Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, avukatlık mesleğinin hak ettiği saygı ve itibarı görmesi için çaba sarf edeceklerini söyledi. Esendağlı, bu konuda özeleştirileri yaparken haksız tutum sergileyenlerle de gerektiği şekilde temas edileceğini kaydetti
“EMEK SÖMÜRÜSÜ VAR”: Esendağlı: Avukatlık ücretlerinin mesleğin niteliğini karşılamayacak kadar aşağıya çekildiğini görüyoruz. Bu anlamda ciddi sorunlar yaşanıyor. İnsanlar bunu pazarlık konusu haline getiriyor, ekonomik olarak güçlü müvekkiller, genç avukatları neredeyse ücretsiz çalıştırma noktasında. Bu anlamda emek sömürüsü olarak nitelenebilecek ciddi bir haksızlık söz konusu
“ASGARİ ÜCRET TARİFESİ ÇÖZÜM”: Esendağlı: Asgari ücret tarifesi ile emek sömürüsünün önüne bir ölçüde geçmek mümkün. Avukatın sunacağı hizmetlerin asgari ücretini belirlersiniz, bu yayınlanır. Hizmeti talep edenler, asgari seviyeyi bilerek hareket ederler. Bu hem müvekkillerin hakkı bakımından güvence teşkil eder, hem de avukat açısından belirleyici olur
“DEVLETİN İRADESİ ŞART”: Esendağlı: Çok dava var. Bunun neticesinde davalar gecikiyor. Gerek savcılar, gerek avukatlar gerekse yargıçlar mümkün olduğunca yüksek bir performans ile çalışmaya gayret sarf ediyorlar. Ancak mahkemelerin fiziksel kapasite, maddi olanaklar, personel yeterliliği anlamında sıkıntıları var. Devletin bu sorunların çözümü için irade ortaya koyması lazım
Duygu ALAN
Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, Barolar Birliği Genel Kurulu tarafından oldukça yüksek bir destekle başkan seçilmesinin bir onur olmakla birlikte omuzlarında ciddi sorumluluk yarattığını söyledi.
Esendağlı, seçilmiş ve gönüllü destek vermeye hazır olan tüm meslektaşları ile birlikte baronun hem mesleki konularda hem de toplumsal konularda sorumluluklarını yerine getirebilmesi için büyük bir özveri ile çalışacaklarını, bu yönde plan, program ve yol haritalarının da hazır olduğunu söyledi. “Görevimi layığı ile yerine getirmek için var gücümle çalışacağım” diyen Esendağlı, “Çok yakın bir zamanda baronun aktif bir şekilde hangi konularda çalışmaya başladığını ve hangi şekilde bir değişime vesile olduğunu hep birlikte izleyeceğiz” diye konuştu. Hasan Esendağlı, hedeflerini anlattı, mesleki sorunları ele aldı.

Soru: Bazı davalar gereğinden fazla uzuyor. Bu konuda ciddi eleştiriler söz konusu. Mahkemelerde uzmanlaşmaya ihtiyaç var mı?
Esendağlı: Uzmanlaşma sürekli bizim camiamız içerisinde tartışılan bir konu. Şuan itibari ile uzmanlaşma mümkün mü? Veya sadece mahkemelerde uzmanlaşma ile bu sorunlar çözümlenebilir mi? Bunlara gerçekten kapsamlı ve bilimsel bir çalışmadan elde edilecek verilerle cevap aranması daha doğru olur. Davalar gecikiyor. Çok dava var. Bunun neticesinde de bir sarkma oluyor. Aslında bakarsanız gerek savcılar, gerek avukatlar gerekse yargıçlar mümkün olduğunca yüksek bir performans ile çalışmaya gayret sarf ediyorlar. Yoğun bir tempoda çalışıyorlar ama davalar belli bir usulde ilerlediği için evet gecikme var. Mahkemelerin fiziksel kapasitesi, maddi olanakları, personel yeterliliği anlamında sıkıntıları var. Bunlar sadece mahkemenin çözebileceği sorunlar değil. Devletin bu anlamda bir irade ortaya koyması lazımdır. Mahkemelerin fiziki olanakları, personel olanakları gerekli seviyeye getirildiğinde eğer hala daha davalarda sıkıntı yaşanıyorsa. uzmanlaşma ciddi bir alternatif olarak düşünülebilir. Uzmanlaşma belli konularda ayrı mahkemelerin kurularak görev yapmasıdır. Aslında bakarsanız mahkemelerde görev ayrımı hiç yok da değil. Hukuk Mahkemesi ve Ceza Mahkemesi var. Aile Mahkemesi var. Kendi görev sahası içerisinde idari yargılama yapan Yüksek İdare Mahkemesi var. ‘Ticaret Mahkemesi ya da İş mahkemesi kurulsun’ denir. Kurulsun, orada bir sıkıntı yok ama sayılara bakmamız lazım. Örneğin kaç tane iş davası vardır. Bunun için ayrı bir mahkeme kurulduğunda gerçekten efektif olacak mı? Oraya bir yargıç ayrıldığında gerçekten o davaların yarattığı yoğunluk çözülecek mi? Bu sayılar önümüzde olmadan ‘kurulsun’ demek çok sağlıklı değil. Ticaret mahkemesi diyoruz. Hukuk Mahkemesinin görev sahası içinde ticari davalar da vardır. Peki hukuk davalarının içerisinde kaç tane ticari dava var? Hangi kategorideki davalar ticari dava olarak kabul edilecek? Yine sayısal ve kriterleri olan bir çalışma yapılması gerekmektedir. Yukarıda bahsettiğim sorunlar çözümlenmeden ve sayısal ve kriterleri olan bir çalışma yapılmadan ‘mahkemelerde uzmanlaşma olsun da bütün sorunlar o zaman aşılır’ demek çok gerçekçi değil.
Soru: Avukatlar her türlü davaya bakıyor. Avukatların uzmanlaşması mümkün mü?
Esendağlı: Ben bir avukat olarak bir konuda uzmanlaşıp sadece o konuda hizmet vermeyi çok arzu ederdim. Bu çok avantajlı olurdu. Belli bir konuya yoğunlaşır o alanda kendinizi geliştirirsiniz, o konuda pratiğiniz çok yoğun olarak ortaya çıkar, başarılı da olursanız o alanda aranılan bir avukat olursunuz. Ancak burası bir ada yarısı ve kısıtlı bir ekonomisi olan hukuk hizmetleri anlamında da kısıtlı bir ekonomiye sahip olan bir ülke. Bu şekilde bir kısıtlama ile ekonomik anlamda gerçekçi ve tatmin edici bir seviyeye ulaşılabilmesi noktasında sıkıntı var. Nüfus, ekonomik seviye, ülkedeki potansiyel belli ama oldukça genç ve yoğun bir avukat mesleki topluluğu var. Bu kadar insanın ‘beli alanlara yoğunlaşıp sadece o alanlarda faaliyet göstereceğiz’ şeklinde idealist bir yaklaşımda bulunmasını beklemek çok kolay ve gerçekçi değil. Açıkçası tüm davaları yapmaya aday olup da hala daha geçim sıkıntısı yaşayan birçok avukat var. Özellikle genç avukatlar, gerek başka ofislerde çalışanlar gerekse kendi ofislerini açıp serbest çalışmaya başlayanlar gerçek anlamda sıkıntılarla boğuşuyorlar. Müvekkil edinme veya emeğinin, hizmetinin bedelini tahsil etme konusunda çok büyük sıkıntılar var. Dolayısıyla avukatlıkta uzmanlaşma idealdir ama KKTC için çok gerçekçi bir hedef değil.
Soru: Avukat adayı mezun sayısında sürekli bir artış söz konusu. Bu ne gibi sıkıntılar doğuruyor? Avukatlık mesleğini tavsiye ediyor musunuz?
Esendağlı: Ülkede şuan itibari ile avukat sayısı oldukça fazla. Kayıtlı görünen avukat sayısı 850 civarı, bunun 600-650’si aktif olarak çalışıyor. Benim mesleğe başladığım 2001-2002 yıllarında aktif avukat sayısı 70 – 80 civarındaydı. 15 yılda 10 misli bir artıştan bahsediyoruz. Bu muazzam bir artıştır. Sıkıntı yaratan bir artıştır. Bu tabi bizden ziyade devletin, Eğitim Bakanlığı’nın eğitim planlaması görevi ile alakalı bir şeydir. Gerek liselerdeki rehberlik hizmetleri ve yönlendirmesi gerek üniversitelerin kontenjanlarının ayarlanması gerekse yurtdışına öğrenci gönderilmesi ile ilgili politikaların gözden geçirilmesi gerekmekte ve ülkenin ihtiyaçlarına göre bölümlere yönlendirme yapılması gerekmektedir. Devletin bu konuda başarılı olmadığını hatta bu konuda doğru dürüst bir politikası olmadığını üzülerek görüyoruz. Bu da sadece avukatlık mesleği ile ilgili bir sorun değil, genel olarak ülkede üniversite mezunlarının yarattığı yoğunluktan dolayı bir sıkıntı var biz de bundan nasibimizi alıyoruz. Avukatlık mesleği oldukça özel ve sevilerek yapıldığında tüm zorluklarına rağmen gerçek anlamda insanı tatmin eden bir meslektir. Ben kimseye ‘bu mesleğe girmeyin’ diyemem. Ama zorlukları olan bir meslektir ve başarılı olunması güçtür. Bu mesleği icra etmek isteyenleri gerçekten büyük mücadeleler beklemektedir. Ben çok severek okudum ve mesleğimi çok severek icra ediyorum. ‘Hukuk okumayın da ne okuyun’ gibi bir soruya da verilecek cevap yoktur, çünkü bütün mesleklerde aynı sıkıntı var.
Soru: Avukatlar benzer davalarda farklı ücretler alıyorlar. Dünyada bunun bir standardı var mı? Birliğin bu yönde bir çalışması olacak mı?
Esendağlı: Avukatlık kamu hizmeti niteliği taşıyan serbest bir meslektir. Avukatlar herhangi bir ödeneğe tabi olmadan çalışırlar, hizmetlerini ücretlendirerek hayatlarını sürdürürler. Bu ücretlendirme de serbestçe yapılır. Ücretin yüksek olarak belirlenmesinde yasal veya etik bir sıkıntı yoktur. Avukat kendi ücretini belirler ve müvekkiline bu ücretini açıklıkla izahat edebildiğinde müvekkil avukatın sahip olduğu bilgi, birikim ve tecrübeyi de değerlendirerek bu ücreti ödemeyi kabul ederse bir sorun yok. Sorun şu ki; mesleğin icrasında ekonomik anlamda ortaya çıkan sorunlar, sayının artışı, avukatlık hizmetinin ücretlendirilmesini, avukatlık mesleğinin niteliğinin çok çok altına düşürdüğünü görüyoruz. Müvekkili kazanabilmek için ücretlerin mesleğin niteliğini karşılamayacak kadar aşağıya çekildiğini görüyoruz. Bu anlamda ciddi sorunlar çıkıyor. İnsanlar bunu pazarlık konusu haline getiriyor, ekonomik olarak güçlü müvekkiller, genç avukatları neredeyse ücretsiz çalıştırma noktasına gelmiş durumda. Davanın takibi ile ilgili tüm masrafı avukat üstleniyor, takibi yapıyor, takip sonunda tahsilat yapılamıyorsa bu avukatın zararı oluyor. Bu anlamda da bir emek sömürüsü sıkıntısı var. Bunun da çözülebilmesinin yolu asgari ücret tarifesi hazırlamaktır. Bir avukatın icra edeceği işlerin, sunacağı hizmetlerin asgari ücretini belirlersiniz, bu yayınlanır. O hizmeti talep eden kişiler, o ücretle ilgili asgari seviyenin olduğunu bilerek hareket ederler. Bu müvekkillerin hakkı bakımından güvence teşkil eder, avukat açısından da belirleyici olur. Rekabetin etiği açısından da bu önemli. Ancak avukat bu asgari ücretin üzerinde bir ücret talep edecekse kendi emeği olarak müvekkiline bunun izahını yapacak ve anlaşacak, alırsa alacak. Belli bir miktarın altına da inmeyecek. Önümüzdeki dönemde bununla ilgili bir çalışmamız da olacak.
Soru: Avukatlık mesleğinin daha saygın hale getirilmesi için Birlik olarak ne yapacaksınız?
