Mesele değil to be or not to be - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Salı, Nisan 23, 2024
Köşe Yazarları

Mesele değil to be or not to be

“Hiçbir şeyden çekmedi dünyada, nasırdan çektiği kadar; Hatta çirkin yaratıldığından bile o kadar müteessir değildi; Kundurası vurmadığı zamanlarda anmazdı ama Allah’ın adını, günahkâr da sayılmazdı. Yazık oldu Süleyman Efendi’ye. Mesele falan değildi öyle, to be or not to be kendisi için; Bir akşam uyudu; Uyanmayıverdi. Aldılar, götürdüler. Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü. Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar, haklarını helâl ederler elbet. Alacağına gelince, alacağı yoktu zaten rahmetlinin. Tüfeğini depoya koydular, esvabını başkasına verdiler. Artık ne torbasında ekmek kırıntısı, ne matrasında dudaklarının izi; Öyle bir rüzgâr ki; Kendi gitti, ismi bile kalmadı yadigâr. Yalnız şu beyit kaldı kahve ocağında el yazısıyla: “Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasaydı” demişti dünya şairi Orhan Veli Usta Üsküdar’da bir balıkçıda rakının dibine dibine vurarak. İşte, yeşil bir kalemle tam da ortasından bölünen bizim yarım adacık Kbrıs da aynen Süleyman Efendi gibi züürt bi’şekilde Avrupa Birliği topraklarına gömüldü bildik. Makariosçu solcu ve de güya ulusalcı Hristofyas Amca HAVADİS’e verdiği son röportajında “Anavatanlara saygımız büyük ama Kıbrıs’ın içişlerine karışma hakları yok. Hep birlikte ‘yaşasın birleşik Kıbrıs’ diyebiliriz” demiş. HAVADİS Haber Paketi’nin bu haberini telefonumdaki “fıkalar bölümü”ne kaydettim katıla katıla ve de avaz avaz susarak. Vakt-î zamanında “hayırrrrr” çığlıklarını OXI nâmeleri ile soslayıp, soğuk bir yemek olarak halkına sunan birinin, iflas perdesi önünde gözyaşlarıyla; “Yaşasın Birleşik Kıbrıs” demesi ne garip şey anne! İşte bu iki yüzlülük sayesinde eski Kıbrıs Davası, yeni Kıbrıs Sorunu tesis edilen labirent eşliğinde ha’bire çıkmaz yolda duvara tosluyor. E hâl böyle olunca da eski tatlı su balıkları ekmek kırıntıları arasında debelenip duruyor. Kapı(!)ların açıldığı ilk saatlerde Güney’e geçmiştik ya, ilk dikkatimizi çeken gerçeklerden biri de 2 Amerikan Doları’nın 1 Kıbrıs Lirası’na denk gelmesiydi. Vay gavvolem vay, bu ne zenginlik demiştik ya nazara geldi bizim Kıbrıs Cumhuriyeti. Rüyada görsek hay’ra yormazdık vesselam. Bu kötü tabloda bile belediye hizmetleri sürer durumda hizmet vermeye devam ediyor, yok öyle Lefkoşa Çoplüğü durumları. E sportif faaliyetler ne durumda? Adamlar her hâlukârda Şampiyonlar Ligi ve diğer branşlardaki uluslararası sportif organizasyonlara iştirak ediyorlar. Bi’defa bizim kulüplerin sadece ‘sabit giderleri’ varken, onların da sabit giderleri var ancak özellikle TV yayıncı kuruluşu ve de müşterek bahislerden de milyon euro’luk anlaşmaları var. Üzerine de mobil aidatları cabası sayın seyirciler. E hâl böyle olunca da parlementodan uzak bir sportif yapı ve onun da üzerinden başarılar gelebiliyor özellikle futbolda, teniste, atletizmde veya kürek sporunda olduğu gibi. Önümüzde 2016  Rio de Janeiro var. Onlarca da olimpik sporcumuz ve de adayı var. Bu bebeler için n’aspmayı planlıyoruz? N’apmayı düşünüyoruz veya daha da kestirmeden söyleyim; Hayattan beklentimiz ne? “E daha spora ilişkin herhangi bi’atama bile yok nedir be Nazım söylediğin” diyebilirsiniz sayın seyirciler. Vallahi onu bunu bilmem, başlıkta da yazıldığı gibi ‘olmak veya olmamak mesele değilse’ no problem ama kulüp başkanları da ha’bire tıpkı Orhan Veli adamım gibi ağlamaca; “Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda; Dokunabilir misiniz gözyaşlarıma ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerinse kifâyetsiz olduğunu bu derde düşmeden önce” diyen yüzlerce de spor yöneticimiz var.. Doğru ya; Ağlamayan bebeye de meme yok. Sonuç m? Sonuçta hep birlikte hüngür hüngür sevgili okuyucum. Tabii ki de Soyer’in bebeleri hariç. Zira daha çok yakın geçmişte basketbol topu eşliğinde Manchester’de zevk-i sefa etmişler. Helâl. Katkı koyanlara bin selam…

Tepki göster
Bayıldım
0
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar