istediği kitabı ya da kitaba benzer bir şeyi kullanıyor.
Milli eğitim bakanlığı standart bir eğitim istiyorsa bunun gereklerini yerine getirmeli. Okulları denetlemeli; talim terbiye dairesi tarafından onaylanmamış ders materyalleri kullanılıp kullanılmadığına bakmalı. Özellikle temel becerilen öğrenildiği ilkokul döneminde. Yoksa milli eğitim heba olacak. Milli bireyler yetiştirilmemiş olacak; arzumuz bu olmasa da. Bizlerin arzusu belli; yüzlerce çiçek.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