Esendağlı: Avukatlık mesleği özünde çok saygın ve özel bir meslektir. Avukatlar çok önemli bir görevi icra ederler. Yargının kurucu unsurunu, savunma hakkını temsil ederler. Yargı unsurları içerisinde bağımsız pozisyondadırlar ve sundukları hizmetin karşılığında kendi ekonomilerini de sağlamaya çalışırlar. Ama içinde bulunduğumuz dönemde gerek baronun gerekse avukatların bu anlamda en büyük sıkıntısıdır itibar. Burada büyük bir sıkıntı olduğunu kabul ve teslim ediyoruz. Bu anlamda öz eleştirimizi yapmaya da hazırız. ‘Neden avukatlar bu kadar önemli bir görevi icra ederken gerekli saygı ve itibarı görmüyorlar’ noktasında özeleştirimizi yapacağız, hatalarımızı tespit edeceğiz ve bunları aşmak için çaba sarf edeceğiz. Mesleğin hak etmiş olduğu itibarı ve saygınlığı elde etmek için gereken her türlü çalışmayı da yapacağız. Gerek meslek örgütünü daha etkin, daha görünür ve daha duyarlı yapmak için, kurumsallaştırmak için gerekse mesleği icra eden meslektaşlarımın mesleklerini gururla ve keyifle icra edebilmeleri için, bu konuda haksız bir şekilde tutum sergileyen tüm muhataplarla da gerektiği şekilde temas edilecek.
Soru: Türkiye’de iktidar Barolar Birliği’ne savaş açtı. Yargı ile barolar arasındaki ilişki yargıya olan güveni azalttı. Buna son örnek 6 gazetecinin hapse mahkum edilmeleri olayıdır. Türkiye’de yaşanan bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz. Türkiye Barolar Birliği ile bir kurumsal iletişiminiz var mı?
Esendağlı: Türkiye Barolar Birliği ile geçtiğimiz dönem içerisinde yoğun bir şekilde temas yapılmıştır. Bu ilişkinin devam etmesi konusunda da kararlılığımız var. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu da beni arayarak tebriklerini iletti, işbirliğinin devam edeceği konusunda da sözlü olarak teyitleştik. Türkiye Barolar Birliği çok önemli bir kurum. Türkiye’de hukukun üstünlüğü, hukuk devletinin devamı noktasında oldukça büyük bir misyonu üstlenmiş durumda, oldukça güçlü bir örgüt. Bu anlamda hem meslek örgütü olarak hem de Türkiye- KKTC ilişkilerinin özelliği bakımından Türkiye Barolar Birliği ile ilişkilerimizi çok önemsiyoruz. Türkiye’deki gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Bundan zaman zaman kaygı da duyuyoruz. Tabi başka bir ülkedeki iç sorunlarla ilgili bizim doğrudan görüş beyan etmemizin doğru olduğunu düşünmüyorum ama bizim ülkemize olan etkilerinin ne olacağı noktasını dikkatle ve yakından izliyoruz. Bu anlamda en yakın ve önemli örnek 22 Ocak olaylarıdır. O fitili Türkiye’den ateşlenen bir olaydı. Bu anlamda özellikle bizim açımızdan dikkat çekicidir. Doğrudan Türkiye’deki iktidarın ve yargının kendi içlerindeki konularla ilgili müdahil olmak değil ama özellikle ülkemiz bakımından etkilerini analiz etmek adına yakından takipte olacağız.
Soru: Kamuoyunun ciddi beklentileri var. Barolar Birliği’nin hedefleri nelerdir?
Esendağlı: Barolar Birliği Genel Kurulu tarafından oldukça yüksek bir destekle başkan seçildim. Bu anlamda meslektaşlarımın teveccühü ve güveni söz konusu. Bu bir onur olmakla birlikte omuzlarımızda ciddi bir sorumluluk yarattı ve kamuoyundan da benzer tepkiler aldım. Yapabileceğim tek şey bu görevi layığı ile yerine getirmek için, baronun hem mesleki konularda hem de toplumsal konularda sorumluluklarını yerine getirebilmesi için seçilmiş bulunan ve gönüllü olarak destek vermeye hazır olan tüm meslektaşlarımla birlikte var gücümüzle çalışmaktır. Bunun için elimizden geleni yapacağız. Bununla ilgili planımız ve programımız, yol haritamız mevcuttur. Çok yakın bir zamanda baronun aktif bir şekilde hangi konularda çalışmaya başladığını ve hangi şekilde bir değişime vesile olduğunu hep birlikte izleyeceğiz.
































