Köşe Yazarları

Meleklerin cinsiyetini tartışıyor






Tarih kitaplarında, Bizanslılarla ilgili olarak yazılanlar, ileride Kıbrıslı Rumlar için de yazılacak gibi.

İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınmasının hazırlıkları sürerken, Bizans’ta tartışılan en önemli konunun meleklerin cinsiyeti olduğu söylenmektedir.

Meleklerin erkek mi, dişi mi tartışması toplumu bölerken, Fatih de tüm hazırlıklarını tamamlayarak, İstanbulu fethederek, bir dönemi sona erdirmişti.

Meleklerin cinsiyetini tartışma, o günden beridir, esas yerine gereksiz tartışmalarla enerji tüketmenin sembolü olmuştur.

Özellikle dini yapıların güçlü olduğu devletlerde, bu tartışmalar toplumun dikkatini dağıtmakta ve toplumu muhtemel tehlikeleri gözden kaçırmaya  itmektedir.

Rumlar arasında da, kendi güçlerini abartma ve esas olana yönelmeme anlayışının, Ortodoksizmin aşırı hayalci yapısından kaynaklandığı kesindir.

Rumlar,  ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN DEVAMININ etraflarını bir anda ATEŞ ÇEMBERİNE çevirebilecek potansiyeli olduğunu anlamamakta ısrarlıdırlar.

Kıbrıslı Rumlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarının dışında kalabileceklerini ve Türkiye’ye rağmen Akdeniz’de gaz  çıkartma çalışmalarını ilerletebileceklerini düşünmektedirler.

Anastasiyadis, çözüm süreci yerine, seçim çalışmalarına yönelebileceğini, ve bunun acı bir faturasının olmayacağını hesaplarken, ard arda Türkiye’nin yayınladığı NAVTEX’lerle karşılaşmaya başlamıştır.

Türkiye Kıbrıs sahillerinde, Baf ve Leymosun açıklarında silahlı tatbikatlara yönelirken, Rumlar, Türkiye’nin son 3 yılda dış politikasının , müdahaleciliği esas alan bir çizgiye geldiğini analiz etmeyi bile  becerememektedirler.

Kıbrıs’ta ,  1974’ tten günümüze kadar olan dönem, ATEŞKES’ten başka bir şey değildir.

Bu durum, taraflardan birinin politikaları tehlikeye girdiği anda, bozulabilecek, tehlikeli bir durumdur.

Kıbrıslıların bu tehlikeli durumdan kaçınabilmeleri için, Kıbrıs sorununu bir an önce çözmeleri en önemli görevleri iken, özellikle Rum tarafının, BM’nin sunduğu tüm planları ret eder bir çizgi izlemesi ve Türklerle  YÖNETİMİ PAYLAŞMAKTAN KAÇINMASI, Kıbrıs adasını, her an  PATLAYABİLECEK bir BARUT FIÇISINA çevirebilir.

Son 3 Yılda, Tayyip Erdoğan yönetiminde, Türkiye’nin dış sorunlara daha müdahaleci bir tavırla yaklaştığını analiz edemiyen Rumlar, Kıbrıs’ta Türkiye’ye rağmen adımlar atılması durumunda, Kıbrıs’ın patlamaya hazır potansiyelini bile analiz edememektedirler.

Türkiye’nin hızla Batı’dan uzaklaştığı bu dönemde, meleklerin cinsiyetini tartışma sendromundan kaçınmak gerekmektedir.

Melekleri gören yokken, cinsiyetini tartışmakta ısrar ile, Kıbrıs’ta yaşayan Türkleri dikkate almamak aynıdır.

Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin pozisyonunu kullanarak, adada askerini bulunduran Türkiye’nin, Rumların tek yanlı enerji çalışmalarına onay verebileceğini hayal etmek, Kıbrıs sorununun tehlikeli dinamiğini ANLAMAMAK DEMEKTİR.







Başa dön tuşu